BasınSiyaset

İran-Suudi Soğuk Savaşı Kızışıyor Mu?

Ortadoğu’nun iki rakip gücü İran ve Suudi Arabistan arasında onlarca yıldır devametmekte olan amansız rekabet şu ana kadar genellikle bir kırmızı bir çizgiye riayetetmekteydi: Bu birbirlerinin iç güvenlik meselelerine doğrudan müdahale etmemekti. Riyadve Tahran’daki politikacılar biliyorlar ki rakiplerin Suudi Arabistan’daki Şii azınlıkları veyaİran’daki Sünni azınlıkların arasındaki militan gruplarına destek vermek iki tarafınbeklemediği bir kızışmaya yol açabilir. Fakat bu zımni anlaşma bugünlerde çözülüyor(anlamını yitiriyor) olabilir. Elde somut bir delil olmasa da, İran yönetimi, son birkaç ay içinde Suudi Arabistan’ın yenibir cephe açarak ülkedeki istikrarı bozmaya çalışan Kürt gruplarına destek verdiğine dairiddiaları ikili ilişkileri tırmandırdı. Suudiler ise İran’ın Şii militanlara desteklerini artırdığınısöylüyor. Her iki ülke de iddiaları reddediyor. Fakat Ocak ayından bu yana diplomatik ilişkilerbütünüyle bozuldu ve giderek istikrarsız/gelgeç/değişken bir bölgede, iki ülkenin de çokdaha tehlikeli bir gerginliğe doğru evirildiğini hayal etmek çok zor değil. Yerel silahlı gruplareliyle kısasa kısas saldırılar yürütülüyor. Gerçek şu ki İran’ın Sünnileri ve SuudiArabistan’ın Şiileri geniş ve yaygın tutuklama dönemlerini yaşamıştır. Bu durum mevcuttoplulukların içinde bulundukları ülkenin siyasi ve ekonomik hayatlarından büyük ölçüdedışlanmasına ve dolayısıyla dışarıdan desteklenen militan gruplar için bu ülkelerde verimlibir zemin oluşmasına neden olmuştur. Suudi Arabistan, uzun süreden beri İran’ın kendi ideolojisini ülkesine ihraç etmeyeçalışmakla suçluyor. Bu nedenle Suudiler ülkesinde yaşayan Şiilerin Tahran ile arasındakibağlantılardan vazgeçirmeye çalıştı. Yabancı müdahalesini istemek, şiddeti kışkırtmaklasuçlanan Suudi Şii din adamı Şeyh Nimr El-Nimr’in Ocak ayında idam edilmesi Şiigrupların İran’a destek verme noktasındaki motivasyonunu kırmaya dönüktü. Haftalarsonra da, Suudi Arabistan 2013’te İran için casusluk ve mezhepsel bölünmeleri kışkırttığıgerekçesiyle tutuklu bulunan 30 Şii’yi yargıladı. Geçen hafta, Suudi Dışişleri Bakanı Adel bin Ahmed Al-Jubeir, İran’ı 1996’da KhobarKulesini’nin bombalanmasını planlayıp gerçekleştirmekle ve 2003 yılında Riyad’dabulunan toplu konutları bombalamayı emreden El-Kaide liderlerini barındırmakla suçladı. Suudi Arabistan yetkililerinin dikkat çektiği İran ile ilgili korkularını artıran başka bir işaret, Suudi Şii bir militan grup olan Hicaz Hizbullahı ile beraber militan devşirip eğitmesidir. Kendi payına İran ise, Suudi Arabistan’ın 1979 devriminden beri kendisini zayıflatmayadönük çalışmalarından şikayetçi olmaktadır. İranlılar, Suudi Arabistan’ı özellikle Araplarınçoğunlukta olduğu ve petrol açısından zengin olan Huzistan Bölgesi’nde yer alan Ahvazşehrindeki ayrılıkçı grupları desteklemekle suçlamaktadır. Geçtiğimiz ay içinde, İranlılar, Suudi Arabistan’ın bu yöndeki faaliyetlerini artırdığını söylüyor. Bilhassa İranlılar, Kürtayrılıkçılar tarafından yürütülen operasyonlarda Riyad’ı işaret ediyorlar. İranlı yetkililerle neredeyse 20 yıl boyunca görece bozulmamış ateşkes, bu yaz isyancı birgrup olan İran Kürt Demokratik Partisi’nin İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu ileçatışmalara girmesiyle bozuldu. İran güçleri ayrıca Türkiye’de faaliyette olan Kürdistan İşçiPartisi (PKK)’nin kolu olan PJAK’ın saldırıları altında. Bu ayın başlarında, militanlartarafından Irak’a yakın Kürt bölgesinde İranlı bir milletvekilinin arabası pusuya düşürüldü. İranlı bir general bu saldırıyı “gerici devletler” (Bu terim İran’da genellikle Suudi Arabistan’ıaçıklamak için kullanılıyor) tarafından desteklenen “terörist gruplar”a bağladı. Eski DevrimMuhafızları komutanı başkanı ve şimdi ise Yürütme Konseyi’nin önde gelen üyelerindenolan Mohsen Rezaei, Suudi Arabistan’ın Kürtler arasındaki ayrılıkçı “terör hücrelerini” desteklemesini aleni olarak tepkiyle karşıladı. Rezaei, Kürt isyancılar ile Suudi yetkilileringizli olarak Erbil’de bir araya gelip toplantı yaptıklarından haberlerinin olduğunu iddia etti. Suudi konsolosluğu ise bu iddiayı yalanladı. İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP) de Suudiler ile benzeri bağlantıları olduğunu reddetti, ancak gelecekte Suudi Arabistan ilegörüşmelere açık olduklarını da söylediler. Son olaylara ilişkin İran’ın Suudi Arabistan ile ilgili algıları Suudi Arabistan eski İstihbaratServisi Başkanı Prens Turki el-Faysal bu ay içinde neredeyse İran’da rejim değişikliğiolmasını ifade eden açıklamaları ile daha da körüklendi. Turki bu sözleri, 9 Temmuz günüİran’ın terör örgütü olarak adlandırdığı ve sürgündeki İranlı muhaliflerden oluşan HalkınMücahitleri’ne onların senede bir yaptıkları bir toplantılarında hitap ederken sarfetti. Devrim Muhafızları komutanları ve üst düzey İranlı yetkililer oybirliğiyle Turki’ninaçıklamalarını kınadılar ve bu sözlerin Suudilerin İran’ın istikrarsızlaştırılması içinsponsorluk yaptığını ispatladıklarını savundular. Bu durum, Suudi Arabistan’a içeriden veya uluslararası baskı açısından, daha büyükaskeri ya da siyasi tepkiler gösterilmesi gerektiğini savunan İran’ın güvenlik ağı içinde yeralanlara daha fazla koz sağladı. İran’ın içindeki diğer gruplar güçlü bir şekilde de-escalation (kızışmayı hafifletme)’ı temin edecek daha sabırlı bir yolu tercih ediyorlar. Kaynayan tansiyonu durdurmak için bu noktada ne yapılabilir? En azından Suudi yetkililerin Tahran’daki rejim değişikliği komplolarının arkasındaymış gibigörünmemeleri gerekir. Suudi Arabistan, silahlı Kürt gruplarıyla nasıl ilişki geliştirdiğikonusunda da dikkatli olmak zorundadır. İran liderliği de Suudi Arabistan’ı proveke etmeye yönlendirmekten uzak durmalıdır. Kendiiyilikleri için her iki ülke de kendi azınlık gruplarının giderek artan radikalleşmeleriniönlemek için meşru taleplerini karşılamak için daha fazla çaba içinde olmalıdırlar. Buarada Batı da Suudi Arabistan ile olan ittifakını ve İran ile yeni açılımını bölgesel güvenliğitehdit eden gelişmelere karşı kullanmalıdır. Ortadoğu devletlerinin vatandaşları ısrarla gelecek nesillere daha büyük karmaşalar vaateden değil ama umut veren liderlikler arıyor. Suudi Arabistan ve İran bu yönde bir adımatabilir. Ama bunun için her iki devletin de birbirlerinin iç güvenlik meselelerinekarışmaktan kaçınma noktasında daha fazla çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Ellie Geranmayeh, Avrupa Konseyi’nin Dış İlişkiler Orta Doğu ve Kuzey AfrikaProgramı’nda bir politika uzmanıdır.Avrupa-İran ilişkileri, İran’ın nükleer anlaşması ve ilgiliyaptırım politikaları, İran iç ve dış politikası ile İran-Suudi ilişkileri konuları uzmanlıkalanlarıdır. Çeviren: Alaattin Ayhan

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı