Ekopolitik

28 Mayıs 2012: Kürtaj ve Ulu Dere‏

Kürtaj ve Ulu Dere

Hürriyet: Ahmet Hakan: Bir Gündem Değiştirme Acemisi Olarak Erdoğan

(…)İşte tam bu noktada… Başbakan Erdoğan, dâhice bir planı devreye soktu. Herkesin üzerine atlayacağı türden bir“kıtır” attı ortaya. Dedi ki: “Kürtaja karşıyım / Sezaryene karşıyım.” Dikkat! Sadece“kürtaja karşıyım” demedi Başbakan… Çünkü böylesi bir “kıtır”beklenen etkiyi uyandırmaz, “Batı’da muhafazakâr partiler de kürtaja karşı çıkarlar, ne var bunda?”falan denilerek geçiştirilebilirdi. İşte bu nedenle araya“sezaryenle doğum” meselesini de karıştırdı.“Kıtır”ı alabildiğine sağlamlaştırdıyani.

Bugün: Gülay Göktürk: Erdoğan Kürtaj Yasağının Sinyalini mi Veriyor?

“Sezaryen cinayettir” lafının yine bir “dil kazası” olduğu besbelli. Üzerinde fazla durulmayacaktır. Ama kürtaj-Uludere benzetmesi öyle kolay unutulacak cinsten değil doğrusu. Şu anda sosyal medya bu benzetmeyle yıkılıyor. (Başbakan Uludere ile ilgili her söylediğiyle kendisini biraz daha zor duruma sokuyor. Benim önerim, partisine koyduğu konuşma yasağını bir süre kendisine de koyması.)

Kürtaj ve Ulu Dere

Hürriyet: Ahmet Hakan: Bir Gündem Değiştirme Acemisi Olarak Erdoğan

(…)İşte tam bu noktada… Başbakan Erdoğan, dâhice bir planı devreye soktu. Herkesin üzerine atlayacağı türden bir“kıtır” attı ortaya. Dedi ki: “Kürtaja karşıyım / Sezaryene karşıyım.” Dikkat! Sadece“kürtaja karşıyım” demedi Başbakan… Çünkü böylesi bir “kıtır”beklenen etkiyi uyandırmaz, “Batı’da muhafazakâr partiler de kürtaja karşı çıkarlar, ne var bunda?”falan denilerek geçiştirilebilirdi. İşte bu nedenle araya“sezaryenle doğum” meselesini de karıştırdı.“Kıtır”ı alabildiğine sağlamlaştırdıyani.

Bugün: Gülay Göktürk: Erdoğan Kürtaj Yasağının Sinyalini mi Veriyor?

“Sezaryen cinayettir” lafının yine bir “dil kazası” olduğu besbelli. Üzerinde fazla durulmayacaktır. Ama kürtaj-Uludere benzetmesi öyle kolay unutulacak cinsten değil doğrusu. Şu anda sosyal medya bu benzetmeyle yıkılıyor. (Başbakan Uludere ile ilgili her söylediğiyle kendisini biraz daha zor duruma sokuyor. Benim önerim, partisine koyduğu konuşma yasağını bir süre kendisine de koyması.)

Yeniçağ: Arslan Bulut: Uludere’deki Amerikan Kürtajı!

Tayyip Erdoğan, medyanın Uludere meselesini tartışmasının PKK’ya yaradığını iddia ettikten hemen sonra “Sezaryenle doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum,‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ diyorum. Anne karnında bir yavruyu öldürmenin, doğumdan sonra öldürmekten ne farkı var soruyorum size. Bu milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan olduğunu bilmek durumundayız, prim vermemeliyiz” dedi. Yani Uludere’yi unutturmak istese de kendisi unutamıyor.. Kürtajla Uludere’nin ne ilgisi var? Uludere’de Amerikalılar size kürtaj mıyaptırdı?

Hürriyet: Mehmet Y. Yılmaz: Başbakan Bu İşi YanlışBiliyor

“Ben sezaryenle doğuma karşı olan bir Başbakanım ve bunların planlıyapıldığından, özellikle planlı yapıldığını biliyorum. Bunun, bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bunun bir taraftan da kendilerine mali kaynak teşkil etmesi için atılan adımlar olduğunu biliyorum ve bununla bu ülkenin nüfusu bir yerde donduruluyor” diyor. Başbakan’ın bu jinekolojik bilgiye nasıl ulaştığınıbilmiyorum ama ben dün bazı jinekologlar ile konuştum, internette konuyla ilgili değişik sitelere bir göz attım, Başbakan bu konuyu yanlış biliyor gibi.

Vatan: Ruhat Mengi: Bir Genç Kıza‘Kürtaj’ Sorusu.. Son Noktadayız!

Artık olayların ölçüsü iyice kaçtı, tam“dibe vurma” noktasını yaşıyoruz. İnsanın duyduklarına inanması bile mümkün değil ve bu sonuncu gerçekten tek başına toplumun psikolojisini bozmaya yetecek nitelikte.. Biliyorsunuz“kürtaj” tartışması birdenbire gökten zembille inerek gündemin zirvesine oturdu. Zembille inerek, çünkü bunca sorun arasında ve sanki Hükümetin“en ciddi kadın-çocuk sorunlarıyla, her gün onlarca yenisi duyulan kadın cinayet ve tecavüzleri, aile içi ve dışı çocuk tecavüzleriyle” çok yakından ilgileniyormuş, onları halletmiş de geriye bir tek “kürtaj ve sezaryen” konusu kalmış gibi bu konulara yoğunlaşıp yaptırımlara başlaması tam bir “gökten zembille inme”durumu.. Nedenini (ortaya atanlar dışında) kimse anlayamaz.

Radikal: Orhan Kemal Cengiz: Kürtaj ve Başörtüsü

Başbakan, Uludere’yi, kadın cinayetlerini, başörtüsünü ve bu ülkenin envai çeşit meselesini gözümüzden kaçırmaya çalışıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Twitter’da tartıştığı bir kadına,“Sen çok mu kürtaj yaptırdın? Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?” diye mesaj atıyor. Bir CHP’li kadın milletvekili de, Başbakan’a ‘vajina bekçiliğini bırakması’ çağrısında bulunuyor. Durup dururken nurtopu gibi bir tartışmamız oldu. Evlere şenlik bir tartışma bu… Gerçek argümanlarla yapılması durumunda bu tür tartışmalardan toplum hemen her zaman yarar sağlar, bakışaçıları zenginleşir. Kürtajın kaldırılmasınısavunanlar, bizi buna ikna edemeseler bile, kürtaj konusunda daha dikkatli davranmaya, istenmeyen hamileliklerin önlenmesi için daha fazla kafa yormaya teşvik edebilirler. Bizler kürtaj karşıtlarını tam olarak ikna edemesek bile, annenin sağlığı,bebeğin zekâ geriliği, tecavüz vb. konuları gündeme getirip, onları ‘mutlak kürtaj’ karşıtı olma noktasından çıkarabiliriz.

Taraf: Mehmet Baransu: Bu Çocuk Kimin!

İktidar, iktidardaki AK Parti’nin ilk günden itibaren Uludere konusunda nasıl kıvranıp, acılar çektiğini görüyorsunuz. Acı o kadar şiddetli ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve parti yöneticilerinin yüzlerinde, sözlerinde, davranışlarında bunu görmek mümkün. Erdoğan sezaryene karşı ama bu acıyı sezaryenden başka dindirecek bir çözüm yolu da görünmüyor. Uludere’nin arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmamak için doğumu erteledikçe, öyle zannediyorum ki hem çocuğu hem de AK Parti’yi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. AK Parti, Uludere konusunda hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren bu durumu kabullenmemek için elinden geleni yaptı. “Çocuk benden değil, başkasından” demeye başladı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı