Ekopolitik

Suriye Muhaliflerine Yapılan Silah Yardımı Kontrolden Çıkıyor

Amerikalı yetkililer ve Ortadoğulu diplomatların aktardığına göre, Suriye’de Beşar Esad rejimini devirmek için çabalayan muhalif gruplara destek amacıyla Katar ve Suudi Arabistan’dan gönderilen gemiler dolusu silahın, Batı’nın desteklediği seküler gruplardan daha ziyade katı-İslamcı cihatçıların eline geçtiği belirtiliyor.

Başkan Obama ve diğer üst düzey Amerikalı yetkililerin, bu güne kadar 25.000 cana mal olan Suriye’deki çatışmaların devlete ‘özel’ değerlendirmeleri üzerinden farkında oldukları bu sonuç, Beyaz Saray’ın minimal ve dolaylı müdahalesinin, nihayi amaç olan baskıcı hükümetin yıkılıp yerine demokratik bir düzenin oluşturulmasına mı yoksa ABD’ye yönelik gelecekteki nefret isyanlarının tohumlarının ekilmesine mi yardımcı olduğu konusunda kafasının karışmasına yol açtı.

‘‘Bu öldürücü silahların büyük çoğunluğunun ulaştığı gruplar, Amerika’nın kesinlikle bu silahlara sahip olmasını istemediği gruplar’’ diyor, üst düzey bir Amerikalı yetkili. Bu görüş, son zamanlarda işlerin ABD’nin gözünde yanlış gittiğine dair yapılan yorumlarla uyuşuyor.

Amerikalı yetkililer ve Ortadoğulu diplomatların aktardığına göre, Suriye’de Beşar Esad rejimini devirmek için çabalayan muhalif gruplara destek amacıyla Katar ve Suudi Arabistan’dan gönderilen gemiler dolusu silahın, Batı’nın desteklediği seküler gruplardan daha ziyade katı-İslamcı cihatçıların eline geçtiği belirtiliyor.

Başkan Obama ve diğer üst düzey Amerikalı yetkililerin, bu güne kadar 25.000 cana mal olan Suriye’deki çatışmaların devlete ‘özel’ değerlendirmeleri üzerinden farkında oldukları bu sonuç, Beyaz Saray’ın minimal ve dolaylı müdahalesinin, nihayi amaç olan baskıcı hükümetin yıkılıp yerine demokratik bir düzenin oluşturulmasına mı yoksa ABD’ye yönelik gelecekteki nefret isyanlarının tohumlarının ekilmesine mi yardımcı olduğu konusunda kafasının karışmasına yol açtı.

‘‘Bu öldürücü silahların büyük çoğunluğunun ulaştığı gruplar, Amerika’nın kesinlikle bu silahlara sahip olmasını istemediği gruplar’’ diyor, üst düzey bir Amerikalı yetkili. Bu görüş, son zamanlarda işlerin ABD’nin gözünde yanlış gittiğine dair yapılan yorumlarla uyuşuyor.

ABD Suriye’deki muhaliflere doğrudan silah yardımı yapmıyor. Bunun yerine büyük bir kısmı Suudi Arabistan ve Katar’dan temin edilen tüfek ve el bombası gibi ikinci el hafif silahların ülke içine sokulması için istihbarat desteği sağlıyor. Rapora göre, özellikle Katar’dan gönderilen silahlar büyük oranda aşırı İslamcı grupların eline geçiyor.

Silah akışı ile ilgili değerlendirmeler Obama için kritik bir döneme denk geliyor. Bu meselenin seçim öncesi haftalarda baş gösteren diğer tartışmalarla beraber en önemli dış politika tartışması olacağı anlaşılıyor. Öte yandan, bu durum Obama’nın Cumhuriyetçi rakibi Romney’in ortaya koyduğu Suriye politikasını da gündeme getiriyor.

Romney geçen Pazartesi Virginia Askeri Enstitüsü’nde yaptığı konuşmasında, Suriye’de ‘‘(Amerikan) değerlerini paylaşan’’ grupları tespit ettikten sonra onlara Esad’ın tankını, helikopterini ve jetini püskürtmek için ihtiyaç duydukları silahları sağlayacağını açıkladı. Bu açıklama Romney’in, Amerikalı yetkililerin kimin eline geçeceğinden emin olmadıkları için bu güne kadar muhaliflere sağlamadıkları tanksavar, uçaksavar gibi çok daha ciddi silahların akışına izin vereceğini kabul ettiği anlamına geliyor.

Romney yine de bu yardımların doğrudan yapılacağını söylemekten imtina etti. Yardımcıları sonradan yaptıkları açıklamayla, bunun Arap müttefikleri üzerinden sağlanacağını belirttiler. Bu durum onun da, Obama gibi, silah dağıtımı üzerinde çok az bir denetime sahip olmasına neden olacaktır.

Yetkililer, gölge ağlar üzerinden Suriye muhaliflerine aktarılan bu silah yardımlarının aslan payının aşırı İslamcı grupların eline nasıl geçtiğini anlamaya çalışıyor. Bu soruya yetkililerin hayal kırıklığı içinde verdiği cevap, sevkiyatlar için bir takas merkezinin olmayışı ve sevkiyatı en son alması gereken grupların tespiti için etkili bir yolun bulunmayışı oluyor.

Bu sorunların, geçen ay Türkiye’ye gizli bir ziyaret gerçekleştiren CIA başkanı General David Petraeus’un da kafasını meşgul eden merkezi kaygılar olduğunu aktarıyor yetkililer.

CIA henüz bu ziyaretle ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Bu bölge, Petraeus’un Ortadoğu’daki bütün askeri operasyonlardan sorumlu olduğu Merkez Ordu Komutanlığı yaptığı zamanlardan aşina olduğu bir bölge. Bölge devletlerinden yapılan açıklamalar ise bu ziyaretin, yetkililer ne kadar aksini savunsa da, Petraeus’un silahları yönlendirme girişiminin içine doğrudan dahil olduğunun göstergesi olduğu yönünde.

CIA ile kapsamlı bir ilişkisi olan Ortadoğulu bir diplomat ise mesele ile ilgili yorumunda, Petraeus’un amacının ‘‘Amerika’nın birlikte çalışabileceği bir muhalefetin araştırma ve şekillendirme’’ sürecini denetlemek olduğunu söyledi. Amerikalı ve Arap yetkililere göre, CIA doğrudan yardımı düzenlemek için Türkiye’ye ajanlarını gönderdi ancak doğru istihbarat eksikliği ve isyancı grupların çokluğu nedeniyle bu girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.

Hükümeti Suriye muhalefetine destek veren bir başka Ortadoğulu diplomat ise, organizasyon eksikliği ve isyancı grupların tek çatı altında toplanamayışının ülkesinin politik liderlik yapmada cesaretini kırdığını ve ABD’li yetkililerle birlikte kaygılarını arttırdığını vurguladı. Hassas istihbarat meseleleri üzerine konuştuğu için isminin gizli tutulması koşulu ile mülakat veren diplomat, açıklamasının devamında, isyancı grupların net bir askeri planlarının ve Esad sonrası Suriye’yi nasıl yöneteceklerine dair tutarlı bir projeksiyonlarının olmadığını, kendi aralarında sıkça kavga ettiklerini, bu nedenlerle askeri ve politik etkinliklerini kırdıklarını belirtti.

‘‘Esad sonrası dönem için hiçbir gruptan liderlik yapma adına bir adım gelmedi. Gelişmelere ilişkin göstergeler çok iyi değil, en başından beklentileri düşük tutmalıydık’’ diyen diplomat muhalifler arasındaki bu dağınıklığın, bir kısmı El Kaide ile bağlantılı olan aşırı İslamcı grupların elini güçlendirdiğini söylüyor ve ekliyor; ‘‘Bu durum ne kadar devam ederse bu gruplar da o kadar güç kazanır.’’

Amerikalı yetkililerin asıl kaygısı, Esad devrildikten sonra ülkede kontrol edilmesi güç yeni çatışmaların baş göstermesi ve sürecin sonunda daha fazla sayıda aşırı İslamcı grubun güç kazanması. Bu, isyancı grupları besleyen silah pazarlarındaki yaşananlarla yakından ilişkili. Türkiye-Suriye sınırı boyunca uzanan birkaç kasabada, gerçek kimliklerin ve siyasi aidiyetlerin anlaşılmasının son derece güç olduğu kaotik bir atmosferde, isyancı komutanları gölge arabulucularla görüşüp silah pazarlığı yaparken bulabilirsiniz.

Geçen ayın sonlarına doğru, Türkiye’nin sınır kenti Antakya’da, iki adam İslamcı grupların Esad’ın çöküşü sonrasında kullanılmak üzere büyük miktarlarda silah alıp aralıklarla gömdüklerine şahit olduklarını söylüyorlar. Ancak bu bilgileri doğrulatmak mümkün olmadı. Görüşlerine başvurulan diğer isyancılar ise, alaycı bir ifade ile, bunun oldukça mantıksız bir iddia olduğunu belirttiler. Dahası, isyancı gruplar bu silah dağıtımında lehlerine olacağını umarak, dillerinde ve dış görünüşlerinde bir adaptasyona gidiyorlar. Örneğin, Katar’ın silahları İslamcı gruplara vermeye eğilimli olduğu duyulduktan sonra, isyancıların bir çoğunun Selefilerin tercih ettikleri sakal-bıyık şekillerini benimsedikleri söyleniyor.

Suudiler ve Katarlıların güvendikleri arabulucuların -bazıları Lübnanlı- kendileri de anlaşmaya çalıştıkları isyancı grupların karmaşık ilişkilerini ve aidiyetlerini anlama konusunda zorluk yaşıyorlar.

‘‘Süreci geliştirmeye çalışıyoruz’’ diyor, isyancılara küçük silahlar sağlama işine dahil olmuş bir Arap yetkili ve ekliyor; ‘‘Suriye’de her şey çok karmaşık fakat zamanla öğreniyoruz.’’

Çeviren: Kamuran YAVUZ

(NYT, Rebel Arms Flow Is Said to Benefit Jihadists in Syria, 14 Ekim 2012)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı