Ekopolitik

15 Ocak 2013: Paris Suikastındaki Sır Perdesi!

Paris Suikastındaki Sır Perdesi!

Akşam: Doğu Erdil: Neden zor?

Şöyle ki: 1- Artık sadece bir Kürt sorunu yok. Bir de Kürdistan sorunu var ve bu Kürdistan birkaç ülkeyi kapsıyor. 2- Türkiye’nin soruna yaklaşımı, belirtilen geniş ‘kapsama alanı’nı içermiyor; örgüte silah bıraktırmayla sınırlı. Oysa daha önce de, hem de beş yıl boyunca PKK şiddetten vazgeçmişti. 3- Çözüm, sorunun karmaşık, aktörlerin çoğul olmasına rağmen siyasetin dışında bir pazarlıkla tek kişi üzerinden sağlanmaya çalışılıyor.

Cumhuriyet: Özgen Acar: ‘Paris Yanıyor mu?’

Yaklaşık yarım yüzyıl önce, Amerikan-Fransız yapımı “Paris Yanıyor mu?” adlı ilginç bir film izlemiştim. 2. Dünya Savaşı’nda Almanların Paris’i işgalini anlatan filmde, Alain Delon, Jean-Paul Belmondo, Kirk Douglas, Orson Welles, Glenn Ford gibi ünlü sanatçılar oynuyordu. Adolf Hitler’den “İşgal edemezsen Paris’i yak!” emrini alani Nazi generalinin çevresi ve Parislilerin işgale direnişleri acıklı bir öykü olarak anlatılıyordu. Geçen hafta yanmadı ama Paris’te yer yerinden oynadı! Önce, aralarında PKK’nin kurucularından biri de olmak üzere 3 Kürt kadını filmlerde rastlanacak biçimde, kafalarına sıkılan 10 kurşun ile “infaz” edildi.

Paris Suikastındaki Sır Perdesi!

Akşam: Doğu Erdil: Neden zor?

Şöyle ki: 1- Artık sadece bir Kürt sorunu yok. Bir de Kürdistan sorunu var ve bu Kürdistan birkaç ülkeyi kapsıyor. 2- Türkiye’nin soruna yaklaşımı, belirtilen geniş ‘kapsama alanı’nı içermiyor; örgüte silah bıraktırmayla sınırlı. Oysa daha önce de, hem de beş yıl boyunca PKK şiddetten vazgeçmişti. 3- Çözüm, sorunun karmaşık, aktörlerin çoğul olmasına rağmen siyasetin dışında bir pazarlıkla tek kişi üzerinden sağlanmaya çalışılıyor.

Cumhuriyet: Özgen Acar: ‘Paris Yanıyor mu?’

Yaklaşık yarım yüzyıl önce, Amerikan-Fransız yapımı “Paris Yanıyor mu?” adlı ilginç bir film izlemiştim. 2. Dünya Savaşı’nda Almanların Paris’i işgalini anlatan filmde, Alain Delon, Jean-Paul Belmondo, Kirk Douglas, Orson Welles, Glenn Ford gibi ünlü sanatçılar oynuyordu. Adolf Hitler’den “İşgal edemezsen Paris’i yak!” emrini alani Nazi generalinin çevresi ve Parislilerin işgale direnişleri acıklı bir öykü olarak anlatılıyordu. Geçen hafta yanmadı ama Paris’te yer yerinden oynadı! Önce, aralarında PKK’nin kurucularından biri de olmak üzere 3 Kürt kadını filmlerde rastlanacak biçimde, kafalarına sıkılan 10 kurşun ile “infaz” edildi.

Milliyet: Sami Kohen: Paris cinayetinin gölgesi…

Paris’te üç PKK’lı kadının öldürülmesi olayı, Türk-Fransız ilişkilerine, tam da düzelmeye yüz tuttuğu bir aşamada, gölge düşürüyor. Aslında bu cinayetin iki ülke arasındaki ilişkilerle direkt bir ilgisi yoktur. İnfaz olayından sonra Fransız polisi harekete geçerken, Türk ve Fransız güvenlik servisleri ve diplomatları arasında gereken işbirliği de sağlandı. Olaydan sonra Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın ve hemen ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği bazı sözler Ankara ile Paris arasında bir diplomatik pürüz yarattı. Hollande’ın öldürülen PKK’lıların birini (Fidan Doğan’ı) tanıdığını ve onunla görüşmüş olduğunu söylemesi üzerine, Başbakan basına açık bir toplantıda çok sert bir karşılık verdi.

 Takvim: Ergün Diler: Paris’teki suikastın şifresi: 3

Birkaç gündür Paris’te gerçekleştirilen suikastlar üzerinde duruyorum. Sakine Cansız, Leyla Söylemez ve Fidan Doğan başlarına sıkılan kurşunlarla hayatını kaybetti. Olay, Paris’in göbeğindeki Kürt Enformasyon Bürosu’nda meydana geldi. Fransız istihbaratının 24 saat gözetim altında tuttuğuLafayette 147 No’lu binaya hala kimin girip çıktığını öğrenmiş değiliz. Zaten Fransızlar’ın bunu açıklamaya da niyetleri yok. Dün birkaç önemli dostumla uzun süre konuştuk. Neredeyse bütün günümü bu konuya ayırdım. Çünkü ne Fransız medyasında ne de Türk medyasında doyurucu bilgi ve yorum vardı. 3 PKK’lı kadına sıkılan kurşunlarTOTO’ya dönmüştü…

Vatan: Ruşen Çakır: The French Connection (Fransız Bağlantısı)

Biraz daha açacak olursak, Fransız güvenlik ve istihbarat yetkililerinin üç vahim zaafıyla karşı karşıyayız. Birincisi, tabii ki Paris’in göbeğinde, PKK’nın en önemli kurumlarından birinde, örgütün Avrupa’daki en önde gelen yöneticilerinden biri (Sakine Cansız) ile Fransa sorumlusu (Fidan Doğan) ve yanlarındaki Leyla Saylemez’in profesyonel bir şekilde katledilmiş olması. Normal şartlarda Fransız güvenlik birimlerinin 24 saat kontrol ettiği varsayılabilecek bir büroyla kişilerden söz ettiğimiz için bu suikastin nasıl gerçekleşmiş olduğu bile başlıbaşına bir soru işaretidir.

Zaman: Şahin Alpay: ‘Hayır sulhtadır, sulh hayırdır…’

İnfazları kimin yapmış olabileceğine dair birçok teori var: Türkiye’de iç barışın sağlanmasından hoşnut olmayan PKK’lı şahinler, “derin devlet”, Türk ırkçıları, üçüncü bir devlet, uyuşturucu ve silah kaçakçıları, vesaire. Hangisi ya da hangileri henüz bilinmiyor. Bilinen tek bir şey var; o da infazların (tıpkı Çukurca saldırısı gibi) barış sürecini hedef aldığı. Bunlar barış sürecini baltalamaya yönelik ilk provokasyonlar değil, sonuncuları olmayacaklarını söylemek de kehanet olmaz. Ne var ki Türk ve Kürt toplumunun büyük bir çoğunluğu artık şiddetin son bulmasını istiyor; provokasyonların süreci baltalamasına izin verilmemesini bekliyor.

Taraf: Kurtuluş Tayiz: Asıl hedef kimdi

Paris suikastının İmralı’daki görüşmeleri hedef aldığı tezi, daha çok saldırıda ölenlerden birinin kimliğinin üzerine kurulu. O isim Sakine Cansız. PKK’nın kurucularından. Örgüt içinde ve tabanında efsaneleşmiş biri. Sakine Cansız değil de örgütün yeni nesil çalışanları sadece bu saldırıda hayatını kaybetseydi bu suikast yine de İmralı’daki görüşmelerle ilişkilendirilecek miydi? Pek ihtimal vermiyorum, en azından Paris’teki suikastla İmralı’daki görüşmeler arasında bu kadar güçlü bir ilişki kurulmazdı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı