Ekopolitik

12 Mart 2012

Anayasa Tartışmaları

 

Hürriyet: İsmet Berkan: Türkiye Konuşuyor, Vatandaş Anayasa Yapıyor

 

Daha önce yedi ilde sekiz toplantı gerçekleşmiş, dün de Antalya’da toplantı vardı. Toplantıların yapılması kadar yapılma yöntemi de önemli. Daha önce Amerika’da, Güney Afrika’da ve İzlanda’da uygulanmış bir yöntemin uyarlaması yapılmış. Haftalar önceden toplantının yapılacağı şehirdeki cep telefonu abonelerine mesajlar gönderiliyor. Örneğin dün Antalya’da yapılan toplantı için 110 bin kişiye mesaj gönderilmiş, ‘Bir Anayasa toplantısı yapacağız, katılmak ister misiniz’ denmiş. Bu 110 bin kişiden yaklaşık 7 bini ‘Evet katılırım’ demiş. Sonra o 7 bin kişi yaşa, meslek grubuna ve cinsiyete göre kotalara ayrılmış ve sonuçta dün Antalya’daki kocaman salonda 630 vatandaş vardı, anayasa konuşan tartışan, uzlaşma arayan. İznim olmasa da bana çarpıcı gelen bir sonucu yazacağım, bugüne kadar yapılan toplantıların hepsinde aynı şey olmuş, ezici çoğunluklar ‘adalet’ istemişler. Buradaki ‘adalet’ talebini ister yargı sisteminden şikayet diye okuyun ister toplumdaki genel adaletsizlik, eşitsizlikten yakınma diye. Talep açık: Halk adalet istiyor. Hem de her alanda.

 

Radikal: Tarhan Erdem: Anayasa Yazımına Hazırlık

 

Abant Platformu’nun son toplantısında, anayasanın niçin yeniden yazıldığı sorusuna da cevap arandı ve değişik cevaplar verildi. Ben, yeni anayasanın ‘yerinden yönetimi kurmak’ hedefini söyleyerek soruyu cevapladım. Başka devletler için üretilmiş kavramları tartışarak sonuca da varamayız, hatta yazmaya bile başlayamayız. Yerinden yönetimi bilmeden; yasama organını, yasama organının görevlerini, merkezi idarenin kurumlarını tanımlayamaz; bunları tanımlamadan yürütme organlarının yurttaşlarla ilişkisinin kurallarını yazıp yasalar çıkartamayız.

 

Bugün: Gülay Göktürk: Merkezileşen Türkiye

 

Şimdiye kadar yapılan tartışmalardan bireysel hakların güvenceye alınması, 66. maddenin kaldırılarak anayasal vatandaşlık tanımına geçilmesi, Türk etnisitesine atıf yapan ibarelerin temizlenmesi gibi konularda büyük bir problem olmadığı anlaşılıyor. Kürtçe eğitim konusunda da epey mesafe alınmış durumda. Kürtçe’nin seçmeli ders olarak müfredata alınmasına hiçbir itiraz yok ama anadilde eğitim noktası daha epey uğraştıracağa benzer. Ne var ki, Kürtler’in bundan böyle nasıl bir idari statü içinde yaşayacakları konusu en büyük problem olarak karşımızda duruyor. İşin kötüsü, bu tartışma meşru zeminlerde, Parlamento’da, Anayasa Komisyonu’nda konuşulup halledilmediği sürece, PKK bu konuyu kapalı kapılar ardında devletle pazarlık konusu yapıyor. İşte, “Üniter Devlet, Özerklik Dengesinde Yerel Yönetimler” başlıklı oturumu en önemli oturum yapan sebep de buydu.

 

Cumhuriyet: Mümtaz Soysal: Anayasa Ürküntüsü

 

Bilen bilir ki özgürlük, bağımsızlık, eşitlik ve insancıllık isteklerinden kaynaklanan ve Kuzey Amerika’daki İngiliz sömürgeciliği ile Fransa’daki istibdat kralcılığına karşı çıkan ihtilallerin yarattığı bir akımdır bu. Başlatanlar, düşüncelerini bir temel yasa metnine sokup o metni bir tür “toplum sözleşmesi” olarak ülkelerinin yönetiminde egemen olmasını sağlamak peşindedirler.

