Ekopolitik

Alman Siyasetinde Protestan Rüzgârları

protestant church 1Şansölye Angela Merkel’in Protestan bir papazın kızı olduğu sıkça vurgulanır. Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da eski bir Protestan Papaz. Bu yalnızca bir tesadüf mü? Protestanlık Almanya’da bütün alanlarda gerileme içerisinde. Dikkat çekici bir istisna dışında: Politika.

Gauck, geçen Cuma ansızın ortaya çıktığı Plau am See’deki Mecklenburg Kilisesi’nde, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce son kez papaz kimliğiyle bir konuşma yaptı. Bu onun seçimlerden önce halk arasındaki son görünüşüydü. Her ne kadar son 20 yıldır papazlık yapmıyor olsa da bu konuşmada tıpkı vaaz veren bir papaz gibiydi: “Ruhlarımızı besleyen şey, Evanjelist Hıristiyanlar olarak,  sahip olduğumuz köklerimizdir. Hayatımın en önemli zamanları bir kilise inşa ettiğim ve dini inançlarımın savunuculuğunu yaptığım zamanlardı.” Ancak görünen o ki ülkede Protestanlığı referans alan tek kişi yeni cumhurbaşkanı değil.

protestant church 1Şansölye Angela Merkel’in Protestan bir papazın kızı olduğu sıkça vurgulanır. Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da eski bir Protestan Papaz. Bu yalnızca bir tesadüf mü? Protestanlık Almanya’da bütün alanlarda gerileme içerisinde. Dikkat çekici bir istisna dışında: Politika.

Gauck, geçen Cuma ansızın ortaya çıktığı Plau am See’deki Mecklenburg Kilisesi’nde, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce son kez papaz kimliğiyle bir konuşma yaptı. Bu onun seçimlerden önce halk arasındaki son görünüşüydü. Her ne kadar son 20 yıldır papazlık yapmıyor olsa da bu konuşmada tıpkı vaaz veren bir papaz gibiydi: “Ruhlarımızı besleyen şey, Evanjelist Hıristiyanlar olarak,  sahip olduğumuz köklerimizdir. Hayatımın en önemli zamanları bir kilise inşa ettiğim ve dini inançlarımın savunuculuğunu yaptığım zamanlardı.” Ancak görünen o ki ülkede Protestanlığı referans alan tek kişi yeni cumhurbaşkanı değil.

Angela Merkel’in parlamentonun cumhurbaşkanını seçeceği birleşimden önce yaptığı konuşması da politik Protestanlık ile ilgiliydi. Federal Meclis’in toplanmasından bir gün önce, cumartesi günü, birleşik partilerin Evanjelik Görev Kuvvetleri (EAK) – muhafazakâr Alman Hıristiyan Demokrat Birliği ve Baveria Hıristiyan Sosyal Birliği olarak da bilinir – 60’ıncı kuruluş yıldönümünü bir kilise resepsiyonu ile kutladı.  Kutlamaya Merkel de katıldı.

Misyon Başarıyla Tamamlandı mı? 

Bu EAK toplantısının teması “Evanjelik Sorumluluk”tu, fakat aynı toplantı pekala “Misyon tamamlandı!” sloganıyla da tertiplenebilirdi. 1952 yılında, o zamanlar Katolik ağırlıklı olan CDU içerisinde kurulduğunda, EAK, Protestanlar için bir koruma kalkanıydı. 60 yıl sonra bugün, Protestanlar yalnızca partiyi değil bütün Cumhuriyet’i ele geçirmiş durumdalar. İşte Gauck, eski bir rahip ve Merkel de bir rahibin kızı. Ve ayrıca CDU Genel Sekreteri Hermann Gröhe, uzun yıllar Almanya Evanjelist Kilisesi Konseyi üyeliği yapmış bir isim. Birlik Başkanı Volker Kauder, Thuringia Eyaleti Başbakanı, ayrıca eski Protestan bakan Christine Lieberknecht ve daha kimler kimler örnek olara gösterilebilir. 

Yeni Cumhurbaşkanı arayış sürecinde Evanjelistlerin adayların sayısı özellikle dikkat çekiciydi. Gauck’un yanı sıra  Wolfgang Huber,  Margot Käßmann ve Yeşil politikacı Katrin Göring-Eckardt da aday gösterilenler arasındaydı. Bu, Alman Evanjelist Kilise Konseyi’nde en az iki başkanlık kazanmış olan eski bir bakan, bir Konsey Başkanı ve bir bakan eşi anlamına geliyor.

Bu durum tesadüf olsa bile bir trende işaret ediyor. Protestanlık Alman siyasetinde daha önce hiç oynamadığı bir rol oynamakta bu günlerde. Protestanlığın asıl etkinlik alanı siyaset zira Protestanlık sosyal olarak bir gerileme içerisinde ülkede. Reform hareketlerinin doğduğu ülkede Protestanların sayısı toplam nüfusun 1/3’ünden bile az olan 24 milyon civarında. Ve yine tarihte örneği görülmemiş bir şekilde, Protestanlar arasında kiliseye gitme oranı düşmüş durumda. 2010’da vaftiz edilmiş Protestanların ortalama %3,6’sı kiliselerdeki ibadetlere katılım göstermiş. Eski Doğu Almanya’da Protestan kiliseleri, sürekli önde gelen politik meselelerin bir malzemesi olmalarından kaynaklı, çok büyük bir darbe aldı ve bir daha sosyalizmin yol açtığı zararı telafi etmeyi başaramadı. Gauck’un geçen Cuma günü kendini gösterdiği Mecklenburg Kilisesi bu demetin son parçasıdır. Bütün bunlara rağmen Evanjelist Kilise’nin demokratik yapısı, en azından bugünlerde politik katılım açısından kanıtlanmış bir gelecek vadediyor.

Almanya Cumhuriyeti’nin ilk kuruluş yıllarında eğitimli kesim Almanya’yı tekrar bir araya getirecek şeyin Protestanlık olduğuna inanıyordu. 60 yıl önce Hristiyan Demokrat Parti (CDU)’nin bünyesindeki Evanjelik Görev Kuvvetleri (EAK)’nin kurucusu Hermann Ehlers, Sanşölye  Konrad Adenauer’a yalnızca Katolik çoğunluktan değil aynı zamanda kendi çevresinden de şikayet ediyordu: “Alman Protestanlığında bizler, uzun zaman boyunca belediye başkanları […] ve Parlamento üyelerini kolayca eleştirebileceğimizi, işbirliğinden ve sorumluluk almaktan kaçınma hakkımız olduğunu ve böylece kendi kusurlarımızı bulmada güya daha tarafsız ve objektif olabileceğimizi sandık.”

“Daha Kuzeyli, Daha Doğulu ve Daha Protestan” 

Önde gelen Alman kilise tarihçisi Christoph Markschies Evanjelik ideolojinin özelde Hristiyan Demokrat Parti (CDU) olmak üzeri Alman politikaları üzerine etkilerini incelediği analizinde şöyle bir sonuca vardığını belirtiyor: “Protestan teoloji nihayetinde Hıristiyan partilere karşı olan hoşnutsuzluğunun üstesinden geldi.” Vaktiyle yalnızca sol eğilimli papazlar sosyalist politikalara dahil edilirdi; muhafazakarlar ise hiçbir politik role sahip değillerdi. 

Protestan temeller hâlâ biraz sol eğilim içinde. Tek fark bugün Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) artık onları korkutmuyor. Angela Merkel 20 yıl önce EAK’nin başkanlığını yaptığı dönemlerde Kırmızı-Yeşiller’e yazdığı öfke dolu yazısında şöyle sesleniyordu: “Dikkatle bak sevgili Evanjelist Kilisesi, bizler de Hıristiyan’ız! “Bugün ise Merkel ve Savunma Bakanı Thomas de Maizière gibi birlik politikacıları kilise meclislerinde konuşma yaptıklarında karşılarında çok anlayışlı bir halk buluyorlar. Eski CDU Genel Sekreteri Volker Rühe’nin 1990 yılındaki ünlü kehaneti gerçekleşmiş bulunuyor: “Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) çok yakın zamanda daha kuzeyli, daha doğulu ve daha Protestan olacak.” 

Öte yandan işler Katolikler için o kadar iyi gitmiyor. Her ne kadar reform hareketlerinin ilk yıllarından bu yana ilk Almanya’daki Katolik sayısı Protestanlardan fazla, kilise ziyaretleri iki katı oranda artmış ve CDU-CSU partilerinde çoğunluğu onlar teşkil ediyor olsa da bir liderlik figürü eksikliği var. Ya da en azından halkın algısı bu yönde. Papa’nın Parlamento’ya düzenlediği – Parlamento’nun Katolik başkanı Norbert Lammert tarafından ayarlanan-, ziyaret bile bu durumu değiştiremedi. 

Belki de yeni Cumhurbaşkanı hâlihazırda var olan problemlerin farkındadır. Adaylık sonrasında Gauck ve birkaç görevli üye, Alman Katolik Piskoposlarında konferanslarını gerçekleştirdikleri binadaki geçici ofislerine yerleşti.

Çeviren: Kamuran Yavuz

(Die Welt, Signs of A Protestant Power Push In German Politics, 20 Mart 2012)

https://www.worldcrunch.com/signs-protestant-power-push-german-politics/4916

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı