GündemGündem AnalizSiyaset

Referandumun Yankıları-I

Cumhuriyet: Aydın Engin:Yarımızın anayasası – yarımızın başkanı

Yüksek Seçim Kurulu referandum sonuçlarını henüz resmen açıklamadı. Açıkladığında ne diyecek bilmiyorum.  Ama yasaları uygulayacak yürütme erkini de ele geçiren zat daha referandum gecesi ilan etti. Atı alan Üsküdar’ı geçmiş…  Yani yasal anlamda Referandum sonuçlanmış gibi ve Türkiye yeni ve berbat bir anayasa ile kuşatıldı ve başkanlık sistemine geçti.  Birileri kalkıp “Yüksek Seçim Kurulu sonuçları resmen açıkladığı anda artık bu referandum sonuçları kanunen kesindir ve geçerlidir ve herkes onu kabul etmek zorundadır” diye demokrasi kültüründen nasipsiz açıklamalar yapabilir. Yasal eski dilde “kanuni” demek, uluslararası literatürde de “legal”…  Ama unutulmasın, kanuni olan her zaman meşru değildir; legal olmak legitim olmayı geçerli kılmaz.  Savcı hemen kaşlarını çatmasın. Sadece kanuni (legal) ile meşru (legitim) arasındaki fark iyi anlaşılsın diye örnek veriyorum.  Hitler Almanya’sında, Mussolini İtalya’sında, Salazar Portekizi’nde, Franko İspanyası’nda pek çok kanun (yasalar) vardı.  Hiçbiri meşru değildi. Devamı …

Hürriyet: Mehmet M.Yılmaz:Cumhurbaşkanı değişir mi?

Cumhurbaşkanı, referandum sonuçlarına bakıp ülkenin diğer yarısı ile uzlaşmaya yönelik birleştirici bir dil mi kullanacak, yoksa o kesimi tümden yok mu sayacak? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eğer AKP iktidarının ilk yıllarındaki gibi davranıyor olsaydı, bu soruya olumlu bir yanıt verebilirdik. Ancak iktidarının son yedi senesinde kullandığı dil de değişti, izlediği politika da. Artık birleştirici olmak gibi bir derdi yok, tek hedefi partisine oy verenleri bir arada tutabilmek, kaymaları önlemek. Bunu da bugüne kadar gayet iyi başardığını söyleyebiliriz. Bir tek son referandumda, normal olarak seçimlerde partisine oy veren bir kitleyi bu yolla etkilemeyi başaramadı. Ama biliyor ki iş seçime geldiğinde, partisine oy verenlerin kendilerini tehdit altındaymış gibi hissetmelerini sağlayabilirse, yine istediğini alabilir. Devamı …

Milliyet: Nagehan Alçı:Ak Parti eriyor mu? Metropolleri kaybetti mi?

Unutmayalım ki 16 Nisan bir referandumdu, bir genel seçim değil. Türkiye önerilen değişikliğin yüzde 51.4 ile kabul görmesiyle yeni bir sürece giriyor. Elbette ‘evet’lerin daha yüksek olması bu sürecin yönetimi ve ilerleyişi açısından daha sağlıklı olurdu. O nedenle de dikkatli ve yumuşak, uzlaşmacı bir zemin üzerinden gitmek taraflar ve tüm vatandaşlar açısından çok daha faydalı.  Öte yandan, bu referandumun sonuçları değerlendirilirken ‘Ak Parti düşüşe geçti, böyle giderse 2019’u kaybeder, bakalım gerekli dersleri çıkarabilecek mi?’ türünden yorumlar doğru yorumlar olmayabilir, Ertuğrul Özkök gibi isimlerin temennilerini tespit olarak yazması avuntudan başka bir şey değil. Böyle duygusal tepkilerin anlamlı olduğunu düşünmüyorum. 16 Nisan’a bakarak Ak Parti’nin miadını doldurmaya doğru gittiğini söyleyenler yine yanılıyorlar. Zira sonuçlar bize böyle bir çıkarımı sağlamıyor. Devamı …

Gazete Duvar: Aydın Selcen:Hınçla ters takla

Başkanlık rejimi referandumu sonucu toplumun ikiye yarıldığını kapkalın bir çizgiyle tescil etti. Yalnızca İstanbul’un (oranları yuvarladım) Kadıköy (yüzde 81), Beşiktaş (yüzde 83), Şişli (yüzde 72), Bakırköy (yüzde 78), Ankara’nın Çankaya (yüzde 78) ilçelerindeki ve İzmir’in (yüzde 69) toplam HAYIR oyu oranına bakmak bile bize yeni rejimin sekülerler tarafından reddedildiğini gösteriyor. Trakya Bölgesini ve hatta İç Ege’yi dahi bu kategoriye katmak mümkün. Yerleşim birimlerinde yıkıma yol açan terörle mücadele harekatlarının yürütüldüğü ve geleneksel olarak HDP’nin güçlü olduğu Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin Kürt nüfus yoğunluklu illerindeki HAYIR oyu oranlarına baktığımızda, Kürtlerin de blok halinde yeni rejimi reddettiğini görüyoruz. Dersim/Tunceli’yi de kendine özgü yapısıyla bu gruba dahil edebiliriz. Buralardaki 1 Kasım 2016 seçimleriyle karşılaştırma yapıldığında Kürtlerde görülen EVET’e teveccüh eğrisi, bu gerçeği değiştirmeye yetmiyor. Devamı …

Sabah: Hasan Bülent Kahraman: Referandum sonrası-1

Neticede 16 Nisan referandumunda bu şart işledi. Bu koşulun devreye girmesinin olumlu ve olumsuz sonuçları var, evet cephesi açısından. Örneğin Kürtlerin pozisyonu bu bakımdan üstünde uzun uzun düşünmeyi gerektiriyor. Ak Parti’nin Kürt bölgesinde oylarını artırdığı yerler de var eksilttiği yerler de. Kabaca yapılan hesaplara göre yaklaşık 400 bin oy geldi Kürtlerden Ak Parti’ye. Öte yandan İstanbul’dan ‘hayır’ çıktı ve bu kentteki, dünyanın en büyük Kürt nüfusuna sahip bu kentteki, Kürt oylarının yönünü iyi değerlendirmek gerekir. Bu durum bize başka bir şey düşündürüyor. Ak Parti’nin 2017 referandumunda elde ettiği sonuç onu bugüne getiren dinamiklerden önemli farklar gösteriyor. Bu farklar içinde Kürtler ne kadar dikkat çekici ise doğrudan doğruya Ak Parti tabanının oy davranışı da bir o kadar ilginç. Hatta daha da çarpıcı. Devamı …

Star: Ahmet Taşgetiren:80 milyonun Cumhurbaşkanı

Referandumun yüzde 51.4 – 48.6 oranında sonuçlanması bir toplumsal farklılaşmayı ortaya koyuyor. Her seçimin böyle bir farklılaşma getirmesi işin tabiatı gereği. Bu farklılaşma, Türkiye haritasını da farklı renklere büründürüyor. Referandum Evet – Hayır ekseninde gerçekleştiği için iki renk var. Ancak, biz siyasi parti ekseninde bir tercih söz konusu olduğunda daha farklı renklerin de devreye gireceğini biliyoruz. Şu anda Trakya, Ege – Akdeniz sahilleri ve Doğu – Güneydoğu ayrı renkte, İç Anadolu ve Karadeniz farklı renkte. Evet’lerin yüzde 80’lere ulaştığı yerler var, Hayır’ların yüzde 80’lerde göründüğü yerler var. Referandumda sayın Cumhurbaşkanı da bir cenahta konuşlandığı için, kaçınılmaz olarak yüzde 51.4’ün temsilcisi gibi görünüyor. Referandumda oyların farklılaşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişiliğinin çok belirleyici olduğunu söylemek yanlış olmaz. Evet’lerin aldığı sonuçta sayın Cumhurbaşkanı’nın etkisi zaten teslim edilen bir husus. Hayır’larda Erdoğan’a tepkinin etkisi de gözardı edilemez. Devamı …

Karar: Mehmet Ocaktan: Milletin demokras aklı ince ayar yaptı

Milletin sandığa yansıyan iradesini biraz daha yakından okuduğumuzda toplumun demokrasi aklının müthiş bir ince ayar yaptığını görmemek mümkün değil. Öyle bir sonuç ki ne güçlü bir zafer duygusunun dolup taşmasına ne de derin mağlubiyet hissinin yaşanmasına izin veriyor. Evet, hiç tartışmasız anayasa değişikliği seçmen tarafından onaylanmıştır ve bu bir başarıdır ama “evet” bloğunu coşturacak büyük bir zafer değildir. Dolayısıyla yapılacak tüm analizler ve değerlendirmeler bu temel gerçeği dikkate alarak yapılmak durumundadır. Milletin ortaya koyduğu iradeye bakarak, “eğer şunlar olsaydı evetler yüzde 55’ler civarında olurdu ya da haksız rekabet olmasaydı hayır kazanırdı” gibi değerlendirmeler elbette yapılabilir. Ama şunu bilelim ki bunların hiçbirisi seçmenin temel tercihinde radikal değişimlere yol açacak gerekçeler değildir. Devamı …

(TÜRKİYE GÜNDEMİ, 19 NİSAN 2017)

Twitter: analizsurec

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı