Ekopolitik

19 Temmuz 2012: Suriye Isınıyor & CHP ve Değişim: Alışık mıyız? II‏

Suriye Isınıyor…

 

Hürriyet: Taha Akyol: Atatürkçü Diplomasi ve Davutoğlu

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu telefon etti, dünkü yazımda Suriye politikasını ‘kumar’ olarak nitelememden rahatsız olduğunu söyledi. ‘Kumar değil, ahlaki tercih’ dedi. Saraybosna’da insanlar öldürülürken ne hissettiyse Suriye’deki ölümlerde de onu hissettiğini, ahlaki politikanın Suriye’deki kıyıma sessiz kalamayacağını anlattı. Suriye politikasını eleştiren aydınların tavrının‘anlaşılmaz’ olduğunu, halbukiahlaki politikayı herkesten önce aydınların savunması gerektiğini söyledi.

Suriye Isınıyor…

 

Hürriyet: Taha Akyol: Atatürkçü Diplomasi ve Davutoğlu

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu telefon etti, dünkü yazımda Suriye politikasını ‘kumar’ olarak nitelememden rahatsız olduğunu söyledi. ‘Kumar değil, ahlaki tercih’ dedi. Saraybosna’da insanlar öldürülürken ne hissettiyse Suriye’deki ölümlerde de onu hissettiğini, ahlaki politikanın Suriye’deki kıyıma sessiz kalamayacağını anlattı. Suriye politikasını eleştiren aydınların tavrının‘anlaşılmaz’ olduğunu, halbukiahlaki politikayı herkesten önce aydınların savunması gerektiğini söyledi.

Zaman: Günseli Ö. Ocakoğlu: Hükümet, Suriye Krizinde Sınıfı Geçti mi?

Araştırmaşirketi Xsights, Marketing Türkiye için “Hükümet Suriye krizinde sınıfı geçti mi?” konulu bir araştırma yaptırdı. İşte yüzdelikli sonuçları. Hükümetin Suriye politikasını ne kadar başarılı buluyorsunuz?” Çok başarılı7,1, Başarılı 18,3, Başarılı bulmuyorum 19,3, Hiç başarılıbulmuyorum 24,5 ve Ne başarılı ne başarısız buluyorum 30,7. Yani başarısız bulanlar 43,8 iken “başarılı” diyenler 25,4. Şu 30,7 ile tavrını net belli etmeyenler seçimlerde de olduğu gibi çok önemli. Görmekteyiz ki seçim sonuçlarını onlar belirliyor. Araştırmadan da anlaşılıyor ki, ne kadar provoke edilirsek edilelim halkımız 30 yıldan beri süregiden terör ve yakın coğrafyamızda henüz kanı kurumamış savaşlardan kendi sınırlarında bir yenisini istemiyor.

Radikal: Murat Yetkin: Çanlar Esed için Çalıyor

Aslına bakarsanız dünkü saldırılar Esedve rejimi için alarm zili sayılmalı; kendi başkentinde askeri karargâhında ve hanesine de ateş düşürecek şekilde bu darbeyi almış bir rejimin demokratik olmayan bir ülkede sürdürülebilir olmaktan çıktığısöylenebilir. HSO’nun Şam’ın bazı mahalleleri dahil ülkenin yarıdan fazlasını kontrollerine aldığı iddiası belki şu anda kesinkes doğrulanamaz. Ancak Esed’in sona doğru yaklaşmakta olduğu izlenimi güçleniyor.
Dünkü saldırılara ilişkin haberler Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeye girmesinden az önce ajanslara düşmeye başladı.

Taraf: Ahmet Altan: Ulusal Güvenlik

Suriye’deki kanlı saldırının ayrıntılarını okurken en çok “Ulusal Güvenlik Kurulu” sözü dikkatimi çekti. İntihar bombacısı, aralarında Suriye diktatörü Esed’in eniştesinin de bulunduğu“üst düzey güvenlik bürokratlarının”yaptığı “Ulusal Güvenlik Kurulu” toplantısınıseçmişti hedef olarak. Bir ülkenin başı “belada”olduğu için mi “Ulusal Güvenlik Kurulu”türünden kurulları olur yoksa “ulusal güvenlik kurulları” olduğu için mi başı belaya girer? Bütün baskıcı yönetimler gibi Suriye yönetiminin de“güvenliğe” çok önem verdiği, geniş ve güçlü bir istihbarat ağına sahip olduğu, hem ordusunu hem de “gayrıresmî”milislerini “muhalifleri” öldürmek için kullandığı biliniyor. Üstelik bu, yıllardır böyle. Belayıönledi mi? Hayır. Aksine belayı büyüttü bence. Ülke hızla iç savaşa gidiyor.

Bugün: Erhan Başyurt: Esed için Sonun Başlangıcı

Yaşanan süreç Kaddafi’nin Trablus’taki son günlerini hatırlatıyor. NATO hava saldırıları desteği olmadığı halde gelinen aşama, Esedyönetiminin daha zayıf olduğunu, muhalefetinin de daha güçlü ve örgütlü olduğunu gösteriyor… Özellikle Suriye Ordusu’ndan kaçan askerlerin, muhaliflerin silahlı güçlerini teşkil etmeleri daha disiplinli bir yapının ortaya çıkmasına neden oluyor. Esed’in ülkeyi Yemen lideri Salihi gibi terk etmesi “köprüden önceki son çıkış” gibi görünüyor. Ancak Kaddafi örneğinde gördüğümüz gibi direnmeye devam ederse, önünde fazla bir seçenek kalmıyor. Kaddafi gibi başkenti teslim edip o da Lazkiye’ye kaçabilir. Ülkeyi bölmeye çalışabilir. Ancak orada da ne kadar tutunabilir bilinmez. Bu kafayla o da Kaddafi, Saddam ya da Mübarek’in kaçınılmaz sonlarını paylaşır…

CHP ve Değişim: Alışık mıyız? II

Milliyet: Can Dündar: CHP İstanbul’u Alırsa, Türkiye’nin Kaderi Değişir

 

Şimdi hedef İstanbul Kurultay bitti. “Şimdi CHP, iktidar yürüyüşüne başlayacak” deniliyor. Ana muhalefet, iktidarı hedefler elbet… Ama Türkiye’de iktidar kapısının kilidi İstanbul’dur. Başkent’e sıçrama tahtası odur. İstanbul’u alan, Ankara’ya kurulur. AKP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken baskıyıgiderek artırması, her gün yeni bir kesimi karşısına alması,muhalif cepheyi büyütüyor. Kamu emekçileri, öğretmenler, trafik keşmekeşinden yılgın şoförler, sınav skandallarından bezmiş öğrenciler, İstanbul’da ciddi bir nüfus oluşturan Kürtler, ayrımcılığa, aşağılayıcıaçıklamalara kızgın Aleviler… İçki kısıtlamalarındanşikâyetçi işletmeciler… Festivallerine müdahale edilen gençler… “3 çocuk dayatması,kürtaj-sezaryen yasağı”ndanmüşteki kadınlar.

Sabah: Mahmut Övür: CHP’de ‘Maymuncuk Liste’ Savaşı

CHP bir türlü iç huzura kavuşamıyor. Bunu Parti Meclisi seçimlerinde bir kez daha gördük. O seçimlerin sıkıntılı geçeceği biliniyordu ama bu kadar derin bir sarsılmanın yaşanacağı pek öngörülmemişti. Bu tür durumlarda kulisler gece yarılarına kadar kaynar. Son gece bütün gözler genel başkana çevrilmiş,hazırlayacağı anahtar liste bekleniyordu. Ankara’da gece boyu birkaç yeri dolaştım. Kimse olup biteni tam olarak bilmiyordu. Bilinmezlik parti yöneticisinden, delegeye kadar herkesin kimyasınıbozmuş durumda. Ruh halleri hiç iyi değil. 500’e yakın adayın başvurduğu bir zeminde her gelen haber birini sevindirirken, ötekini üzüntüye boğuyordu. Gerçekten böyle siyaset yapmak, bu strese dayanmak hiç kolay değil. Birçoğu bu strese alıştığı için de vazgeçemiyor.

Vatan: Mustafa Mutlu: CHP’de Fırtına Dinmez!

Dünkü yazımda 34. Olağan Kurultay’da CHP’de güçlü bilinen birçok ismin anahtar listeye girmelerine karşın delegelerden “çizik” yiyeceğini öne sürmüş ve 60 kişilik Parti Meclisi seçimlerde sürpriz yaşanabileceğini belirtmiştim. “Çizikçiler”in hedefindeki isimler Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak, Nihat Matkap ve Mehmet Zeki Gündüz ile İstanbul Milletvekilleri Aydın Ayaydın ile SezginTanrıkulu’ydu… Bu yazının kaleme alındığı saat itibarıyla Parti Meclisi seçimleri henüz sonuçlanmadı… Ama gözlemlerimde yanılmadığımın ilk işareti sabah saatlerinde geldi: Kemal Kılıçdaroğlu’na en yakın isimlerdenİstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın anahtar listede olmasına karşın,“Ben kendimi yedirmem.

Radikal: Koray Çalışkan: CHP 7’nci Okuna Kavuştu!

Eski CHP’de lider liste verir, delege de onaylardı. Dün süreç tersine döndü. Tercih hakkı delegeden yana güçlenirken ambleme adeta 7. ok eklendi. CHP’nin 34. Olağan Kurultayı’nın ikinci günü olağanüstü başladı. Kemalizmin asli prensiplerinden dahi saymadığı Demokrasi, yedinci ok oldu. Kılıçdaroğlu’nun tahminlerden çok daha uzun bir anahtar liste yapacağı belli olmuştu. Hatırlayalım: Çarşaf liste kocaman. Oy pusulasının kendisi. Bütün adayların ismi yazılıyor. Delegeler istediklerini işaretliyor. Blok liste ise AK Parti gibi parti içi demokrasinin güdük olduğu tek adam partilerinde uygulanıyor. Eski CHP de böyleydi. Lider bir liste verir. Delege onaylar. CHP çarşaf listeyle seçim yapıyor.

Zaman:Mümtaz’er Türköne: CHP’de Değişim Rüzgarları

“Değişim” lafındaki paradoksu veciz bir şekilde ifşa eden siyasî fıkralardan biridir. Biri genç diğeri yaşlı iki rakip politikacı, seçim döneminde köyün kahvesinde karşıkarşıya gelirler. Doğal olarak atışma başlar. Genç politikacı, tartışmayı izleyenlerin kavrayacağı zengin mecazlarla “değişim”i savunan rahibini köşeye sıkıştırır. “Çok yaşlısın” der, “çok yaşamaz yakında ölürsün. Ölünce seni bir çukura gömerler.” Dışarıda yoldan geçen inekleri gösterir. “Mezarında otlar biter ve şu gördüğün inekler o otları yer.” Köylülerin meraklı bakışları arasında lafını tamamlar: “Sonra o inekler terslerini yola dökerler ve ben yoldan geçerken o inek tersine bakıp, senin için ‘ne kadar değişmiş’ derim.” Yaşlıpolitikacı, gayet sakin söze başlar. “Belli olmaz” der, “kimin erken gideceği bilinmez, belki senin cenazende ben bulunurum.

Cumhuriyet: Emre Kongar: Değişim, Atatürk, Sosyal Demokrasi ve Bir Bildiri

CHP Kurultayı’nda Kılıçdaroğlu’nun konuşması,CHP’nin “yenileşme” yolunu ve partinin önümüzdeki “seçim stratejisini” de çizdi… Geçmişle, bugünle, gelecekle ve birbiriyle uyumlu, birbirini belirleyen üç kavram öne çıktı. 1) Genel strateji: Değişim… 2) Yöntem: Atatürkçü çizgi, yani akıl ve bilim yolunda demokratik ve laik, hukuk devleti ilkeleri… 3) Hedef: Özgürlükçü Sosyal Demokrat bir düzen. Gerek artık tümüyle iktidarın egemenliğine boyun eğmiş olan medyanın CHP’yi görmezden gelmesi, gerekse kamuoyuna egemen olan AKP’nin görüşleri, CHP’ye büyük haksızlıkların da yapılmasına yol açıyor: CHP, durmadan, bıkmadan, usanmadan, kuramsal temelleri sağlam atılmış, hedefleri doğru belirlenmiş somut öneriler üretiyor, ama bunlar kamuoyuna yansımıyor…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı