Kapitalizm

Mülteci Botları ve Afrika Kapitalizmi

HAMBURG, Almanya — Birkaç gün öncesine kadar, muazzam bir Çin e-pazarı olan Alibaba’dan “müleci botu” sipariş edebilirdiniz. Bu, birkaç yüz dolara satılan Çin yapımı kauçuk botlar, sipariş sayfasında söylenene göre, “bot tamamen su dolduğunda” dahi, “batmayacak kalitede.”

Çalışmanın Geleceği, Robotizasyon ve Kapitalizm’in Kullanışsız İşler Yaratma Yeteneği

İşinizin değeri, maaş çekiniz tarafından belirlenmemeli.

 

Son yıllarda otomasyonun tehlikeleri konusunda birçok şey yazıldı. Tahmin edilen kitlesel işsizlik, azalan ücretler ve artan eşitsizlik sebebiyle açıkça hepimiz korkmalıyız.

Komünizmden Geriye Kalan

Bizler şu an büyük çaplı ekonomik değişimin ve sosyal karmaşanın henüz başındayız. Son derece eşitsiz teknoloji kapitalizmi yeterince ücretli iş sağlayamıyor, böylece gençler daha radikal ekonomik gündemler benimseyebiliyor. Yeni sol, yeni ekonomik düzende hem beyaz yakalı hem de mavi yakalı kaybedenleri birleştirerek kazanabilir. Hollanda ve Finlandiya’nın denediği evrensel vatandaşlık geliri gibi fikirler, Marx’ın Komünizm vizyonu olan “ herkesten yeteneğine, herkese ihtiyacınca göre” düsturuna yakın bir ruha sahip.

Çin’de Kriz Zamanı: Aşırı Büyük, Aşırı Leninist

Yakın zamanda Çin’in “çekirdek lideri ünvanını alan Xi Jinping’in iki görevi var. İlki, Çin Komünist Partisi’ni yolsuzluktan(yozlaşmadan) kurtarmak. İkincisi ise ekonomiyi düzeltmek. Ancak, onun temel odak noktası(amacı) yozlaşmış Leninist parti-devletini temizlemek ve güçlendirmek olarak kalacaksa, bu amaçların ‘uyuşmaz’ olduğu kanıtlanacak.

Papa'ya Göre Avrupa ''Yaşlı ve Bezgin''

STRAZBURG,Fransa -- Papa Francis, Avrupa'yı ''Yaşlı ve Bezgin'' bir insana benzeterek yüksek genç işsizliği, çatışmalar nedeniyle Afrika'dan ve Orta Doğu'dan gelen göçle ve doğu sınırlarında çatışmalarla mücadele eden kıtayı yeni yollar bulmaya davet etti.

21. Yüzyılda Demokrasi

Thomas Piketty’nin son kitabı “ 21. Yüzyılda Sermaye”nin Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer üst düzey ekonomilerde kabul görmesi, eşitsizliğin yükselmesi konusunda artan kaygıları açıklıyor. Onun kitabı, zenginlik bakımından en tepedekilerin, gelirde ve refahtaki artan paylarından doğan ve zaten mevcut olan kaygı verici kanıtlara fazlasıyla ağırlık veriyor. Piketty’nin kitabı ayrıca, Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı’ından sonraki 30 veya daha fazla yılı, muhtemelen dehşet verici olayların teşvik eden olağan dışı sosyal uyumların ortaya çıkmasına sebebiyet veren tarihsel bir yanlışlık dönemi olarak yorumlayarak, farklı perspektiften bakılmasını sağlar. Bu hızlı ekonomik büyüme çağında, refah gelişen bütün gruplarla birlikte çok geniş bir şekilde paylaşıldı, hatta alt sınıflardakiler yüzde olarak diğerlerine nazaran daha fazla kazanç elde ettiler. Piketty ayrıca 1980’lerde Ronald Reagan ve Margaret Thatcher tarafından herkesin yararlanabileceği ekonomik kalkınmayı geliştirenler olarak satılan reformların üzerine yeni bir ışık tutuyor. Onların reformlarını daha yavaş büyüme ve çoğalan küresel eşitsizlik takip etti ve meydana gelen büyüme çoğunlukla üsttekilere yaradı. Ama Piketty’nin çalışması hem ekonomik teoriyi hem de kapitalism’in geleceğini ilgilendiren temel konuları ortaya koyuyor. O servet/üretilen mal oranında büyük artışları belgeliyor. Standart teoride bu tür artışlar sermayenin getirisinde bir düşüşle ve ücretlerdeki artış ile ilişkilendirilebilir. Ama bugün sermayenin getirisi, ücretlere rağmen azalmış görünmüyor. (Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nde son kırk yıldır ücretlerin ortalaması hiç değişmiyor.)

Tarihin Sonunda Hala Demokrasi Var

Benim tarihin sonu hipotezim asla deterministik olmayı ya da liberal demokrasinin dünyada kaçınılmaz bir zafer olduğunu kast etmedi. Demokrasi, ancak insanların hukuk kuralları, insan hakları ve siyasi sorumluluk için istekli olarak savaşmaları sonucu ayakta kalır ve başarılı olur. Böyle toplumların geleceği liderlik, örgütsel yetenek ve pür iyi şansa bağlıdır. Demokratik olmayı amaçlayan toplumların en büyük problemi, insanların temel olarak hükümetten ne istediklerini sağlamada başarısız olmalarıdır. Bunlar bireysel fırsatları elde etmek için gerekli olan; kişisel güvenlik, iktisadi büyümeyi paylaşma ve temel kamu servislerinin (özellikle eğitim, sağlık ve altyapı) teminidir. Demokrasi yanlılarının odak noktası, zalim ya da acımasız devletlerin anlaşılabilen nedenlerle yetkilerini sınırlamaktır. Ama onlar nasıl etkili bir şekilde yönetilir düşüncesi üzerine çok fazla zaman harcamıyorlar. Woodrow Wilson’un ifadesiyle ‘hükümetin enerjisini aktif kılma yerine kontrol etme’ düşüncesi onların ilgisini daha çok çekiyorlar.

Adam Smith'le Hesaplaşmak

Thomas Piketty 1989 yılında Berlin Duvarı yıkıldığında 18 yaşına girmişti. Bu yüzden on yıllar süren komünizmin erdemleri ve kusurları hakkındaki Fransız entellektüel tartışmanın işkencesinden kurtulmuş oldu. Piketty Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra, 1990’larının başında yakın bir arkadaşıyla Romanya’ya yaptığı bir geziyi hatırlıyor. Piketty “Bu gezide boş dükkanları ve sokakta hiçbir şey yapmadan takılan insanları gördükten sonra insanlardaki bu tembel antikapitalist retoriğe karşı bağışıklık kazandım. Bu durum benim için şunu netleştirdi: Özel mülkiyete ve pazar kurumlarına sadece ekonomik verimlilik için değil kişisel özgürlüğümüz için de ihtiyacımız var” diyor.

Yeni Süper Güç Çin

Küresel tutumlar üzerine yapılan bir anket çalışması, dünyanın değişik yerlerinden katılımcıların Çin’in ABD’yi geçerek yeni süper güç olmasının kaçınılmaz olduğuna inandığını ancak bu duruma olumlu yaklaşmadıklarını gösteriyor. Pew Araştırma Merkezi’nin 39 ülkede yaptığı anket, Çin ve ABD arasındaki güç dengesinin değişimine yönelik Washington’un yaptığı öngörüleri doğruluyor. İki ülke arasındaki tansiyon yükseldikçe kamuoylarının karşılıklı olumlu algılarında da düşüş yaşanıyor;

Gezi Parkı Direnişi

Yeni Şafak: Fatma Karabıyık Barbarosoğlu: Ağaçlar ki Halamızdır Onlar

Felsefe öğrencisi olmanın hiç de makbul sayılmadığı yıllarda, tesettürlü bir felsefe öğrencisi idim. Başörtülü felsefe öğrencisi olmak demek, bütün eşiklerin önünde kalmak demekti. Eşikler ki bekleyişin yurdudur. Sebat etmeyi, sabır etmeyi eşiğin önünde beklerken öğrendim. Marx'ın 'Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser' cümlesi ile, Efendimiz'in 'Hurma sizin halanızdır' hadisi şerifini aynı gün öğrendim. İlkini anlayacak kadar eleştirel bakışım gelişmemişti henüz. İkincisinin anlamını içimde hazır buldum. Her ağacı o gün bugündür akrabam bildim. Ağaçların en çok gövdelerine sarılmayı sevdim. Devamı…

Anahtar Kelimeler: 

Sayfalar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org