Ekopolitik

Çadırın Direği Anayasa

anayasa3Ülkemizde yıllardır yaşanan anayasal krizler, sivil ve demokratik bir anayasanın yapılması yönündeki talepleri yükseltmekte. Toplumsal hayatın şekillenmesinde işlevi olan anayasaların, kimler tarafından ve nasıl yapıldığı hususu büyük önem taşısa da öncelikli olarak anayasanın, bir toplum için ne anlam ihtiva ettiği sorusunun cevabı aranmalı.

anayasa3Ülkemizde yıllardır yaşanan anayasal krizler, sivil ve demokratik bir anayasanın yapılması yönündeki talepleri yükseltmekte. Toplumsal hayatın şekillenmesinde işlevi olan anayasaların, kimler tarafından ve nasıl yapıldığı hususu büyük önem taşısa da öncelikli olarak anayasanın, bir toplum için ne anlam ihtiva ettiği sorusunun cevabı aranmalı.

Psikanalist Vamık Volkan’a göre insan, doğumdan itibaren birçok kimlikle gelişir ve her insan, farklı kimliklere aidiyet taşıyabilir. Aidiyet/kimlik kavramı, çadır metaforuyla somutlaştırılarak anlatılabilir. küçük çadırlar aile, sülale, meslek, takım, vs. iken, bunların en üstünde büyük grup kimliği (Kürt, Türk, Alevi, Sünni vs.) bulunur. Etnik, milli veya dini büyük grup kimliği, binlerce ya da milyonlarca insanın çoğunun, yaşamları boyunca birbirlerini görmeyip birbirleri hakkında bilgi edinmeyecekleri halde, çocukluktan başlayarak aynı duygu ve düşünceleri paylaşmalarını anlatır. Çadırın altında yaşayanların elbisesi, yani kişisel kimliği, ayrı olsa da toplum, mensubu olduğu çadırın bezini ikinci ve paylaşılan ortak bir elbise olarak giyer. Çadırın bezi, büyük grup kimliğini temsil eder ve her büyük grubun çadırının bezi üzerine tarihi, geleneksel, kültürel semboller dokunur. 

Aidiyet/kimlik kavramı
İnsanlar normal zamanlarda çadırın bezini ikinci bir elbise olarak giydiklerinin farkında olmasa da ‘ötekiler’ tarafından aşağılanmak veya çadırı ayakta tutan liderin/anayasanın yetkin olmaması, çadır bezini yıpratır, ki bu durum, çadırın mensuplarını büyük grup kimliğinin etrafında toplar. Çadır bezinin üzerindeki tarihi, geleneksel, kültürel semboller önem kazanır ve herkes çadır bezini onarmak/korumak için mücadele eder. Büyük grup kritik durumla karşılaşınca, politik liderin kişiliği önem kazanır. Lider, bir direk misali, çadırı ayakta tutan gücü temsil ederken demokratik toplumlarda bu işlevi, anayasa görür. Lider, büyük grubun içinde çatlamayı önlemeye çalışır. Bu çabasında başarılı olması, tüm çadırları bir arada tutma özelliği olan bir anayasaya sahip olmasına bağlıdır. Büyük çadırın bezindeki sembollerin niteliklerine göre, bazı büyük grup kimliklerinde milliyetçilik, başka büyük grup kimliklerinde dini inançlara veya bazı ideolojilere göre bir araya gelmek ağır basar.

Söz konusu süreci ülkemiz için düşündüğümüzde, yeni kurulan büyük çadırın (Cumhuriyet) bezinden bazı eski semboller (kıyafet, alfabe, tarikatlar) atıldı ve üzerine yeni semboller dokundu. Türk büyük grup kimliğinde pekişen milliyetçilik, çadır bezinde önemli yer tuttu. Bu da toplumun geri kalan kısmında rahatsızlık yarattı ve çadır sallanmaya başladı.Atatürk’le birlikte yeni bir kimlik yaratıldığı için toplum, Osmanlı’nın kayıplarının yasını tutmayı erteledi. Bu erteleyiş, birçok etnik grubun büyük çadırda kendini yeterince hissedememesine ve kendi çadırlarındaki istikrarsızlıklara yol açtı.

‘Seçilmiş zafer’ ilanı şart
Büyük çadırın altındaki irili ufaklı birçok çadırın, kendini büyük çadıra bağlı hissedebilmesi için, hem çadır bezinde kendinden semboller bulabilmeli hem de çadırın direği güçlü olmalı. Aksi halde çadırın direği sallanır ve toplumlar türbülansa girer. Bu bağlamda anayasanın tüm çadırların aklı, vicdanı ve kültürüyle yoğrulup yöntem ve içeriğinin demokratik olması ve özgürlüğü temel almasıyla direğinin güçlendirilmesi gerekir.

Demokratik ve özgürlükçü toplumlarda anayasa, devletin temel yapı ve işlevini düzenlemek, devlet iktidarını hukuk kurallarıyla çerçeveleyerek keyfiliğe kaçmasını önlemek ve iktidar karşısında bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak amacındadır. Anayasada önemli olan, zihniyet ve toplumsal temsil anlayışıdır, ki anayasa değişikliği sürecinde küçük çadırların, yani siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin katılımı sağlanmalıdır. Zira toplumun tüm kesimlerinin hazırlığına katıldığı bir anayasa, ihtiyaçları karşılar nitelikte olabilir ve azami katılım, anayasa yapım sürecinin demokratik meşruiyetini güçlendirici etki yaratır, ki böylece çadırın hem bezi hem de direği güçlenir.

Çadırın bezindeki unsurların tek sembol üzerinde genellemeye dayanmadan anayasaya işlenmesi elzemdir; aksi halde kendini metinde bulamayan çadırların direği sallanır ve büyük direğin bundan etkilenmemesi imkânsızdır. Bu noktada tüm etnik ve inanç gruplarının taleplerine cevap verilmeli.

Darbe anayasası, toplumun ‘seçilmiş travma’sı haline gelmiştir. Zira 1921 Anayasası haricinde bugüne dek toplumun kendi inisiyatifiyle anayasa yapamaması, çadırın direğinin sağlam çakılamaması, hazin bir durum. Toplumun kendini göreceği anayasaya sahip olması, yaşanan mağduriyetlere karşı ‘seçilmiş zafer’ini ilan etmesi gerekmekte.

Mehmet Alaca

*14.02.2012 tarihinde Radikal gazetesinde yayımlanmıştır.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı