musul vilayeti

Musul Vilayeti Sorunu II: Osmanlı Vilayet Sistemi ve Musul Vilayeti

Musul Vilayeti Meclisi kendi statüsünü belirlemede yüksek ihtimal Osmanlı İmparatorluğu’nun zamanında uyguladığı yönetim modelinden faydalanacaktır. Bu yönetim modeli içinde Osmanlılar Musul Vilayeti’ni üç Sancak aracılığı ile yönetmiştir. Bunlar Arap nüfusun yoğun olduğu Musul Sancağı, Kürt nüfusun yoğun olduğu Süleymaniye Sancağı ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu Kerkük Sancağıydı. Aynı şekilde MVM kendi bölgesini bu sancaklar vasıtasıyla yönetebilecektir. Ayrıca bu sancaklara günümüz koşulları düşünülerek daha sonra ihdas edilen Erbil ve Dohuk şehirleri de eklenebilecektir.

Musul Vilayeti Sorunu I: Hatay Meselesi ve Musul Vilayeti Sorunu Paralelliği

Türkiye Musul Vilayeti’ni Lozan sonrası İngiltere-Türkiye görüşmelerini müteakip Cemiyet-i Akvam’ın belirlediği hukuka binaen Ankara Anlaşması ile şartlı olarak İngiliz mandası altındaki Irak yönetimine bırakmıştır. Bu koşulluluk uluslararası hukukta “obligations of international concern” (uluslararası ilgiye mazhar prensipler) olarak bilinmektedir. Bunlar azınlık ve özel mülkiyet haklarıdır. Irak devleti daha önce Ankara Anlaşması’na zemin hazırlayan Cemiyet-i Akvam’ın Musul Vilayeti üzerine hazırladığı raporunda da beyan edilen sözkonusu haklara saygı duyacağının garantisini 1932 Irak Krallığı Deklarasyonu ile vermiştir. Türkiye BM dokümanlarına da “tartışmalı bölge” statüsü ile aktarılmış olan Vilayeti bu koşullar altında üstelik bağımsız bir Irak devletinin namevcut oluşu çerçevesinde mezkur İngiliz manda yönetimine bırakmıştır.

Musul Vilayeti Sorunu II: Osmanlı Vilayet Sistemi ve Musul Vilayeti yazısı için tıklayınız

Ortadoğu Vilayetleri mi?

Ortadoğu sahasındaki realiteye bir bakalım: Irak ve Suriye etkili bir şekilde mezhepsel hatlara ayrılmış durumda; Lübnan ve Yemen parçalanmaya yakındır; Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan henüz karışıklığa bulaşmış değil ama gitgide otoriteryen devletler oluyorlar. Şimdiki kaotik dönemde biz iki post-emperyal sistemin aynı anda çöktüğünü görüyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini alacak Versailles Anlaşması ile 1919’da çizilen devlet sınırları bölünen halkları daha fazla bir arada tutamaz. Amerikan öncülüğünde bölgeyi zor bir dengede tutan sistem Amerika’nın Irak’a yaptığı başarısız müdahale sonrası yıkılmıştır. Yazar James Barr bölgenin paylaşımını sağlayan 1916 Sykes-Picot anlaşmasını “kumda çizilen hatlar” olarak tanımlıyor; şimdi o hatlar gözümüzün önünde kayboluyor ve bundan en birincil faydalananlar da İslami teröristlerdir. Sünni aşırılar (ve onların Şii mukabilleri olan Hizbullah) Suudi Arabistan ve İran tarafından finanse edilen ve cesaretlendirilen mezhep savaşının kazananlarıdır.

Kerkük Peşmerge Güçlerinin Kontrolünde

ERBIL, Irak — Irak Perşembe günü mezhepsel bir parçalanma yoluna girdi. Kürt kuvvetleri merkezi hükümet askeri kuvvetlerinin kaçmasını müteakip kuzeydeki stratejik petrol şehri olan Kerkük’e girerken cesaretlenen Sünni militanlar bu hafta kuzeydeki iki önemli şehri ele geçirdi ve Bağdat’a yürüdü. Militanlar yoğun Şii nüfusu olan güneye ilerleme ve oradaki Şiilik için en kutsal olan türbeleri yok etme tehditleri yayınlıyorlar. Başbakan Nuri el Maliki’nin olağanüstü yetkiler için talepleri Irak Parlamentosu’nun harekete geçmemesi karşısında duraksarken Parlamento yaklaşık on yıl önce Amerikan işgalinin en tepe noktasında iken yaşanan mezhepsel çatışmanın oluşturduğu karışıklıktan beri olan en kötü krizi ile parçalanmış bir vaziyette görünüyor. Maliki’nin askeri güçlerinin kendi mevzilerini tutmada gösterdikleri yeteneksizliği ya da gönülsüzlüğü krizi daha da büyütüyor.

Maliki-Barzani Hattı

ATİNA — Irak Dışişleri Bakanı El Kaide’den kopmuş bir grubun ülkenin en büyük ikinci şehrini ele geçirmesinden sonra bugün yaptığı açıklamada Bağdat’ın Musul’dan militanları çıkarmak için Kürt kuvvetleri ile işbirliği yapacağını açıkladı.

IŞİD Musul Vilayeti’nde

BAĞDAD — Irak ordusunun askerleri bugün silahlarını terk ederek kuzey Irak şehri Musul’dan kaçtılar. Bu arada Sünni militanlar yüzlerce mahkumu serbest bırakıp ordu karargahlarını, polis istasyonlarını, bankaları ve valilik sarayını ele geçirdiler. Bu son muhalif saldırılar Amerikan ordusunun iki yıl önce çekilmesinden bu yana Irak hükümetine karşı yapılmış en hakiki saldırılar arasında yerini aldı.

‘Demokratik İslam Kongresi’nin Anlamı

Türkiye’nin Rojava’da Kürtler ile El Kaide destekli İslamcı muhalif unsurlar arasındaki bir çatışmanın katalizatörü algılamasından hızla sıyrılması 30 yıllık çatışmaya son verme gücüne ve bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğini yeni bir çerçeveye kavuşturma vizyonuna sahip olan ‘Çözüm Süreci’nin başarılı olması bakımından elzemdir. Kuşkusuz I. Dünya Savaşı sonunda Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı omuz omuza yürütüldüğü gibi tarihimizin bir bakıma kayıp sayfaları olan Musul Vilayeti (Irak Kürdistanı-Kuzey Irak)’nde Kürt lider ve grupların desteğinde ve özellikle Süleymaniyeli Şeyh Mahmut’un şahsında ve Halep Vilayeti (Rojava-Kuzey Suriye+Hatay-Kahramanmaraş-Şanlıurfa-Gaziantep)’nde de yine Halepli Kürt lider İbrahim Hananu liderliğinde ve şahsında aynı ortak mücadele verilmiştir.[2] Bu ortak mücadelenin beraberce yürütülmesinde aynı müşterek inanca, İslam’a muttali oluşun tesiri gözden kaçırılamaz.

Erdoğan Diyarbakır'da

Star: Yalçın Akdoğan: Örgüt şimdi ne yapar?

Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır çıkarması, büyük bir siyasi hamledir. Hamlenin siyasi olması seçime yönelik bir anlam taşımaktan ziyade çözüme yönelik bir iradeyi ifade etmektedir. İçiçe geçen siyasi mesajların özünü barış, kardeşlik ve demokratik çözüm oluşturmaktadır. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan ziyaret ve BDP’lilerle yaşanan sıcak sohbet, diyalog anlayışına güç katmıştır. Sadece Diyarbakır’da değil bölge şehirlerinde popularitesi olan Baydemir’in Başbakan’ı havaalanında öperek karşılaması ve samimi tavırları geçmişte oluşan buzları eriten bir sıcaklıktaydı. Devamı…

Erdoğan-Barzani Hattı III

Yeni Şafak: Ali Bayramoğlu: Öcalan’a Karşı Barzani mi?

Rojava'daki gelişmeler de dikkate alınarak AK Parti Öcalan'ın karşısına Barzani'yi mi sürmek istiyor? Ya da Kürt siyasi alanı içinde Davutoğlu politikalarını uygun olarak etkin bir aktör olma hamlesi mi yapıyor? BDP'lilerin ve Kandil'in 'AK Parti'nin kendi Kürt alanını ve Kürtlerini oluşturmak' olarak adlandırdıkları hamleye mi girişiyor? İşi yokuşa sürecek bu arayışlar mümkün olmakla birlikte kanımız hala gerek AK Parti gerek Kürt hareketi için ana eksenin Türkiye'deki 'barış süreci' olduğudur. Devamı…

Erdoğan-Barzani Hattı

Süreç Analiz: Murat Sofuoğlu: Üç Seçenek

Yukarıdaki çerçeve Türkiye ve bölgede üç seçeneği gitgide kristalize etmektedir: (1) Türkiye’nin Barzani hareketinin Nakşi kökleri ile biraz zorlayarak da olsa kendini irtibatlandırılması ile bir ılımlı Kürt İslamcılığının ılımlı İslamcı AK Parti ile işbirliği çerçevesinde Arap Baharı’na oryantasyonu (2) Arap Baharı dinamiklerinin jeopolitik etkisi altında ancak kendine özgü sosyal dinamiklerinin motivasyonunda bir Kürt Baasçılığının bölgeyi süpürmesi (3) 1921 koşullarını hatırlayarak ve onun günümüz karşılığını üretebilecek sosyal ve politik bir reform hareketi ile Türkiye’nin zamanında Musul Vilayeti ve Halep Vilayeti diye geçen Kuzey Irak (Irak Kürdistanı) ve Kuzey Suriye (Rojava) ile entegrasyonu. İlk seçenek Kürt Sorunu’na geçici bir çözüm getirebilir; ancak son iki seçenek hangisi olursa olsun kalıcı çözüm getirecek kabiliyetlere sahiptir. Devamı…

Sayfalar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org