Ekopolitik

Fransa Rusya’yı Silahlandırmalı mı?

Bir devlet adamının görevi kısa vadeli çıkarlar ile geleceğin gereksinimleri arasındaki farkı oluşturmaktır. İçine düştüğümüz mali kriz, yöneticilerimizin uzun vadeli düşünme ve kendi kararlarının sonuçlarını ölçme becerilerini felç etmişe benziyor.

Yukarıdaki saptama sadece ekonomi için değil, stratejik konular için de geçerli. Bu yıl Rusya’ya Minstral sınıfı helikopter gemisi satma kararı alınması durumu daha net açıklayan bir örnek. Komşusu Gürcistan’ın topraklarına el koyan ve eski Sovyetler Birliği üzerindeki hegemonyasını zorla veya isteyerek yeniden canlandırma amacında olduğunu gizlemeyen bir ülkeyi silahlandırmak akıllıca mı acaba?

Moskova ile stratejik ortaklık adına Fransa, Kremlin’in saldırganlığına göz yummaya ve 2008 yılının Eylül ayından bu yana süratle devam eden askeri reformun meyvelerini vermeye başlamasının ardından meydana gelecek tüm gelişmelere hazır olduğunu mu belirmek istiyor yoksa?

Kuşkusuz, aralarında bizim yöneticilerimizin de bulunduğu pek çok batılı yöneticinin muhakemeleri anlaşılabilir. İç sorunlarıyla ve demografik sıkıntılarıyla boğuşan ekonomik krizin etkisindeki bir Rusya, kendisi açısından kârlı olacak askeri bir işbirliğini neden reddetsin ki nihayetinde!

Özellikle Avrupa’da, Rusya ile stratejik ortaklık kurma isteği çok güçlü. Fakat Kremlin’indeki yöneticilerin hangi dünyada yaşadığı unutuluyor. Mükemmel fırsatlar sunduğu izlenimi yaratan Rus pazarına ek olarak üretim merkezli Batı Avrupa ile zengin yeraltı kaynaklarına sahip az gelişmiş bir Rusya arasındaki tamamlayıcılık yöneticileri cezp ediyor. Ekonomik krizin zayıflattığı Rusya’nın artık tehlike teşkil etmeyeceği zannediliyor ki, bu Kremlin’in yöneticilerinin zihinlerindeki dünyayı unutmak anlamına geliyor.

İçerideki sıkıntıların Kremlin’deki mevcut iktidar açısından önemli bir tehdit teşkil etmediği göz ardı ediliyor. Halbuki mevcut iktidarın ülke üzerindeki nüfuzu o kadar fazla ki, Putin rejimini sallayabilecek duruma gelebilmesi için petrol fiyatlarının çok daha ciddi düşüşler yaşaması gerekiyor. Aksine, mevcut kriz Rus yöneticilere sınır tanımayan tutkularını gerçekleştirmeleri için hiç de beklenmeyen yeni fırsatlar sunuyor. Üstelik kriz, Amerika’nın gerilemesini hızlandırıyor, Rusya’ya komşu ülkelerin büyük kısmını istikrarsızlaştırıyor, Moskova’da zaman içerisinde oluşan Batı yanlısı zayıf kesimin etkisizleştirilmesine imkân sunuyor.

Ülke içerisinde mevcut yönetiminin kesin iflasıyla bir nebze köşeye çekilmek şöyle dursun, Rus yöneticiler, neo-emperyal hedeflerini ve Batı Avrupa’yı Finlandiyalaştırma amaçlarını gerçekleştirmeye hiç olmadığı kadar yakın hissediyorlar kendilerini. Rus yöneticilerinin öncelikleri yaptıklarına bakarak rahatlıkla anlaşılabiliyor. Mesela Rus hükümeti bir yandan fon ayrılamadığı gerekçesiyle genel nüfus sayımını ertelerken, aynı zamanda Viladimir Putin Abhazya’daki askeri üslerin inşasına 15 milyar ruble ayrıldığını duyuruyor.

Tarihi vakalar da her an tetikte olmak gerektiğini gösteriyor. Şubat 1945’te, Yalta’da, batılı yöneticiler Stalin’e boyun eğmişlerdi çünkü batılılar, tüm enerjisini tüketen Rusya’nın bundan böyle önceliği tamamıyla iç yapılanmaya vereceğine, iç yapılanma için de batının teknoloji ve sermayesine ihtiyacı duyacağına ve tüm bunların neticesinde de daha uzlaşmacı bir dış politika takip etmek zorunda kalacağına inanmışlardı.

Bu muhakeme Avrupa’nın yarısını Stalin’e kaptırdı. Üstelik öyle bir husus var ki, bu hususta günümüz Rus liderleri, Çarlık Rusya’sı ve Komünist Rusya dönemlerindeki atalarından en ufak bir farklılık sergilemiyor: Rus yöneticiler için güç ve iktidar vatandaşların refah ve mutluluğundan daima önce geliyor.

Bu durumda gelin kendimizi kandırmaktan vazgeçelim. Rusya’ya silah satmaya devam ettikçe geleceğin krizlerinin tohumlarını ekmiş oluyoruz. Rus Deniz Kuvvetleri Komutanı Vladimir Vyssotski’nin geçtiğimiz gülerdeki açıklaması da bu durumu ispatlıyor: “Mistral tipi gemiler, Rus bahriyesinin savaşma ve manevra kabiliyetini artıracaktır. 2008 yılı Ağustos ayındaki olaylar sırasında (Rus-Gürcü savaşı) mezkûr tipteki gemi sayesinde Rusya’nın Karadeniz filosu normalde 26 saat alabilecek bir görevi sadece 40 dakikada tamamlama başarısı gösterdi.”

En azında uyarmış olalım. Rusya kendi isteklerini Avrupa Birliği’ne dayatmak için hâlihazırda petrol ve gazdan istifade ediyor. Bu durumda biz, zaten uzun süredir Avrupa üzerinde etkin olmaya devam eden Rus askeri tehdidinin dirilmesine umursamazca katkıda bulunmaya devam edecek miyiz?


(Le Monde, 6 Ekim 2009, La France Doit-Elle Armer La Russie?)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu