Genel

Gehlen org. İşbaşında!

Reinhard Gehlen (1902-1979) Nazi Almanya’nın ve Hitler’in Doğu cephesinden ve komünist Sovyetlerden sorumlu casus şefi 22 Mayıs 1945’de Amerikan ordusunun CIC(Counter Intelligence Corps: Kontra İstihbarat Birlikleri)’ne teslim olduğu ana kadar herhalde hiç kimse Nazilerin bu efsanevi istihbaratçısının kariyerinin geri kalan kısmında düşman örgüt CIA ve onun evsahipliğini yapan ülke A.B.D. ile işbirliğine hasredileceğini tahmin edemezdi. Fakat hayat neyi alıp neyi onun yerine ikame edemeyeceği belirsizliklerle dolu bir sisler yumağı ve o sisler içinde karşınıza Hindistan umarken yepyeni bir kıtayı, Amerika’yı çıkartabiliyor.Kuşkusuz Amerikan yerlileri (Native American) kendilerine Hindistan’a ulaştıklarını sandıkları için Indian (Hindistanlı) diyen Columbus’un Avrupalılarının bu ad koymasından doğal olarak hiç hoşlanmayabilir fakat hayat bir noktadan sonra belki de bir sürü yanlış anlamanın sonunda ortaya çıkan bir kaos ve insanoğlu da bu kaotik ortam içinde yolunu bulmaya çalışan bir yabancı gibi.

Ama belki de Alman-Aryan Gehlen kendisini Anglo-Saxon-Aryan Amerikan kuzenleri yanında hiç de yabancı hissetmedi, kimbilir. Belki de yabancı olan tek(outsider!) Nazi Avusturyalı(?) Adolf Hitler’di. Fakat her ne olduysa ve nasıl olduysa Gehlen Nazi Almanya’nın III. Reich’nın sürme şansının olmadığını daha 1942’lerde anlamıştı. 20 Temmuz 1944’de Hitler’e karşı gerçekleştirilen ünlü suikast ve darbe girişimi bilindiği üzere başarısızlığa uğramış ve Hitler müteşebbisleri intihar (sebuku) ya da infaz seçeneklerinden biri ile muhatap kılmıştı. Gehlen’in bu komplo teşebbüsündeki rolü “minor” düzeyde olsa gerek ki Gehlen kellesini bu tehlikeli operasyonda korumasını bildi dahası Alman ordusunda Korgeneralliğe bile yükseldi. Ve suikast girişiminden daha bir yıl geçmeden ‘doğru adamlar’a teslim olma ferasetini de gösterdi. Ama bu işi yapmadan önce “self-preservation”(kendi kendini koruma) içgüdüsü olsa gerek ki Sovyetlere ait çok değerli arşivini bir davul içinde Bavyera Alplerinde yalnızca kendisinin bildiği bir ‘location’a saklamayı da ihmal etmedi.

Gehlen Amerikan 12. Ordusunun istihbarattan sorumlu tuğgenerali Edwin Sibert’i yalnızca Sovyet Ordusuna ve politik liderlerine ilişkin derin bilgileri ile değil fakat belki de daha önemlisi Amerikan Komünist Partisi’ne sızmış Amerikan OSS (Office of Strategic Services: CIA’in ata örgütü) ajanlarının isimlerini sayma yeteneği ile de şaşırttı. Amerikalılar için okyanus ötesindeki bir Nazi’nin Amerikan Komünist Partisi’ndeki kendi adamlarını bilme yeteneği fazlasıyla ikna ediciydi.

Gehlen Amerikalı kuzenlerine basit bir anlaşma önerdi. Eğer Amerikalılar esir kamplarındaki Gehlen’in arkadaşlarına ve Gehlen’e özgürlüklerini bağışlarlarsa Gehlen’de Amerikalılar için çalışmayı ve kendi kaynaklarını onlarla paylaşmayı kabullenecekti. 20 Eylül 1945’te Gehlen ve üç yakın arkadaşı A.B.D.’ye uçtular ve ünlü Alman-Amerikan işbirliğinin tohumları atıldı. Gehlen org. çalışmalarına “Güney Alman Endüstriyel Gelişme Organizasyonu” isimli bir “cover up” yapılanma altında başladı. 350 Alman casusu ile işe başlayan Gehlen org. kısa zamanda 4000 “undercover agents”la ‘operate’ eden devasa bir casus şebekesine dönüşecek ve Soğuk Savaş boyunca Amerikan CIA’in Sovyetler Birliği’ndeki ve Varşova Blok’undaki gözü kulağı olacaktır. Bu rakama artık Amerikan vatandaşı olup CIA’in bizatihi kendi gövdesinde görevini sürdüren Nazi-Amerika’lıların da dahil olmadığını düşünürsek Gehlen org’un nelere kadir olduğunu anlamak bakımından belki ufak bir fikre sahip olabiliriz.

Gehlen org. binlerce anti-komünist Doğu Avrupa ve Rus kökenliyi Oberammergau kampında casusluk eğitiminden geçirip Komünist Blok’a sızdırmaktan Rus suikast timi SMERSH’i deşifre etmeye ve Berlin Duvarı’nın altına inşa edilen ünlü Berlin Tünel’i aracılığıyla Sovyet ve Doğu Avrupa elektronik komünikasyonlarının izlenmesine kadar pek çok önemli işi de yürütmesini bildi.Gehlen org. bu süreçte başarısızlıklar da gördü fakat (Nazi)disiplinininden çok bir şey de yitirmedi ve pek çok bakımdan Amerikalı kuzenlerine de ilham kaynağı oldular(Bu arada Gehlen org.’un NATO’nun gizli örgütü Gladio’nun baltası-“axe of Gladio”- ve ODESSA organizasyonunda da merkezi bir role sahip olduğunun da iddialar arasında yer aldığını belirtelim.)

Gehlen Batı Almanya bünyesinde de 1968’e (1956’ya kadar 1. adam olarak) kadar görevini sürdürdü ve 1979’da 77 yaşında hayata gözlerini yumdu. Soğuk Savaş’ın belki de en soğuk casus şeflerinden biri olan Gehlen ve onun organizasyonu Gehlen org. o zaman bu zaman özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Komünist dünyanın önemli ölçüde çökmesiyle unutulmuş gibi gözüküyordu. Fakat Gehlen org. New York Times (“German Intelligence gave U.S. Iraqi Defense Plan, report says”, Michael R. Gordon, 27 Şubat 2006)’ta yayımlanan Irak savaşındaki istihbarat savaşına ilişkin bir raporla kendini tekrar bize gösterdi. Rapor Irak savaşı öncesi gelişmeler kadar savaşı temellendiren istihbarat mücadelesine ilişkin de çok ilginç kimi gerçekleri su üzerine çıkartıyor.

Rapor 18 Aralık 2002 yılında Saddam Hüseyin liderliğinde toplanan Irak savaş konseyindeki tartışmalar dahil olmak üzere Irak savaş planının bir kopyasının Amerikan Genel kurmayına sızdırılması işini Bağdat’taki Alman istihbarat ajanlarının gerçekleştirdiğini açıkça belirtiyor. İşin daha garibi Alman ajanlar işlerini bitirdikten sonra sığındıkları yerin de Fransız istihbaratının üssü olan Fransız Büyükelçiliği oluşu. Kuşkusuz resmi görüşü Irak’taki savaşa karşıtlık olarak ortaya çıkan ve Fransız meslektaşı Chirac’la birlikte alenen Amerika’ya karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde tavır alan Alman Hükümeti “chancellor”ü Gerard Schröder’in kendi istihbarat örgütünün (eski deyişle Gehler org) içişlerine karışma yetkisinin olup olmadığı düşünülebilir.

Dünyada kendi istihbarat örgütünün yaptıklarından habersiz pek çok Başbakan ve Hükümet olduğu veya Başkan’ların bile kendi istihbarat örgütlerince kurban edilebildiği düşünülürse bu gelişme de sürpriz sayılmasa gerek. Fakat rapor tam tersini söylüyor. Schroder ve Başkurmayı Frank-Walter Steinmeier -ki şimdiki Merkel liderliğindeki hükümette Dışişleri Bakanı-‘in operasyondan bütünüyle haberdar olduğunu rapor ısrarla ortaya koyuyor (II. bir rapor için bkz. “Berlin File says Germany’s spies aided U.S. in Iraq”, NYT, 2 Mart 2006). Bu arada listede Yeşillerin lideri Schroder’in Dışişleri Bakanı Fischer’in de olduğunu not edelim.

Gariplikler burada da bitmiyor. Alman ajanlar Amerikalı meslektaşlarına Bağdat’taki askeri ve polis hedeflerinin karakteri ve konuşlanmaları kadar moral durumu da aktardıkları ve daha ilginci Sinagogların ve “Torah rolls”(Tevrat metinleri)nin bulundukları siteleri bile bildirdikleri raporun ortaya koyduğu birkaç gerçekten biri.

Herhalde Gehler org’un varlığının doğası gereği olsa gerek ki Amerikan Genelkurmayının hazırladığı Irak savaşı ile ilgili ortaya konan tavırlar perspektifinde hazırlanan bir “uluslar listesi”nde Almanya “noncoalition but cooperating” (koalisyon dışı fakat işbirliği yapıcı) bir statüde listelenmiş. Bu arada Suudi Arabistan ve Mısır’ın “silent partners” (sessiz partnerler) olarak listede yer aldığını da hatırlatalım.(Mısır kendi hava sahasını Amerikalılara açıp Süveyş Kanalı’nında Amerikan gemilerince kullanımına müsaade etmiş. Suudiler ise Delta Force ve Amerikan Özel kuvvetleri’nin Arar’daki özel bir üsten Irak içine operasyon düzenlemesine müsaade etmiş. Resmi Suudi açıklaması ise bölgeyi sel felaketinden kurtulanlar için bir sığınma alanı olarak designate ediyor.)

Tabii ki bu raporda Türkiye eksik olsaydı resim tamamlanamazdı. Awacs radar uçakları ve Patriot misil baterilerinin Türkiye’ye gönderilmesi hararetli bir şekilde NATO’da tartışması sürerken ilk etapta bu plana karşı çıkan ülke de tuhaf bir şekilde Almanya olmuş. Fakat Irak’a Kuzey’den bir cephe açma kaygısıyla Türkiye’yi ikna etmeye çalışan A.B.D. Almanları bir şekilde hem de çabucak ikna etmişler dahası Almanlar misil baterilerinin gönderilmesinde de aktif bir rol oynamış.

Son olarak Gehler org.’un Amerikan Büyük Ortadoğu Projesi’nin Irak ayağında görev yapan üç değerli üyesi Amerikan Üstün Hizmet Madalyası (American Meritorious Service Medals) ile ödüllendirilmişler. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

Reinhard Gehlen huzur içinde uyuyor.

(Murat Sofuoğlu, Gündem Analiz, 14.03.2006)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu