Ekopolitik

Türk Dış Politikası: Nereden Nereye

Herkesce malum ki Turk dis politikası son on yıldır ciddi bir degişim ve yeniden yapılanma sürecinde. Peki ne degistide daha önceleri duragan olan ve bekle gör politikası izleyen Türk dısişleri bu politikasını terk ederek dünya ya açıldi ve edilgen bir konumdan etken bir konuma geçiş yaptı. Bu değişimin şüphesiz birden çok sebebi var ama bölgemizdeki ve dünyadaki dengelerin yeniden kurulmasıı ve iç siyasetimizdeki değişiklikler bunların başında geliyor. Uluslararası alanda Türkiye’nin artan prestiji Bu sene Türkiye’nin baskanlık ettiği BM toplantılarında da kendini bariz olarak gösterdi.  Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olmasının yanında uluslararası problemlerin çözümü noktasında oynadığı roller uluslararası kamaoyunun dikkatini çekti ve birçok ülkenin taktirini topladı.

Herkesce malum ki Turk dis politikası son on yıldır ciddi bir degişim ve yeniden yapılanma sürecinde. Peki ne degistide daha önceleri duragan olan ve bekle gör politikası izleyen Türk dısişleri bu politikasını terk ederek dünya ya açıldi ve edilgen bir konumdan etken bir konuma geçiş yaptı. Bu değişimin şüphesiz birden çok sebebi var ama bölgemizdeki ve dünyadaki dengelerin yeniden kurulmasıı ve iç siyasetimizdeki değişiklikler bunların başında geliyor. Uluslararası alanda Türkiye’nin artan prestiji Bu sene Türkiye’nin baskanlık ettiği BM toplantılarında da kendini bariz olarak gösterdi.  Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olmasının yanında uluslararası problemlerin çözümü noktasında oynadığı roller uluslararası kamaoyunun dikkatini çekti ve birçok ülkenin taktirini topladı.

Bunun açık bir kanıtı olarak toplantılar sırasında ABD’deki bir çok gazete ve televizyon Abdullah Gül ile ropörtaj yapmak için adeta yarıştı. Türkiye artık sözü dinlenen bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor.Bu konum değişikliğinde şüphesiz birden cok sebep var. Öncelikle Ahmet Davutoğlu’ nun Türk Dış politikasını yönlendirmeye başlaması bu değişikliğin ilk ve en önemli sebebi. Davutoğlu akademik bir kökenden geldiği için cok geniş bir stratejik  düşünce perspektifine sahip. Buna ek olarak bir Türk dışişleri bakanının Osmanlı Devleti’nin dünyada söz sahibi olduğu dönemlerin felsefik ve tarihi arka planınıda çok iyi biliyor ve değerlendirebiliyor olması Türkiye için önemli bir fırsat çünkü Türkiye köklü bir devlet geleneğine sahip ve devlet refrekslerinin buna göre belirlenmesi başarılı bir dış politika için çok önemli bir unsur. Aslında Davutoğlu çok şanslı bir akamesiyen çünkü şu anda teorilerini uygulamaya koymak için eşsiz bir fırsata sahip ve uygulamaya baktığımız zaman Davutoğlu bu fırsatı iyi değerlendiriyor.  Zaten Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik adlı kitabını okuduğunuz zaman oradaki pek çok unsurun şu anda Türk dış politikasının bel kemiğini oluşturduğunu görürsünüz.

Bir ülkenin dış politikasının yönünü büyük oranda o ülkenin başbakanı yada başkanı ile dışişleri bakanı belirler. Bu iki mercinin aynı doğrultuda düşünebilmeleri ve birbirleriyle uyum içinde hareket edebilmeleri o ülkenin dış politikasının başarısını arttırır ve ülkeye istikrar ve prestij kazandırır. Dışişleri bakanının ve başbakanın ideolojisi ve vizyonu  ülkenin dışpolitikasını önemli ölcüde etkiler. Davutoğlu ve Erdoğan arasındaki uyum da Türk Dispolitikasına yeni bir boyut kazandırdı. Başbakan Erdoğan ve Davutoğlu arasındaki uyumda tutarlı bir dış politikanın oluşumuna önemli katkıda bulunuyor.  Davutoğlu dışişleri bakanı olmadan öncede uluslararası platformlarda Erdoğan’ın özel temsilciliğini yapıyordu.

Daha geniş bir perspektiften baktığımız zaman Türk dış politikasındaki değişim sadece Türkiye’nin dış politika parametrelerini değiştirmesi bağlamında olmuyor.  Dışişleri bakanlığının yapısında da önemli degişiklikler yapılıyor. Teşkilat yasasından eleman alımına kadar bir sürü konuda bakanlığı daha aktif ve verimli duruma getirmek için çalışmalar yapılıyor. Bu yıldan başlayarak Bakanlığı daha interdisipliner bir yapıya kavuşturmak için psikoloji tarih gibi değişik bölümlerdende meslek memuru  (diplomat)  alımına başlandı. Terfi ve tayin yöntemleri değiştirilerek diplomatların özlük hakları arttırılıyor. Bu durum diplomatlara moralman destek olmanın yanında dünyadaki gelişmeleri daha iyi takip ve analiz ederek daha başarılı bir dış politika oluşumuna katkıda bulunacaktır.

Simdilerde Türk diş politikasının temelini Davutoğlu’nun yazdığı Stratejik Derinlik adlı kitap oluşturuyor. Davutoğlu’nun uluslararası ilişkileri derinlemesine incelediği kitabında Türkiye’nin nasıl bölgesel ve küresel bir güç olabileceğine dair alternatif politikalar öne sürülüyor.   Komşularla sıfır problem ve eski Osmanlı topraklarında tekrar diplomatik etkinlik kurmak gibi politikalar Davutoğlu’nun dış politika görüşünün birer tezahürü ama bütün bunları yaparken bazı güç odaklarının – Türkiye’nin artan eklinliğinden rahatsiz olan odaklar- engellemelerle de karşılaşılmıyor değil. Bu engellemeler  dış politikamızda bazı sapmalara neden olabiliyor. Ayrıca dış politika oluşturukende kamaoyunun bu politikalar vereceği tepkilerde iyi hesaplanmalı çünkü eğer kamaoyunuz atacağınız stratejik adıma psikolojik olarak hazır değilse uygulayacağınız strateji yarım kalabilir. Bu duruma Örnek olarak Ermenistan’la yapılan protokol ve sonrasında yaşaananlar verilebilir. Türkiye ciddi bir adım atarak bütün ön yargilara ragmen Ermenistan ile tarihi bir protokol imzaladı fakat bu durumdan rahatsiz olan odaklar hemen karşı hamlaler yaptılar veprotokollerin onay sürecini kilitlendi. Ayrıca iç kamaoyundan da ciddi bir dirençle karşılaşıldı. Demokratik ülkelerde siyasal partiler seçimle iş başına geldikleri için iktidarlarını korumak adına seçimi tekrar kazanmaları gerekir bu yüzdende toplumun genelini rahatsiz edecek dış politika hamelelerinden sakınırlar. Bu nedenle bir ülkenin dış politikasını siyasal partilerin programlarına bağlamak yerine devlet politikası oluşturmak ülke menfaatleri için hayatidir. Bizdeki eksik nokta ise bir devlet politikası oluşturmak yerine her seçimde değişen siyasal partilerin programları kullanmak.

Son söz olarak Türkiye dış politika anlamında son on senede önemli bir mesafe kaydetti ama önümüzde kathetmemiz gereken uzun bir yol olduğu açık çünkü dış politikada dengeler bir gecede değişebilir. Bu nedenle bir ülkenin dış politikadaki başarısı bu tür durumlarda kendilerine manevra alanı yaratabilme yetenekleri ile ölçülür.

Ali Haydar Harmankaya

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu