Ekopolitik

16 Ocak 2013: Diyarbakır’dan Gelecek Mesaj…

Diyarbakır’dan Gelecek Mesaj…

Sabah: Hasan Celal Güzel: Habur’dan ders alalım

Hükûmet’in, terörle mücadeleyi aynı hız ve sebatla birkaç ay daha devam ettirmesi hâlinde terör örgütünün tamamen etkisiz hâle geleceğini bilmesine rağmen ‘görüşme’ yoluna gitmesinin sebebini, bu psikolojik dengede ve ezilmişlik hissinin izalesinde aramak gerekir. Böylece, bir bakıma bütün nüfus kucaklanmak istenmektedir. Aksi takdirde bunun başka bir rasyonel izah tarzı yoktur. Lâkin PKK’ya sempatik bakan ve gerçek miktarı yüzde 1’i geçmeyen nüfusu kucaklar ve psikolojik bakımdan yenilmişlik duygusuna mâni olurken, diğer Türkiye’nin Türkü, Kürdü, Arabı ile yüzde 99’unun hissiyatına, hassasiyetine ve haysiyetine kim sahip çıkacak?…Eli kanlı teröristlerin zafer işaretleriyle dolaşması, Mehmetçik katillerine muhteşem cenaze törenleri düzenlenmesi ve sanki terör eylemleri neticesinde zorla alınmış haklar varmış gibi izlenim oluşturulması hiç kimsenin lehine olmayacaktır.

Vatan: Güngör Mengi: Diken üstünde

Güzel yurdumuz bugün ve yarın yine “yüreği ağzında insanların ülkesi” olacak. Halkın büyük kesimi, Paris’te infaz edilen üç PKK’lı kadının intikamını almak bahanesiyle terör estirecek haydutlardan korkarak diken üstünde günler geçirecek. İlk uyarıyı Bülent Arınç yaptı: “Cenaze olayının daha büyük bir provokasyona dönüşmemesi gerekir. İçişleri Bakanlığı gerekli tedbiri alacaktır!”Devlet istihbaratının işaret ettiği tehdidi dikkate alan daha açık uyarı Başbakan’dan geldi. Başbakan şöyle dedi: “Birçok provokasyonlar hazırlanabilir. Bu cenazeler istismar vesilesi kılınabilir. İnanıyorum ki vatandaşlarımız oyuna gelmeyecektir. Başlattığımız barış süreci dinamitlenmek isteniyor. Kendi iç hesaplaşmalarının bedelini bu millet ödememeli.”

Diyarbakır’dan Gelecek Mesaj…

Sabah: Hasan Celal Güzel: Habur’dan ders alalım

Hükûmet’in, terörle mücadeleyi aynı hız ve sebatla birkaç ay daha devam ettirmesi hâlinde terör örgütünün tamamen etkisiz hâle geleceğini bilmesine rağmen ‘görüşme’ yoluna gitmesinin sebebini, bu psikolojik dengede ve ezilmişlik hissinin izalesinde aramak gerekir. Böylece, bir bakıma bütün nüfus kucaklanmak istenmektedir. Aksi takdirde bunun başka bir rasyonel izah tarzı yoktur. Lâkin PKK’ya sempatik bakan ve gerçek miktarı yüzde 1’i geçmeyen nüfusu kucaklar ve psikolojik bakımdan yenilmişlik duygusuna mâni olurken, diğer Türkiye’nin Türkü, Kürdü, Arabı ile yüzde 99’unun hissiyatına, hassasiyetine ve haysiyetine kim sahip çıkacak?…Eli kanlı teröristlerin zafer işaretleriyle dolaşması, Mehmetçik katillerine muhteşem cenaze törenleri düzenlenmesi ve sanki terör eylemleri neticesinde zorla alınmış haklar varmış gibi izlenim oluşturulması hiç kimsenin lehine olmayacaktır.

Vatan: Güngör Mengi: Diken üstünde

Güzel yurdumuz bugün ve yarın yine “yüreği ağzında insanların ülkesi” olacak. Halkın büyük kesimi, Paris’te infaz edilen üç PKK’lı kadının intikamını almak bahanesiyle terör estirecek haydutlardan korkarak diken üstünde günler geçirecek. İlk uyarıyı Bülent Arınç yaptı: “Cenaze olayının daha büyük bir provokasyona dönüşmemesi gerekir. İçişleri Bakanlığı gerekli tedbiri alacaktır!”Devlet istihbaratının işaret ettiği tehdidi dikkate alan daha açık uyarı Başbakan’dan geldi. Başbakan şöyle dedi: “Birçok provokasyonlar hazırlanabilir. Bu cenazeler istismar vesilesi kılınabilir. İnanıyorum ki vatandaşlarımız oyuna gelmeyecektir. Başlattığımız barış süreci dinamitlenmek isteniyor. Kendi iç hesaplaşmalarının bedelini bu millet ödememeli.”

Milliyet: Mehmet Tezkan: Barış yolunda cenaze sınavı

Kürt hareketi önemli bir sınavdan geçecek.. Cenaze sınavından.. Paris’te infaz edilen üç kadın PKK’lının cenazeleri yarın memleketlerinde toprağa verilecek.. Sakine Cansız’ın cenazesi Tunceli’de.. Fidan Doğan’ın Kahramanmaraş’ta.. Leyla Söylemez’in cenazesi Mersin’de.. Korku şu.. Cenaze törenlerini fırsat bilenler ortamı Habur’a çevirirler mi? Daha açıkçası ikinci Habur faciası yaşanır mı? Burada bir parantez açalım.. Habur’a bakalım.. İktidarın başlattığı Kürt açılımı veya Başbakan’ın deyimiyle barış ve kardeşlik projesi PKK’lıların Habur sınır kapısına gelip teslim olmalarını öngörüyordu.. Öncelikle suça bulaşmamış, asker polis öldürmemiş kişiler giriş yapacak, bu da dağdan inişin, silah bırakmanın startı olacaktı.. Kandil ve Mahmur kampından 34 kişi seçildi..

Cumhuriyet: Utku Çakırözer: Kılıçtaroğlu: Cenazeler istismar edilmemeli

PEKİN – Türkiye, Paris’te öldürülen 3 PKK’linin yarın Diyarbakır’da yapılması beklenen cenaze törenine kilitlenmiş durumda. Ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da ülkeden binlerce kilometre uzakta aynı gündemi takip etmeye çalışıyor. Dün Pekin’deki temaslarının ardından gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan CHP liderinin değerlendirmeleri şöyle: – Ülkenin gündeminde cenazeler var. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? – Tabii ki olay olmasını istemeyiz. Cenazelerin istismar edilmemesi gerekir. – Habur benzeri görüntüler çıkabilir mi? – Elbette o tür görüntüler halkı rahatsız ediyor.

Yeniçağ: Hasan Demir: Yeter ki Arınç bey üzülmesin!

Devlet Bakanı Bülent Arınç Paris’te öldürülen 3 terörist için…“Fransa’da meydana gelen olayı vahşet olarak nitelendirmiştim. Üzüntü duyduğumu ifade etmiştim. (..)Yaşanan olay bir vahşettir. (…) Onlar böyle bir ölümü hiçbir zaman hak etmemişlerdi” diye üzüntülerini bildirdi ve kalem erbabının yine malzemesi oldu. Sonraki günlerde bu sözü izah için yaptığı açıklamalar ise aslında işi büsbütün çığırından çıkardı da, o henüz farkında değil. Paris’te öldürülenler “terörist”ti. Terörist “bayan” yahut “bay” olunca “terörist” olmaktan çıkmıyor. Katil, katildir. Sayın Bakan, tamam teröristti amma, onlar bunu hak etmedi, başlarına gelmesi gereken normal şey, yakalayıp yargılamaktı diyor ve dinlerken insana doğru gibi de geliyor.

Birgün: Nuray Mert: ‘Sözde yeni Türkiye’ ve Paris olayı

Paris’te siyasal sonuçları çok sarsıcı olabilecek alabildiğine karanlık bir suikastın ardından, çoğumuz muhtemel siyasal sonuçlarından ziyade, suikastın muhtemel failleri üzerine kafa yoruyor. Olay sıcaklığını koruduğu için böyle olması son derece doğal.  Asıl sorunlu olan; iktidar partisinin, en başından ve daha ortada hiçbir bilgi yokken failler konusunda fikir beyan etmesi ve ‘örgüt içi infazdan’ söz etmesiydi. İktidar partisi sözcüsü ve ardından Başbakan bu yönü işaret edince, doğal olarak (yani Türkiye açısından doğal olarak) medya da,  ‘örgüt içi infaz’ konusunu enine boyuna işlemeye başladı.

Radikal: Eyüp Can: Cenazelerin gölgesinde barışın fotoğrafı

Biri Türkçe anlatıyor, diğeri Kürtçe. Ama ikisi de aynı şeyi söylüyor. İşte Ahmet Baki ve Rukiye Aslan’ın hikâyesi. Herkes yarın Diyarbakır’da yapılacak cenazelere kilitlenmiş durumda. “Aman ha barış umudunu baltalayacak bir provokasyon olmasın!” Mesela Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan Star’da yayımlanan köşe yazısında “Paris’te öldürülen üç kadının cenazesi üzerinden Habur benzeri bir görüntü oluşturulması, olayın kendisinden daha büyük bir sabotaj anlamına gelir” dedi. Yazısında ‘barış dilinin’ önemine vurgu yapan Akdoğan haksız mı? Haklı. Bu noktada BDP kadar hükümete, güvenlik güçlerine ve biz medya mensuplarına da büyük sorumluluk düşüyor.

Bugün: Adem Yavuz Arslan: Kılıçdaroğlu ‘cenazeler istismar edilmesin’

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çin temaslarını izliyoruz ama gözümüz kulağımız Türkiye’de. Özellikle bugün Diyarbakır’da yapılacak olan cenaze töreni bir anda bütün dikkatleri buraya çevirdi. ‘Güzel şeyler olacak’ denilerek çıkılan 1. açılım sürecinin Habur ile sabote edilmesinden sonra aynı şeyin yaşanması endişesi hayli yaygın. Kılıçdaroğlu ile dün öğleden sonra Pekin’den Şanghay’a geçmeden önce bu konuyu konuştuk. Daha önce Habur’da yaşanan görüntülerin halkı rahatsız ettiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu ‘Olumsuz bir şey olmasın. Kimse cenazeleri istismar etmemeli’ dedi.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı