Ekopolitik

22 Haziran 2012: Barış mı? Kim Nasıl Getirecek? III‏

Barış mı? Kim Nasıl Getirecek? III

Radikal: Oral Çalışlar: Genelkurmay Başkanı Nasıl Böyle Konuşabilir?

Dağlıca’ya yapılan ikinci PKK baskını, birçok yüzeysel teşhisi, değerlendirmeyi, önyargıyı altüst etti. “PKK bitti, artık savaşacak gücü kalmadı” diyenler, “Yakında teslim olup silahlarını bırakacak” diyenler ya da“Kürtler PKK’dan nefret ediyorlar ama korkularından karşı çıkamıyorlar, devlet gücünü gösterdikçe bu durum değişiyor” diyenler şimdi ne söyleyecekler? Geçen kasım ayında “PKK’nın üç ayı kaldı” diyenler hâlâ konuşuyor ve söylediklerinde bir keramet olduğu sanılıyor. Güneydoğu’yu görmeden, oradaki bölge halkının psikolojisini anlamadan konuşan birçok stratejist, insana “Bunların verdiği akıllarla belirlenen siyaset de bu kadar olur”dedirtiyor…

Barış mı? Kim Nasıl Getirecek? III

Radikal: Oral Çalışlar: Genelkurmay Başkanı Nasıl Böyle Konuşabilir?

Dağlıca’ya yapılan ikinci PKK baskını, birçok yüzeysel teşhisi, değerlendirmeyi, önyargıyı altüst etti. “PKK bitti, artık savaşacak gücü kalmadı” diyenler, “Yakında teslim olup silahlarını bırakacak” diyenler ya da“Kürtler PKK’dan nefret ediyorlar ama korkularından karşı çıkamıyorlar, devlet gücünü gösterdikçe bu durum değişiyor” diyenler şimdi ne söyleyecekler? Geçen kasım ayında “PKK’nın üç ayı kaldı” diyenler hâlâ konuşuyor ve söylediklerinde bir keramet olduğu sanılıyor. Güneydoğu’yu görmeden, oradaki bölge halkının psikolojisini anlamadan konuşan birçok stratejist, insana “Bunların verdiği akıllarla belirlenen siyaset de bu kadar olur”dedirtiyor…

Taraf: Ahmet Altan: Sesler

Kandil’de PKK’lı yöneticilerle konuşurken, onlara “Siz Kürtler arasında bir efsanesiniz ama ne zaman duracağınızı bilmezseniz kendi efsanenizi kendiniz bitirirsiniz” demiştim. Herhalde aldırmamışlardı. “Güç sahibi” olan insanlar, onların güçlerini yok edecek bir imkâna sahip olmayanların laflarını duymazlar. Onlar, ancak iktidarlarını sarsabilecek olanlara kulak verirler. Hatta bazen onlara bile kulak vermedikleri olur. Bugün AKP’ye ve Başbakan Erdoğan’a laf anlatmak nasıl mümkün değilse, onların gerçekleri görmesi için yakınlarından birilerinin konuşması gerekiyorsa, PKK yöneticilerine de bizim gibilerin laf anlatması mümkün değildir. Ama şimdi Kandil’dekilerin duyacağı bir ses usulca da olsa konuşmaya başladı. Duygular, sadece kelimelerle anlatılmaz, kelimelerden önce konuşanın sesindeki tonlamalar, iniş çıkışlar, vurgular değişmeye başlar. Dikkatsiz olanlar, duygusal bir değişimin başladığını, bazen ancak o duyguların bittiğini kesin bir sesle ifade eden cümleleri duyduklarında anlarlar.

Zaman: Hüseyin Gülerce: Kandil’e Girmeden Önce

PKK terör saldırılarının ardından her defasında geniş bir kesimden “Kandil’e girilsin” çağrısı yükseliyor. Kuzey Irak sınırları içindeki Kandil’i, geçenlerde oraya giden gazeteci Avni Özgürel şöyle anlatıyor: “Kandil denen yer, bin kilometrekarelik bir alan. Orada yerel halkın yaşadığı köyler var. Suriye hududundan başlayıp İran hududuna kadar uzanan ve derinliği 12 kilometre olan bir coğrafya bu. Bu bin kilometrekarelik alanın tamamını PKK kontrol ediyor. Beş bin civarında silahlı unsur var Kandil’de. Türkiye’de de bu sayı,üç bin kadardır.” Org. Özel’in cevabından, “Kandil’e girmek kolay değil” iması çıkartılabilir. Devlet kararı kolay. MGK’da böyle bir karar alınabilir. Zaten hükümetin sınır ötesi yetkisi de var. Fakat ABD onay verir mi? Vermeyebilir. Neticede Kandil operasyonu, Kürt asıllı 3-4 bin insanı imha hareketidir. Kuzey Irak Federal Kürt devleti, “Kürtlerin imhasına” onay veren merci durumuna düşmek istemeyecektir. ABD de Kürt yönetimi ile bağları koparmak istemez.

Milliyet: Mehmet Ali Birand: Türkiye PKK’nın İstediğini Veremez

Konuyu değişik zamanlarda birçok Genelkurmay başkanı ile tartıştım. Hem Büyükanıt, hem de Başbuğ şu gerekçeleri ortaya koydular: 1- Kandil’i işgal etmek için Washington’un onayı gerekir. Başka türlü hareket edilemez. 2-Kandil sadece hava harekatı ile yok edilemez. Mutlaka kara harekatı gerekir ve bölge uzun süreli, yıllarca işgal altında tutulmalıdır. Bunun için de hem ABD, hem de Barzani’nin onayı gerekir ki hiçbiri uzun süreli işgal istemez. 3- Kandil harekatı büyük kayıplara da yol açacaktır. Böyle bir harekatla birlikte, bölgedeki PKK güçleri ve örgüte sempati duyan halkla çatışma çıkacağı gibi, Kuzey Irak peşmergesi de bu savaşa katılacaktır.

Yeni Şafak: Murat Aksoy: Dağlıca PKK’daki Bölünmeyi Artırabilir

Kim ne derse desin PKK’da gelecek okuması ve bölge tasavvuru açısından birbirinden farklı gruplar var. Bir grup, hükümetin Öcalan ve Kandil’le yürüttüğü sürecin sorunu çözme kavuşturacağına inanırken, başka bir grup 2010’da Tunus’ta başlayan Arap aydınlanmasının PKK’ya bölgede yeni imkânlar yarattığını düşünüyor. O grup bu imkânı değerlendirmek için başarısızlıkla sonuçlanan devrimci halk savaşı bile ilan etti. Kısaca ortada PKK’yı “tanıdığını” söyleyenlerin ifadesine göre, PKK ile Kürt kimliği üzerinden kurdukları “kimliksel ortak”lığı aşan derin bir kırılma ve ayrışma var. Bu ayrışma son iki yılda daha açık ortaya çıktı. Son saldırı çözüm sürecinde şahinlerin son çırpınışlarından başka bir şey değil.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Kapalı