 

Star: Ardan Zentürk: Anayasa Üzerine-1

 

Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’nun ortaya koyduğu hukuki/siyasi kriterler, Türkiye’nin yeni anayasa çalışmaları sürecinde “yarı-başkanlık sistemine” rotalandığını mı işaret ediyor? Kişisel kanaatim, öyle… “Yeni Anayasa’nın Çerçevesi” konulu 26.Abant Toplantısı’nın “Yeni Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın Konumu” başlıklı oturum, belki, cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarına dönük görüşler ile gelişti ama işin sonunda ortaya “siyasi sistem tercihi” konusu çıktı!.. Cumhurbaşkanını halk seçiyorsa… Türkiye “geleneksel” olarak parlamenter demokrasi ile yönetiliyor. Yani, halkın oyları ile seçilen meclis, içinden, hükümeti ve haliyle başbakanı çıkarıyor, bir de cumhurbaşkanını seçiyor(du).

 

 Taraf: Orhan Miroğlu: Geçiş Anayasasına Doğru


Sona söylemeyi bırakmadan, baştan söyleyeyim. Abant Platformu’nun üç gün süren toplantısından çıkardığım sonuç bu oldu benim. Türkiye geçiş anayasasına doğru gidiyor. Üç gün sürmüş bir toplantıda, “geçiş anayasası” sadece bir defa söylenmiş olmasına ve kimsenin bu konuda herhangi bir görüş belirtmemesine rağmen, Abant’ın ruhuna yansıyan görüşün, bir geçiş anayasasına işaret ettiğini düşünüyorum.Abant Platformu’nun salt bir entelektüel tartışma platformu olmadığını, toplumun belli bir kesimini ve belli bir çoğulculuğu temsil ettiğini düşünürsek, anayasa süreciyle ilgili olarak başlayan tartışmaların bundan sonra geçiş anayasasını da kapsayacağını varsayabiliriz. 

 

Eğitim Savaşları

 

Cumhuriyet: Orhan Bursalı: Eyvah, Bu Milletin Hepsi Okuyor 

 

Eyvah bu milletin tamamı okuyup yazma öğreniyor, milletin okul okuma yaşı giderek artıyor, eskiden 4.4 yıldı milletin okul yaşı, yani ilkokulu bitirmemiş bir kitle vardı, şimdi ise 6.5 yıla çıktı, hele hele kızlar da okuyor, ne yapıp ne edip bu süreci durdurmalıyız..”“Özellikle de kızların da okuması, hem de 8 yıl okuması, daha çok okumak istemesi de neyin nesi! Kadın erkek eşitliği mi olurmuş. Onlar evlerinde çocuk yetiştirecek, yemek yapacak, kocalarına her açıdan hizmet edecek… 

 

Zaman: A.Turan Alkan: Badana Reformu

 

Durumu daha net görebilmek için Başbakan’ın şu sözlerini doğru okumak gerekiyor: “28 Şubat mimarlarının zihniyeti, eğitim sistemi üzerinde ağır bir tahribata neden olmuştur. Şimdi kademeli eğitimle 28 Şubat’ın son izlerini siliyoruz.” Meclis komisyonunda arslanlar gibi çarpışarak tasarıyı savunan ve eleştiren vekillerin nereden ilham aldığı açık. Gönlümüz aynı celâdetin, yeni anayasa çalışmalarında da gösterilmesinden yanadır. Toplumun asıl beklentisi, “Bir çağı kapatıp ötekini başlatacak” nitelikteki yasama destanıdır ve ilk sivil anayasanın inşâsı esnasında Ulubatlı Hasanlar gibi Meclis’te cenk etmektir.

 

Vatan: Ruhat Mengi: ‘Sorunlu’ Eğitim ve Utanç Veren Kavga

 

Dün öğleden sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ’nun eğitimciler ve uzmanların gazetecileri çıkarılmak istenen “kesintili eğitim” yasası konusunda bilgilendirmesi amacıyla düzenlediği toplantıdaydım. İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi, Koç, Marmara ve diğer üniversitelerden , ilköğretim okulu ve liselerden gelen uzmanlar, profesörler (toplam 20 kişiye yakın) eğitimi “4+4+4” şeklinde kesintilere uğratacak yasanın sakıncalarını farklı noktalardan, farklı açılardan kusursuz şekilde anlattılar. Ki aslında bu “eğitimci görüşü almayı ve paylaşmayı” yasayı mutlaka çıkarmak isteyen “iktidar partisinin” komisyona gitmeden çok önce yapması gerekirdi. 

 

Hürriyet: Taha Akyol: Meclisteki Kavga ve Tarafsız Yargı 

 

MİLLİ Eğitim Komisyonu’nda dün yaşanan çirkin kavga bir anlık asabiyetin değil, çatışmacı siyasi kültürümüzün ve yıllardan beri yaşadığımız kutuplaşmanın bir sonucudur. Daha kötüsü, çirkin kavgadan ders almak yerine, herkesin kendisini mutlak haklı, “öteki”ni tek suçlu görmesidir. Böyle devam edersek hiçbir sorunumuzu “müzakere” üslubuyla ele alamayız, “ortak akıl” gerektiren çözümleri üretemeyiz. Kesintili eğitim kavgaları, çok önemli olmakla beraber, yine de basit bir örnek! Anayasa konusunu konuşabiliyor muyuz?! Anayasa yapmanın gerektirdiği uzlaşmacı ruhun zerresini görüyor musunuz? 

 

Yeni Şafak: Yusuf Kaplan: Eğitim Modeli Arayışı 

 

Hiç kimse, medeniyet meselesini kavramadan eğitim meselesini hâl yoluna koyabileceğimizi düşünmesin. Yine hiç kimse, Türkiye’nin eğitim sisteminin, Batı uygarlığının eğitim anlayışını, sorunlarını kavramaktan bir hayli uzak, devşirdiği Batılı eğitim sisteminin değerlerini de deforme eden çarpık bir eğitim sistemi olduğu yakıcı gerçeğini gözardı etmeye kalkışmasın. Ayrıca hiç kimse, Türkiye’deki eğitim meselesini tartışırken, -bizim eğitim sistemimizin kötü bir kopyesi olduğu- Batı’daki eğitim sisteminin bizatihî kendisinin çöktüğünü, bunun temel nedeninin Batı uygarlığının yaşadığı köklü varoluşsal / felsefî bunalım olduğunu unutmasın.


Stratfor Türkiye Gündemi VI


Taraf: Friedman’dan Reva’ya Casusluk Dersleri 

 

[Kaynakla yapacağın] her görüşme senin ile denetmeninin arasında planlanmalı ve her görüşmenin belli bir hedefi olmalı ve bu, gerçekte ilgilendiğin ama tercihen gizli tutulması gereken mevzunun tartışılması üzerine kurulmamalı, daha ziyade kaynağı kişisel olarak analiz etmek ve onun kontrolünü sağlama yönünde hareket etmek gerekir. Operasyonun gerekçesi, çeşitli gizlilik derecelerinde bilgiler elde etmek olacaktır ve kontrolü bir kez sağladın mı, ilk iş, kaynağın nasıl bir erişime sahip olduğunu belirlemek olmalıdır. Eğer bu testi geçemezse kaynakla ilişki bitecektir. 

 

Taraf: Sabah’la Anlaştık İbrahim

 

Mayıs ayında Bokhari, Friedman ve Sabah yetkilileri üçgeninde geçen yazışmalarla, Stratfor direktörü George Friedman’ın Türkiye temasları kapsamında 2 haziranda İstanbul’da Sabah’la bir görüşme ayarlanır. Aynı zamanda Stratfor direktörünün eşi olan Meredith Friedman, bu tarihte görüşmenin sona ermesinin hemen ardından İbrahim Kalın’a “Teşekkür ederim” başlıklı şu maili gönderir: “Sevgili İbrahim. Sabah’la az önce görüşmemizin çok iyi geçtiğini ve mutabakat anlaşmasını imzaladığımızı size bildirmek isterim. İstanbul’da yaşadığı için işbirliğini koordine edecek Stratfor’daki Türk temsilcimiz Emre Doğru’yu da kendileriyle tanıştırdık. Umarım sizin için de her şey yolundadır.” 

Taraf: Stratfor’un TUSKON Yazışmaları Hayal Ürünü 

Stratfor isimli kuruluşun çalışanlarının e-posta yazışmalarına dayalı olarak yayınlanan Wikileaks Derin Posta isimli yazı dizinizin 10 Mart 2012 tarihinde yayınlanan bölümünde, Stratfor çalışanı Reva Bhalla’nın şahsıma ve kurumumuza atfen dile getirdiği düşünce ve yorumların kendi hayal ürünü olduğunu ve kesinlikle tarafımızdan dile getirilen düşünceler olmadığını ifade etmek isteriz.

 

 


Anayasa Tartışmaları

 

Hürriyet: İsmet Berkan: Türkiye Konuşuyor, Vatandaş Anayasa Yapıyor

 

Daha önce yedi ilde sekiz toplantı gerçekleşmiş, dün de Antalya’da toplantı vardı. Toplantıların yapılması kadar yapılma yöntemi de önemli. Daha önce Amerika’da, Güney Afrika’da ve İzlanda’da uygulanmış bir yöntemin uyarlaması yapılmış. Haftalar önceden toplantının yapılacağı şehirdeki cep telefonu abonelerine mesajlar gönderiliyor. Örneğin dün Antalya’da yapılan toplantı için 110 bin kişiye mesaj gönderilmiş, ‘Bir Anayasa toplantısı yapacağız, katılmak ister misiniz’ denmiş. Bu 110 bin kişiden yaklaşık 7 bini ‘Evet katılırım’ demiş. Sonra o 7 bin kişi yaşa, meslek grubuna ve cinsiyete göre kotalara ayrılmış ve sonuçta dün Antalya’daki kocaman salonda 630 vatandaş vardı, anayasa konuşan tartışan, uzlaşma arayan. İznim olmasa da bana çarpıcı gelen bir sonucu yazacağım, bugüne kadar yapılan toplantıların hepsinde aynı şey olmuş, ezici çoğunluklar ‘adalet’ istemişler. Buradaki ‘adalet’ talebini ister yargı sisteminden şikayet diye okuyun ister toplumdaki genel adaletsizlik, eşitsizlikten yakınma diye. Talep açık: Halk adalet istiyor. Hem de her alanda.

 

Radikal: Tarhan Erdem: Anayasa Yazımına Hazırlık

 

Abant Platformu’nun son toplantısında, anayasanın niçin yeniden yazıldığı sorusuna da cevap arandı ve değişik cevaplar verildi. Ben, yeni anayasanın ‘yerinden yönetimi kurmak’ hedefini söyleyerek soruyu cevapladım. Başka devletler için üretilmiş kavramları tartışarak sonuca da varamayız, hatta yazmaya bile başlayamayız. Yerinden yönetimi bilmeden; yasama organını, yasama organının görevlerini, merkezi idarenin kurumlarını tanımlayamaz; bunları tanımlamadan yürütme organlarının yurttaşlarla ilişkisinin kurallarını yazıp yasalar çıkartamayız.

 

Bugün: Gülay Göktürk: Merkezileşen Türkiye

 

Şimdiye kadar yapılan tartışmalardan bireysel hakların güvenceye alınması, 66. maddenin kaldırılarak anayasal vatandaşlık tanımına geçilmesi, Türk etnisitesine atıf yapan ibarelerin temizlenmesi gibi konularda büyük bir problem olmadığı anlaşılıyor. Kürtçe eğitim konusunda da epey mesafe alınmış durumda. Kürtçe’nin seçmeli ders olarak müfredata alınmasına hiçbir itiraz yok ama anadilde eğitim noktası daha epey uğraştıracağa benzer. Ne var ki, Kürtler’in bundan böyle nasıl bir idari statü içinde yaşayacakları konusu en büyük problem olarak karşımızda duruyor. İşin kötüsü, bu tartışma meşru zeminlerde, Parlamento’da, Anayasa Komisyonu’nda konuşulup halledilmediği sürece, PKK bu konuyu kapalı kapılar ardında devletle pazarlık konusu yapıyor. İşte, “Üniter Devlet, Özerklik Dengesinde Yerel Yönetimler” başlıklı oturumu en önemli oturum yapan sebep de buydu.

 

Cumhuriyet: Mümtaz Soysal: Anayasa Ürküntüsü

 

Bilen bilir ki özgürlük, bağımsızlık, eşitlik ve insancıllık isteklerinden kaynaklanan ve Kuzey Amerika’daki İngiliz sömürgeciliği ile Fransa’daki istibdat kralcılığına karşı çıkan ihtilallerin yarattığı bir akımdır bu. Başlatanlar, düşüncelerini bir temel yasa metnine sokup o metni bir tür “toplum sözleşmesi” olarak ülkelerinin yönetiminde egemen olmasını sağlamak peşindedirler.

 

Star: Ardan Zentürk: Anayasa Üzerine-1

 

Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’nun ortaya koyduğu hukuki/siyasi kriterler, Türkiye’nin yeni anayasa çalışmaları sürecinde “yarı-başkanlık sistemine” rotalandığını mı işaret ediyor? Kişisel kanaatim, öyle… “Yeni Anayasa’nın Çerçevesi” konulu 26.Abant Toplantısı’nın “Yeni Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın Konumu” başlıklı oturum, belki, cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarına dönük görüşler ile gelişti ama işin sonunda ortaya “siyasi sistem tercihi” konusu çıktı!.. Cumhurbaşkanını halk seçiyorsa… Türkiye “geleneksel” olarak parlamenter demokrasi ile yönetiliyor. Yani, halkın oyları ile seçilen meclis, içinden, hükümeti ve haliyle başbakanı çıkarıyor, bir de cumhurbaşkanını seçiyor(du).

 

 Taraf: Orhan Miroğlu: Geçiş Anayasasına Doğru


Sona söylemeyi bırakmadan, baştan söyleyeyim. Abant Platformu’nun üç gün süren toplantısından çıkardığım sonuç bu oldu benim. Türkiye geçiş anayasasına doğru gidiyor. Üç gün sürmüş bir toplantıda, “geçiş anayasası” sadece bir defa söylenmiş olmasına ve kimsenin bu konuda herhangi bir görüş belirtmemesine rağmen, Abant’ın ruhuna yansıyan görüşün, bir geçiş anayasasına işaret ettiğini düşünüyorum.Abant Platformu’nun salt bir entelektüel tartışma platformu olmadığını, toplumun belli bir kesimini ve belli bir çoğulculuğu temsil ettiğini düşünürsek, anayasa süreciyle ilgili olarak başlayan tartışmaların bundan sonra geçiş anayasasını da kapsayacağını varsayabiliriz. 

 

Eğitim Savaşları

 

Cumhuriyet: Orhan Bursalı: Eyvah, Bu Milletin Hepsi Okuyor 

 

Eyvah bu milletin tamamı okuyup yazma öğreniyor, milletin okul okuma yaşı giderek artıyor, eskiden 4.4 yıldı milletin okul yaşı, yani ilkokulu bitirmemiş bir kitle vardı, şimdi ise 6.5 yıla çıktı, hele hele kızlar da okuyor, ne yapıp ne edip bu süreci durdurmalıyız..”“Özellikle de kızların da okuması, hem de 8 yıl okuması, daha çok okumak istemesi de neyin nesi! Kadın erkek eşitliği mi olurmuş. Onlar evlerinde çocuk yetiştirecek, yemek yapacak, kocalarına her açıdan hizmet edecek… 

 

Zaman: A.Turan Alkan: Badana Reformu

 

Durumu daha net görebilmek için Başbakan’ın şu sözlerini doğru okumak gerekiyor: “28 Şubat mimarlarının zihniyeti, eğitim sistemi üzerinde ağır bir tahribata neden olmuştur. Şimdi kademeli eğitimle 28 Şubat’ın son izlerini siliyoruz.” Meclis komisyonunda arslanlar gibi çarpışarak tasarıyı savunan ve eleştiren vekillerin nereden ilham aldığı açık. Gönlümüz aynı celâdetin, yeni anayasa çalışmalarında da gösterilmesinden yanadır. Toplumun asıl beklentisi, “Bir çağı kapatıp ötekini başlatacak” nitelikteki yasama destanıdır ve ilk sivil anayasanın inşâsı esnasında Ulubatlı Hasanlar gibi Meclis’te cenk etmektir.

 

Vatan: Ruhat Mengi: ‘Sorunlu’ Eğitim ve Utanç Veren Kavga

 

Dün öğleden sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ’nun eğitimciler ve uzmanların gazetecileri çıkarılmak istenen “kesintili eğitim” yasası konusunda bilgilendirmesi amacıyla düzenlediği toplantıdaydım. İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi, Koç, Marmara ve diğer üniversitelerden , ilköğretim okulu ve liselerden gelen uzmanlar, profesörler (toplam 20 kişiye yakın) eğitimi “4+4+4” şeklinde kesintilere uğratacak yasanın sakıncalarını farklı noktalardan, farklı açılardan kusursuz şekilde anlattılar. Ki aslında bu “eğitimci görüşü almayı ve paylaşmayı” yasayı mutlaka çıkarmak isteyen “iktidar partisinin” komisyona gitmeden çok önce yapması gerekirdi. 

 

Hürriyet: Taha Akyol: Meclisteki Kavga ve Tarafsız Yargı 

 

MİLLİ Eğitim Komisyonu’nda dün yaşanan çirkin kavga bir anlık asabiyetin değil, çatışmacı siyasi kültürümüzün ve yıllardan beri yaşadığımız kutuplaşmanın bir sonucudur. Daha kötüsü, çirkin kavgadan ders almak yerine, herkesin kendisini mutlak haklı, “öteki”ni tek suçlu görmesidir. Böyle devam edersek hiçbir sorunumuzu “müzakere” üslubuyla ele alamayız, “ortak akıl” gerektiren çözümleri üretemeyiz. Kesintili eğitim kavgaları, çok önemli olmakla beraber, yine de basit bir örnek! Anayasa konusunu konuşabiliyor muyuz?! Anayasa yapmanın gerektirdiği uzlaşmacı ruhun zerresini görüyor musunuz? 

 

Yeni Şafak: Yusuf Kaplan: Eğitim Modeli Arayışı 

 

Hiç kimse, medeniyet meselesini kavramadan eğitim meselesini hâl yoluna koyabileceğimizi düşünmesin. Yine hiç kimse, Türkiye’nin eğitim sisteminin, Batı uygarlığının eğitim anlayışını, sorunlarını kavramaktan bir hayli uzak, devşirdiği Batılı eğitim sisteminin değerlerini de deforme eden çarpık bir eğitim sistemi olduğu yakıcı gerçeğini gözardı etmeye kalkışmasın. Ayrıca hiç kimse, Türkiye’deki eğitim meselesini tartışırken, -bizim eğitim sistemimizin kötü bir kopyesi olduğu- Batı’daki eğitim sisteminin bizatihî kendisinin çöktüğünü, bunun temel nedeninin Batı uygarlığının yaşadığı köklü varoluşsal / felsefî bunalım olduğunu unutmasın.


Stratfor Türkiye Gündemi VI


Taraf: Friedman’dan Reva’ya Casusluk Dersleri 

 

[Kaynakla yapacağın] her görüşme senin ile denetmeninin arasında planlanmalı ve her görüşmenin belli bir hedefi olmalı ve bu, gerçekte ilgilendiğin ama tercihen gizli tutulması gereken mevzunun tartışılması üzerine kurulmamalı, daha ziyade kaynağı kişisel olarak analiz etmek ve onun kontrolünü sağlama yönünde hareket etmek gerekir. Operasyonun gerekçesi, çeşitli gizlilik derecelerinde bilgiler elde etmek olacaktır ve kontrolü bir kez sağladın mı, ilk iş, kaynağın nasıl bir erişime sahip olduğunu belirlemek olmalıdır. Eğer bu testi geçemezse kaynakla ilişki bitecektir. 

 

Taraf: Sabah’la Anlaştık İbrahim

 

Mayıs ayında Bokhari, Friedman ve Sabah yetkilileri üçgeninde geçen yazışmalarla, Stratfor direktörü George Friedman’ın Türkiye temasları kapsamında 2 haziranda İstanbul’da Sabah’la bir görüşme ayarlanır. Aynı zamanda Stratfor direktörünün eşi olan Meredith Friedman, bu tarihte görüşmenin sona ermesinin hemen ardından İbrahim Kalın’a “Teşekkür ederim” başlıklı şu maili gönderir: “Sevgili İbrahim. Sabah’la az önce görüşmemizin çok iyi geçtiğini ve mutabakat anlaşmasını imzaladığımızı size bildirmek isterim. İstanbul’da yaşadığı için işbirliğini koordine edecek Stratfor’daki Türk temsilcimiz Emre Doğru’yu da kendileriyle tanıştırdık. Umarım sizin için de her şey yolundadır.” 

Taraf: Stratfor’un TUSKON Yazışmaları Hayal Ürünü 

Stratfor isimli kuruluşun çalışanlarının e-posta yazışmalarına dayalı olarak yayınlanan Wikileaks Derin Posta isimli yazı dizinizin 10 Mart 2012 tarihinde yayınlanan bölümünde, Stratfor çalışanı Reva Bhalla’nın şahsıma ve kurumumuza atfen dile getirdiği düşünce ve yorumların kendi hayal ürünü olduğunu ve kesinlikle tarafımızdan dile getirilen düşünceler olmadığını ifade etmek isteriz.

 

 


Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı