BasınEkonomikEkopolitikFasüküller

Joseph Nye: Büyük Demokrasilerin Yeni Uyumu

CAMBRIDGE –Bu yılın başında, Hindistan başbakanı Narendo Modi, Amerika BirleşikDevletleri başkanı Barack Obama’yı ülkesinin Cumhuriyet Günü kutlamalarına katılmasıiçin davet ettiği zaman, bu, dünyanın en büyük iki demokrasisi arasındaki ilişkide önemlideğişikliğin işaretiydi. 1990’lardan beri, üç Amerikan idarecisi karışık sonuçların eldeedildiği ikili ilişkiler geliştirmeye çalıştı. Bu dönem süresince ülkeler arasındaki yıllık ticaret20 milyardan yüz milyar dolardan fazla bir miktara yükselirken, yıllık Amerika-Çin ticaretialtı kat değer kazandı. Siyasi ilişkiler inişli çıkışlıydı. Her iki ülkenin birbiriyle ilişkilerinin çetrefilli ve uzun bir tarihi var. Doğası gereği, herhangibir süper güçle olan müttefiklik eşit değildir; böylece, Amerikan Birleşik Devletleri ile yakınilişkiler kurma çabası, Hindistan’ın stratejik otonomi geleneğiyle çatışabilir. AmaAmerikalılar, demokratik Hindistan’ı bir tehdit olarak görmüyorlar. Tersine, Hindistan’ınbaşarısı, Amerika’nın çıkarları için önemlidir ve birçok faktör, ikili ilişkiler için daha parlakbir gelecek vaat ediyor. Buradaki en önemli faktör, IMF’nin planlamasına göre, 2020’ye doğru yüzde 7.5’i aşacakolan Hindistan’ın ekonomik büyümesini hızlanmasıdır. On yıllar boyunca, Hindistan, “Hintlilerin yıllık ekonomik büyüme oranı yüzde 1’den az” söylemlerinden mağdur oldu. Daha düzgün ifade edilecek olursa, bu 1930’lardaki sosyalist Britanya’nın büyümeoranıydı. 1947’de bağımsızlıktan sonra Hindistan ağır sanayiye odaklanmış içe dönükplanlama sistemini benimsedi. 1990ların başında piyasa eksenli reformlar bu durumu değiştirdi ve aniden yüzde 5’edüşmeden önce, Kongre partisi iktidarında yıllık büyüme oranı yüzde 7 ile ivme kazandı. 2014 genel seçimlerinden beri, Modi’nin Bharatiya Janata Partisi iktidara gelmesiyle, hükümet düşüşü ters yüz etti. Devamlı büyümeye dair umutlar güçlüdür. Hindistan yüzlerce milyon kişiyi içeren ve yeniyeni ortaya çıkan bir orta sınıftan oluşuyor ve resmi dil olan İngilizce 50-100 milyondolayında insan tarafından konuşuluyor. Bu temel üzerinde, Hindistan enformasyonendüstrisi büyük küresel bir rol oynayabilir. Bununla birlikte, 1.2 milyar nüfusu ile Hindistan, Amerika’dan dört kat daha büyük vemuhtemelen 2025’te Çin’i de aşacak. Gerçek ölçeği yalnızca küresel ekonomideki git gideartan önemi olmayacak aynı zamanda Çin’in Asya’daki etkisini dengeleme ve iklimdeğişikliği, kamu sağlığı ve siber güvenlik gibi küresel meseleleri yönetme konularında daçok önemli rol oynayacak. Hindistan aynı zamanda, tahmini 90-100 nükleer silahla, orta menzilli füzelerle birlikteönemli bir askeri güce sahip. 1.3 milyon askeri personele sahip ve yıllık askeri harcamayaklaşık 50 milyar dolar.( tüm dünyanın yüzde 3’ü). Ve yumuşak güç bağlamındaHindistan oturmuş bir demokrasiye, etkili bir diasporaya ve ulus aşırı etki ile enerjik birpopüler kültüre sahip. Bollywood her yıl bir çok ülkeden daha fazla film üretiyor, Asya veOrtadoğu’nun bazı kesimlerinde Hollywood’a rekabet üstünlüğü sağlamış durumda. Fakat Hindistan’ın problemleri de azımsanamaz. İnsan kaynakları geliştirilmeden, nüfustek başına gücün kaynağı değildir. Ve Hindistan ekonomik gelişim ve okuryazarlıkbağlamında Çin’in baya bir arkasında duruyor. Gelişimlerine rağmen, yaklaşık olarakHindistan nüfusunun 3’te biri ağır yoksulluk şartlarında yaşaması, Hindistan’ı dünyanın en fakir nüfusun üçte birine ev sahipliği yapan ülke konumuna koyuyor. Hindistan 2 trilyondolarlık gayrı safi yurtiçi hasıla ile, 10 trilyon dolarlık Çin’in beşte biri, 17.5 trilyon dolarlıkAmerikan’ın ise 9’da biri oluyor.( borsa oranları ile ölçüldü.) Ayrıca, Hindistan’ın yıllık kişi başına düşen geliri 1.760 dolar ile Çin’in sadece beşte birinedenk geliyor. Hatta daha çarpıcı olanı, Çin nüfusunun yüzde 95’i okumuş iken Hindistan’ınoranı ise sadece yüzde 74’ü okuma-yazma biliyor ve kadınlarda ise bu oran yüzde 65’tir. Bu sorunun bir belirtisi de üniversitelerin uluslararası karşılaştırmasında Hindistan’ınyetersiz performansıdır, keza hiç biri dünyanın en iyi 100’ü arasında değil. Hindistan’ın ileriteknoloji ihracatı yüzde 5 iken, kıyaslandığında Çin’in toplam ileri teknoloji ihracatı yüzde30’dur. Hindistan’ın gücünü geliştirip bu yüzyılın ilk yarısında Amerika’ya küresel bir meydanokuyucu olması olası görünmüyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, yumuşak güçbağlamında, Londra’daki Portland danışmanlığının son çalışmalara göre Hindistan en üstteki 30 ülke arasında yer almıyor. Çin 30’uncu sırada ve Amerika Birleşik Krallık veAlmanya’nın ardında kalıyor. Yine de, zaten Asya’da güç dengelerini etkileyen Hindistan’ın hatırı sayılır bir varlığı var. 1962’de savaş çıkmasına neden olan sınır çatışmalarına barışçıl çözümler vaat eden1993 ve 96’daki Çin ve Hindistan arasındaki anlaşma var iken, son yıllardaki Çin’ineylemlerine devam etmesi, sorunu tekrar kızıştırdı. Hindistan ve Çin ( Brezilya, Rusya ve Güney Afrika ile birlikte) BRİCS’in dost üyeleridurumunda. Ama toplantılardaki işbirliği sınırlı oluyor. Hint yetkililer Çin ile ilişkilerkonusunda, kamuoyunda sık sık sağduyu çağrısı yapıp ve akıllıca bir şekilde, ikili ticarianlaşmalar ve yatırımın büyümesini isterken onların güvenlik kaygıları şiddetini koruyor. Asya ülkeleri gurubunun bir parçası olarak Çin’i dengeleme eğilimi gösteren Hindistanzaten Japonya ile diplomatik ilişkilerini güçlendirmeye başladı. Yalnızca Çin’in yükselen gücü göz önüne alındığında, gelişmiş bir Hindistan – Amerikailişkilerini kaybetmek hata olabilir. Hint ekonomisinin başarısı kendi başına Amerikançıkarınadır. Aynı şekilde, Rusya ve Çin daha otoriter bir kontrol arayışı içinde olduğuzaman, internet yönetimi gibi konularda Brezilya ve Hindistan’ın açık bir yaklaşımbenimsenmesi de Amerika’nın çıkarınadır. Tarihsel Hint kamuoyuna verilene göre, Hiç kimse herhangi kısa bir zamanda bir Hint-Amerikan müttefikliği beklememelidir. Ama gelecek yıllarda, kendine has ve daha güçlü birilişki tahmin edilebilir.

Çeviren: Ali Beştaş     

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı