Genel

Cami ve Cemevi

YeniŞafak: Salih Tuna: KeşkeAleviolsaydık

Aleviler ne istiyorsa verilsin, statüyse statü, ‘cemevi’yse cemevi, dedelere maaşsa maaş…Haddizatında işi çalıştaya malıştaya da boğmaya hiç gerek yoktu; nihayetinde kimse kimseye bir şey lütfetmiyor!Devlet zaten bütün vatandaşlara ‘din ve vicdan hürriyetinialabildiğine yaşayabileceği imkanları sağlamakla mükelleftir. Alevilerin şu veya bu şekilde tanımlanmasından da behemehâl vazgeçilmeldir. Dahası, ‘Kim gerçek Alevi, kim Ali’siz Aleviyollu tecessüslerle devletin işi olmamalıdır. Devamı…

Zaman: Ali Bulaç:Cami ve cemevi

Fethullah Gülen Hocaefendi ile Cem Vakfı Başkanı Sayın İzzettin Doğan’ın öncülüğünde Ankara’da cami ve cemevinin aynı avluda olacağı bir projenin hayata geçirilmeye başlanması hem Sünni hem Alevi kesimlerde çeşitli tartışmalara yol açtı. Bazı Sünni çevreler “Bir dinin iki mabedi olmaz.” Bazı Alevi kesimler de “Proje özü itibarıyla asimilasyona dayanıyor, maksad Aleviliği Sünnilik içinde eritmektir. Alevilik Sünnilikten farklıdır.” diyor. Hocaefendi, bu fikri yıllar önce ortaya atmıştı, maksadı herhalde Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değildi. Devamı…

Radikal: Orhan Kemal Cengiz: Kerbela, Gezi, bakış açısı

Aleviler her gün Kerbela’da yaşıyorlar. Bütün kimlikleri mağduriyet üzerine kurulmuş” dedi, bilgiççe. “Biz ne yaparsak yapalım Yezidiz onların gözünde. Ağzımızla kuş tutsak Yezitler şimdi de kuş katliamına başladı derler”, yüzü ciddileşti bir anda, gözleri uzaklara daldı gitti. “Bütün Türkiye tarihini yanlış okuyorlar. Atatürk’ü Dersim’e bulaştırmamak için Dersim katliamını 1939’da olmuş gibi hatırlamak istiyorlar”, parmağını salladı öfkeyle. “1978’deki Alevi katliamlarının derin devletin bir oyunu olduğunu görmek istemiyorlar, bütün suçu dindarlara yüklemek istiyorlar”, başını salladı birkaç kere. Devamı…

Vatan: Ruşen Çakır: Tabii ki kardeşlik, ama özgürlük ve eşitlikle birlikte

Merakla demokratikleşme paketini bekliyoruz. Ankaralı meslektaşlarımız pakette ana dilde eğitimin olmayacağını, cemevlerine yasal statü verilmesi konusunun da muğlak olduğunu söylüyorlar. Şaşırtıcı değil, ancak umarım bu kulis bilgileri doğru çıkmaz. Şaşırtıcı değil, çünkü bizde hükümetler değişse de devlet, sayıca az olan etnik ve inanç topluluklarının taleplerine hep mesafeli yaklaşır, onları kırmızı çizgiler içinde hapsetmeye çalışır ve bunu da çoğunluğu oluşturan toplulukların kaygılarıyla meşrulaştırmaya çalışır. Devamı…

Taraf: Cafer Solgun: Dersim’e ‘Dersim’ demek

Dersim’in adı iade ediliyor. Bu haberi, Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin düzenlediği Diyanet konulu bir yuvarlak masa toplantısına katılmak üzere geldiğim Dersim’de aldım. Sevindim. Aslında, öncesi bir yana, Dersim tartışmalarının gündem olduğu 2009 ve 2010 yıllarında atılması gereken bir adımdı bu. Hatırlıyoruz, Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile giriştiği polemikte, “Gerekirse Başbakan olarak özür de dilerim“ demişti. Devletin özür dileme anlayış ve geleneği olmadığı da dikkate alındığında, bu çıkış, bir siyasi polemik içinde gündeme gelmiş de olsa önemliydi, anlamlıydı. Devamı…

(16 Eylül 2013)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu