Jimmy Carter

New Israel America

Nesiller boyunca Amerika’da yaşayan pek çok farklı mezhebe sahip din adamı yada sıradan Hıristiyanlar Filistin’de Yahudi hakimiyetinin kurulması kavramını canı gönülden kabul etmişlerdir. Bu ihtiras daha ilk Püritenler Amerika’ya ilk ayak bastıklarında çok açıktı. William Bradford daha 1620’de Plymouth Kayasına “Siyon’da Tanrı kelamını deklare etmeyi bize nasip et” diye yazmıştı. Bradford İngiliz muhalif Püritenlerin bir lideri idi ve dünya üzerinde bozulmamış bir din ve baskıya karşı direnme gücü aramakla Tevrat’a yönelmiş Protestanlardan biriydi. Orada onlar bir Tanrı buldular ki bu Tanrı onlara direkt olarak konuşuyor ve onları baskıdan özgürlüğe ulaştırma sözü veriyor ve atalarının toprağına geri dönüşü vaat ediyordu. Bu hikâyeyi durumlarına uyarlayan Püritenler kendilerini Yeni Yahudiler ve Amerika’yı da Yeni Vaat Edilmiş Toprak olarak gördüler. Onlar çocuklarına David, Benjamin, Sarah ve Rebecca gibi Yahudi isimleri verdiler ve Bethlehem, Bethen ve New Canan gibi 1,000’den fazla kasabayı ve şehri de Tevrat yer isimleri ile adlandırdılar.

Akiller Tahran’daydı

TAHRAN — Müteveffa Nelson Mandela tarafından teşvik edilen ve eski devlet adamları ve yüksek profilli barış arabulucularından oluşan Akiller Azaları İran ile dünya liderleri arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili uzlaşma sağlayabilmek için Tahran’ı ziyaret ediyorlar.

Obama X

Ünlü stratejist Brzezinski yaklaşık iki sene önce Washington Post’ta yayınlanan “Irak’ta Gerçek Seçim” (The Real Choice in Iraq) başlıklı bir yazısında bu filmlerde tanımlanan WASP tipolojisini Bush Doktrini olarak görüyor: “hang in and win” (kal ve kazan) ya da “quit and lose” (vazgeç ve kaybet). Brzezinski bu doktrin karşısında başka bir yaklaşımı, Anglo-Sakson doktrine belki konsept olarak daha uyan bir yaklaşımı öneriyor: “persist but not win” (kazanmasa da kararlılıkla varlığını sürdüren) veya “desist but not lose” (kaybetmeyen bir şekilde durabilme/çekilebilme). Herhalde Carter’ın ulusal güvenlik danışmanı ve ulusal güvenlik konularında da Obama’ya kampanya süresince danışmanlık yapmış Brzezinski’nin önerdiği yaklaşım filmlerden halihazırda reel hayata aktarılmış olan Obama Başkanlığı süresince uygulamaya geçirilebilirse buna “Obama Doktrini” diyeceğiz. Belki bu doktrin dışişleri literatürüne “neoconservative demokratlık” olarak da geçebilecektir.

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org