Ekopolitik

15 Ocak 2013: Mursi’den İsrail’e Sevgilerle & 15 Ocak 2013 Mursi’den İsrail’e Sevgilerle

Mursi’den İsrail’e Sevgilerle

Yaklaşık 30 yıl önce Müslüman Kardeşler’in bir lideri yaptığı bir konuşmada Mısırlılara çocuklarına ve torunlarına Yahudiler ve Siyonistlerle ilgili nefreti işlemesi için çağrıda bulundu. Aylar sonra bir televizyon mülakatında aynı lider Siyonistleri “Filistinlilere saldıran kan emiciler, savaş çığırtkanları ve maymunlarla domuzların mirasçıları” olarak tanımladı. O lider, Muhammed Mursi, şimdi Mısır Cumhurbaşkanı ve bu yorumları ona şimdi dadanmak üzere geri dönebilir. Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının başlarında Bay Mursi Mısır’ın İsrail ile olan anlaşmasını kabul etme ve bölgede barışı arama sözü vermişti. Son aylarda Mursi Başkan Obama ile Gazze Şeridi’nde Filistinli militanlar ile İsrail arasında bir ateşkes sağlama noktasındaki başarılı çabaları çerçevesinde şahsi bir bağ kurmaya da başlamıştı. Mursi’nin konuşmalarının medyaya sızması İsrail’in Arap komşularının Yahudi devleti ile barış yapmaya gönüllü olmadığını savunanların pozisyonunu güçlendirdi.

(NYT, Morsi’s Slurs Against Jews Stir Concern, 14 Ocak 2013)

ABD ‘Karşı AyaklanmaDoktrinine Karşı

“Karşı ayaklanma” doktrininin başarısızlığının sebeplerinden biri olarak ABD’nin başını çektiği eforların başarısızlığından bahsedilebilir. General David Petraeus’un 2007 ve 2008’de Irak’taki “başarıları” savaşın sabık savunma bakanı Donald Rumsfeld gibi eski liderlerin siciline nasıl zarar verebileceği örneği ile karşılaştırılırsa karşı ayaklanmalara ve yürütücülerine büyük bir şöhret kazandırdı. Strateji ile yakından özdeşleştirilen iki isim olan Mc Chrystal ve Petraeus‘un isimleri daha sonra kişisel skandallara karıştı. Afganistan’da ise başarı hayata geçirilemediği gibi, karşı ayaklanma konusunda yapılan gösterişin boyası da döküldü. New York Times’ın özetine göre ABD Fransa’nın Mali’ye saldırmasına “İslamcıların kalesine Batılılar tarafından yapılacak bir saldırının dünyadaki Mücahitleri ayaklandıracağı ve Avrupa’ya terörist saldırılara teşvik edeceği” sebebiyle karşı çıktı. Bu görüş haklılık payına sahip olabilir; ‘Cihatçı forumları takip eden analist Aaron Zelin’e göre Fransız müdahalesine karşı bu topluluklar “ağızlarından köpükler saçıyorlar”. Karşı ayaklanma doktrinini yönlendiren aynı düşüncenin bir bölümünde kendini bulan yaklaşım da doğrudan askeri müdahalenin aşırılığı azaltmaktan ziyade daha da fazla şiddeti körükleyebileceğini söylüyor; çünkü halkın temayülleri ile radikal gruplar çoğu zaman problemin kökünde iç içeler.

(WP, Is Mali another loss for counterinsurgency?, 15 Ocak 2013)

Mursi’den İsrail’e Sevgilerle

Yaklaşık 30 yıl önce Müslüman Kardeşler’in bir lideri yaptığı bir konuşmada Mısırlılara çocuklarına ve torunlarına Yahudiler ve Siyonistlerle ilgili nefreti işlemesi için çağrıda bulundu. Aylar sonra bir televizyon mülakatında aynı lider Siyonistleri “Filistinlilere saldıran kan emiciler, savaş çığırtkanları ve maymunlarla domuzların mirasçıları” olarak tanımladı. O lider, Muhammed Mursi, şimdi Mısır Cumhurbaşkanı ve bu yorumları ona şimdi dadanmak üzere geri dönebilir. Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının başlarında Bay Mursi Mısır’ın İsrail ile olan anlaşmasını kabul etme ve bölgede barışı arama sözü vermişti. Son aylarda Mursi Başkan Obama ile Gazze Şeridi’nde Filistinli militanlar ile İsrail arasında bir ateşkes sağlama noktasındaki başarılı çabaları çerçevesinde şahsi bir bağ kurmaya da başlamıştı. Mursi’nin konuşmalarının medyaya sızması İsrail’in Arap komşularının Yahudi devleti ile barış yapmaya gönüllü olmadığını savunanların pozisyonunu güçlendirdi.

(NYT, Morsi’s Slurs Against Jews Stir Concern, 14 Ocak 2013)

ABD ‘Karşı AyaklanmaDoktrinine Karşı

“Karşı ayaklanma” doktrininin başarısızlığının sebeplerinden biri olarak ABD’nin başını çektiği eforların başarısızlığından bahsedilebilir. General David Petraeus’un 2007 ve 2008’de Irak’taki “başarıları” savaşın sabık savunma bakanı Donald Rumsfeld gibi eski liderlerin siciline nasıl zarar verebileceği örneği ile karşılaştırılırsa karşı ayaklanmalara ve yürütücülerine büyük bir şöhret kazandırdı. Strateji ile yakından özdeşleştirilen iki isim olan Mc Chrystal ve Petraeus‘un isimleri daha sonra kişisel skandallara karıştı. Afganistan’da ise başarı hayata geçirilemediği gibi, karşı ayaklanma konusunda yapılan gösterişin boyası da döküldü. New York Times’ın özetine göre ABD Fransa’nın Mali’ye saldırmasına “İslamcıların kalesine Batılılar tarafından yapılacak bir saldırının dünyadaki Mücahitleri ayaklandıracağı ve Avrupa’ya terörist saldırılara teşvik edeceği” sebebiyle karşı çıktı. Bu görüş haklılık payına sahip olabilir; ‘Cihatçı forumları takip eden analist Aaron Zelin’e göre Fransız müdahalesine karşı bu topluluklar “ağızlarından köpükler saçıyorlar”. Karşı ayaklanma doktrinini yönlendiren aynı düşüncenin bir bölümünde kendini bulan yaklaşım da doğrudan askeri müdahalenin aşırılığı azaltmaktan ziyade daha da fazla şiddeti körükleyebileceğini söylüyor; çünkü halkın temayülleri ile radikal gruplar çoğu zaman problemin kökünde iç içeler.

(WP, Is Mali another loss for counterinsurgency?, 15 Ocak 2013)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı