Ekopolitik

10 Mayıs 2012: Başkanlık Sistemi & Kırmızı Bültenler ve Çizgiler ‏

Başkanlık Sistemi

Hürriyet: Taha Akyol: Başkanlık Sistemi?

ADALET ve Kalkınma Partisi’nin 2007 Seçim Bildirgesi’nde “Parlamenter sistem esas alınmalıdır” denilerek cumhurbaşkanının yetkilerinin buna göre düzenlenmesi yani azaltılması isteniyordu. Şimdi ise tam tersine, başkanlık sistem isteniyor! Gerekçe olarak bugünkü sistemimizde etkin “denetim” yapılamadığı söyleniyor. Yani, yasama organi yürütme organını yeterince denetleyemiyor.

Başkanlık Sistemi

Hürriyet: Taha Akyol: Başkanlık Sistemi?

ADALET ve Kalkınma Partisi’nin 2007 Seçim Bildirgesi’nde “Parlamenter sistem esas alınmalıdır” denilerek cumhurbaşkanının yetkilerinin buna göre düzenlenmesi yani azaltılması isteniyordu. Şimdi ise tam tersine, başkanlık sistem isteniyor! Gerekçe olarak bugünkü sistemimizde etkin “denetim” yapılamadığı söyleniyor. Yani, yasama organi yürütme organını yeterince denetleyemiyor.

Milliyet: Aslı Aydıntaşbaş: Ya Erdoğan Başkan Olmazsa…
 
Baklayı hemen ağzımdan çıkartayım: Ben temelde ‘Başkanlık’ sistemine karşı değilim. Ancak bir şartla, o da Tayyip Erdoğan için tasarlanmış bir sistem değil, gerçek demokrasinin işleyebileceği güçlü bir ‘denge ve fren’ mekanizması olan bir başkanlık sisteminden söz ediyorsak. Bunun için de ‘olmazsa olmazlara’ şöyle bir göz atalım: Seçim sisteminin tümüyle değişmesi; lider sultasının kalkması; %10 barajının tarih olması; Türkiye’nin tümü için yerel özerklik gelmesi; yerel parlamentoların işlevsel hale gelmesi; kendi valilerimizi seçme imkânı; anayasanın değişmesi; mutlak ifade ve örgütlenme özgürlüğü; sahiden bağımsız bir yargı ve Başkan’ı her anlamda ‘denetleyen, frenleyen, sorgulayan’ bir parlamento… Bir de tercihen bu yeni sisteme geçerken, sayıları yüz binleri bulan siyasi suçlulara yönelik bir ‘genel af’…
 
Zaman: Mümtaz’er Türköne: Başkanlık Sistemine Geçiş Mümkün mü?

Yeniden alevlenen “başkanlık sistemi” tartışması, Erdoğan’ın eseri. Meclis’te anayasa yazım sürecinin başlangıç evresinde böyle bir tartışmayı başlatmak, bir hesabın eseri olsa gerek. Başbakan’ın hesabında ne var? Politikada çoğu zaman söylenenler, kastedilenler değildir. Erdoğan ustalık eserleri ile meşgul. Bu yüzden söylenenlerin dışında yorumların peşine düşmemiz lâzım. Konu başkanlık sistemi mi, yoksa başka bir şey mi? Başka bir şey aramak için şu soru iyi bir başlangıç olabilir: Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi fiilen mümkün mü? Siyaset bir imkân sanatı. İsteklerinizin veya doğrularınızın değil mümkün olanın peşinden gitmek zorundasınız. İmkansız olan çoğu yerde mümkün olanı daha fazla mümkün kılmak için devreye girer.

Yeniçağ: Ahmet Takan: Başkanlığa Tek, Cumhurbaşkanlığına Üç Aday…
 
Tayyip Erdoğan, yeniden tartışmaya başlattığı başkanlık sistemi için, “Halk karar verecek” dedi. Bunun, “Tayyip”çeden tercümesi, “Nihayetinde benim anayasamı kabul edecekseniz. Görürsünüz bakın buna da halk onay verecek” şeklindedir. Peki, Tayyip Erdoğan’ın partisinin sandalye sayısı buna yeterli mi? Meclis’ten geçecek anayasa değişikliği için en az 330 ’evet’oyu gerek. AKP’nin şu andaki sandalye sayısı ise 326. Anayasa değişikliklerinde 330-366 rakamları referanduma gitmek demek. Bir bildiği vardır (!) Başbakan’ın. En azından şu anda referandumu göze alıyor görüntüsü veriyor. AKP kulislerindeki kesine yakın kanaat ise Başkanlık sisteminin Meclis’ten referandum gerektirmeyen sayı 367 ile geçmesinin çok zor olduğu yönünde. Fakat, AKP’liler bugünlerde “teknik ayrıntı” ile pek kafa yormuyor. Aralarındaki konuşma ve tartışmalarda hep, “kim, ne olur” var. “Tayyip Erdoğan, parti tüzüğünde 3 kere üst üsteden fazla seçilememeyi değiştirmeyeceğini açıklayarak kendini bağladı” diyorlar. Bu durum Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Binali Yıldırım, Ali Babacan için de geçerli.

Sabah: Emre Aköz: Başkanlık Sistemi: Valiyi Halk mı Seçecek?
 
Geçen yılın şubatında, Kırgızistan’ı ziyaret ederken, Başbakan Erdoğan, gönlünde yattığını bildiğimiz başkanlık sistemi hakkında bazı mesajlar vermişti. İşte o konuşmadan birkaç bölüm: “Ben Başkanlık Sistemini, parlamentoyu dışlayan bir sistem olarak görmüyorum. Başkanın her dediği olacak, diye bir şey yok. Mesela başkanın harcamaları senatodan geçiyor.” “Çok başlılığı ortadan kaldırıyor Başkanlık Sistemi. Bizde bir vali ataması üç kez gidip geliyor. Orada seçimle geliyor. Memur atamaları da aynı. Bir milli eğitim il müdürü on iki defa gidip geliyor.” “En ileri demokrasi deyince halkımız nereye bakıyor? ABD ve İngiltere’ye. ABD başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Halkım bunu düşünsün.” “Mevcut durumda bizde de yarı başkanlık sistemi var. Güçlü cumhurbaşkanlığı var. Sayın Sezer döneminde farklı; Sayın Gül ile çok farklı çalıştık.” “Tek adam diyorlar. Tüzüğümüze yazdık. Milletvekilliğini üç dönemle sınırladık.”
 
Kırmızı Bültenler ve Çizgiler
 
TRT: Haşimi:
Ben Suçlu Değilim

Interpol’ün uluslararası sahada suçluları yakalama hususunda gösterdiği çabaları takdirle karşılıyorum. Ancak benim için çıkartılan tutuklama emrini uygulamaya koymada acele etmemesi ve daha fazla tetkikte bulunması gerekir. Ben bir suçlu değil zanlıyım. Bu yüzden Interpol’ün hakkımda çıkarttığı kırmızı bülten, Irak yargısının kararlarına dayandığı sürece, çoğu dünya devletinin bu kararı ciddiye almayacağını umuyorum. Savunma avukatlarım Interpol tarafından çıkartılan karar hakkında gerekli bilgileri toplayıp, önümüzdeki günlerde işlemlere başlayacak.”

Akşam: Haşimi’yi İade Etmeyiz

Başbakan Yardımcısı Bekir BOZDAĞ, Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’nin iade edilmeyeceğini söyledi. Bozdağ ‘Bizim de Irak hükümetinden istediklerimiz var. Orada terör örgütü ve yandaşları barınıyor ve terör örgütü ele başları orada bulunuyorlar. Biz de onları istiyoruz ama Irak hükümetinden olumlu bir cevap alamadık. (Haşimi) tedavi maksadıyla gelmişti. Biz destek verdiğimiz birini iade etmeyiz.” Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru da  ‘Haşimi’yi yakalayıp da teslim etme mecburiyeti yok. Yayınlanan sadece bir bültendir’ dedi.

Star: Nasuhi Güngör: Irak’ta Sıcak Dönem

Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi hakkında Interpol tarafından yakalama kararı çıkarılması, Erbil ve Bağdat arasında yaşanan gerginliğin, Kerkük üzerinden iyiden iyiye tırmanması, dikkatleri bir kez daha bölgeye çevirdi. Irak Başbakanı Nuri Maliki, kısa bir süre önce bakanlar kurulu toplantısı yapmak üzere Kerkük’e gelmek istemiş, ancak özellikle bölgesel yönetim ve Mesut Barzani’nin tepkisi üzerine programını ertelemişti. Maliki, ertelediği Kerkük programını önceki gün gerçekleştirdi ve binlerce askerin ve ağır silahların gölgesinde bakanlar kurulu toplantısı yaptı. İlginç olan bu toplantıya sadece Arap kökenli bakanlar ve Türkmen bakan Turan Müftü katıldı. Kabinenin Kürt üyeleri ise toplantıyı protesto ettiler. Hazır konu Türkmenlere gelmişken, toplantıya katılan ve Irak Türkmen Cephesi üyesi olan Turan Müftü ile ilgili bir iki not aktaralım. Öncelikle Maliki’nin yanında tavır alarak toplantıya katılması, cephenin Türkiye ile ilişkilerini dikkate aldığımızda hayli tuhaf. Gerçi bölgeden haber aldığım kaynaklar, ‘Turan Müftü’nün bu tavrının şaşırtıcı olmadığını, yaklaşık iki hafta önce Musul’u ziyaret ettiğinde cepheye uğramadan Maliki’nin özel operasyon biriminde misafir olduğunu’ aktardılar.

Hürriyet: Yalçın Doğan: Haşimi Değil, Rahatsızlık Başka

Murat Karayılan, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin gibi PKK’nın yönetici kadrosu yıllardır Irak’ta. Hepsi su katılmamış terörist. Hepsi kırmızı bültenle aranıyor. Türkiye hepsini Irak’tan istiyor. Sadece Irak’tan mı? Pek çok PKK’lı İsveç’te, Avusturya’da, Belçika’da, Almanya’da yaşıyor. Çoğu kırmızı bültenle aranıyor. Ya da katil olduğu yargıyla sabit kişiler, kırmızı bültenle aranıyor. Çoğu Avrupa’nın değişik ülkelerinde. Türkiye bunları istiyor. Hiç birini vermiyorlar.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Kapalı