İslamcılık

Türkiye'nin Aydın Kırılması: Ali Bayramoğlu ile Röportaj

Aydınların bir ülkenin düşünsel ve siyasi hayatında ne denli hayati bir rol oynadığı aşikardır. Türkiye’de özellikle AK Parti hükümetinin iktidara gelmesinden sonra, birçok aydının hükümeti desteklediğine şahitlik ettik. Ancak son yıllarda yaşanan bazı gelişmelerin sonucunda, hükümete destek veren bazı aydınların çeşitli sebeplerden dolayı desteğini çektiğini görüyoruz. Bugün Türkiye’de aydınlar bundan 5-6 yıl öncesine göre, şimdilerde, daha heterojen bir görüntü sergiliyorlar. Türkiye’de aydınlar arasında yaşanan bu ayrımı konuşmak için Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu ile konuştuk.

AK Parti-PKK Hattı

Türkiye’deki Gezi Parkı ve 17 Aralık hadiseleri ve Ortadoğu’da yükselen cihatçı psikoloji karşısında demokratik koşulların gitgide zeminini kaybettiği bir ortamın içindeyiz. Bu psikolojik atmosfer içinde AK Parti’nin Nakşibendi köklere sahip II. Abdülhamit’in pan-İslamizmine gıpta eden İslamcılığının IŞİD’ın cihatçı İslamcılığı ile –kendisi gibi Nakşibendi köklere sahip Barzani ile kurduğu ittifak mücadelenin karakteri ile başa çıkmaya müsait değildir- Ortadoğu’da rekabet etmesi mümkün değildir. Türkiye’deki yönetimin IŞİD’ın psikolojik yedeği olmayı kabul etmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla bu vaziyet Türkiye’nin bir bakıma kendisinin iki pasif iç savaşı olan Gezi ve 17 Aralık sonrası er ya da geç ya PKK ya da IŞİD’la aktif bir karşılaşmaya (showdown) iten bir denkleme sürüklemektedir. Böylesi bir istikamette Kobani kritik bir andır.

Yüzyılın Krizi

Arap dünyası Britanyalı diplomat Mark Sykes ve onun Fransız meslektaşı François Georges-Picot'un çizdiği haritanın ürünüdür ve 1919 yılında yapılan Versay Anlaşması ile takdis edilmiştir(kutsanmış). Arap devletleri üzerindeki Avrupa hakimiyeti sona erdiğinden beri bu devletler meşruiyet mücadelesi veriyorlar. Avrupalılar terkettikten sonra, onların hakimiyetini milliyetçi söylemlere sahip diktatörler takip etti; ancak bu diktatörler vatandaşları ulusun önemli unsurlarından olduğuna inandırmakta başarısız oldular.
Bunun nedeni, Araplara bırakılan keyfi çizilmiş sınırların yeni Arap devletleri arasında aşiretciliğe ve mezhepçiliğe dayanan yeni çekişmeler yaratarak daimi çatışmalara neden olmasıdır. Onların liderleri modern milliyetçilik dilini kullansa da devletlerini asla tam olarak birleştiremediler. Böylece yönetim bir aşiretin ya da mezhebin diğerlerini domine ettiği bir hal aldı.

Radikal İslam vs. Ilımlı İslam

TUNUS- İslamcı politikacılar Arap Baharı sonrası bölgede yapılan seçimleri süpürerek Tunus, Mısır, Libya ve Fas'ta iktidara geldiler ve El-Kaide tarzı militanların değişim için tek umudun şiddet olduğunu savunan tezini çürüttüler. Bugün, Riyad'dan Rabat'a büyük bir gerileme içinde olan bu siyasetçiler, siyasi karşıtları tarafından engellendi, generalleri tarafından ihanete uğratıldı ve petrol zengini krallar tarafından komplolar düzenlendi. Onlar yerine cihatçıların Kuzey Afrika'dan Orta Doğu'ya kontrolsüz ilerleyişi devam ediyor. Şimdilerde cihatçılar İslami halifelik kurma umudu besledikleri, Irak ve Suriye sınırlarına yayılan bir bölgenin kontrolünü ellerine geçirdiler. Ve şimdi onlar zaferleriyle övünüyorlar. El Kaide'den ayrılan ve yükselişteki Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, geçen yıl Müslüman Kardeşler'den Mısır cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin, Mısır ordusu tarafından devrilmesinin ardından ''Hakların güç dışında hiçbir şeyle geri alınamayacağını'' ilan etmişti.

Avrupa Sağında Akıl Tutulması

FLORANSA, İtalya -- Siyasi sağ ile çeşitli Hıristiyan Kiliseleri arasındaki uzun süreli ilişki Avrupa'nın genelinde bozuluyor. Bu büyük oranda, Avrupa toplumunun birçoğunda olduğu gibi, sağın daha seküler hale gelmesinden kaynaklanıyor. Fakat bunun iyi bir gelişme olduğu şüphelidir. İslam karşıtı duyguların canlandırdığı zorlu süreçte, sağın pozisyonu sekülerizm ve temel demokratik gelenekler kadar din özgürlüğünü de tehlikeye atıyor. 1950'lere kadar, Avrupa'nın çoğu yerinde sağ tarafından desteklenen kültürel değerler Katoliklerin ve Protestanların geleneksel dini değerlerinden çok farklı değildi. Homoseksüellik birçok ülkede suç sayıldı. Gayrimeşru çocuklar ''meşru'' çocuklardan daha az haklara sahipti. Birçok ülkede yasalar temel-yüksek değerleri korurken, pornografinin bazı formları sansürlendi ve -Fransızların kötü davranış olarak adlandırdığı haliyle- kınandı.

WSJ: Hilafet Geliyor

2005 yılında Fuat Hüseyin isimli bir gazeteci 2006’da Amerikan kuvvetleri tarafından öldürülen terörist Ebu Musab el Zarkavi’yi düşünmeye odaklanmış ve El Kaide’nin “ikinci nesli”ni ele alan bir kitap yazdı. Kitap yedi aşamalı bir plandan bahsediyor. İlk aşamada 11 Eylül saldırıları ile İslami bilincin “uyandırılması” ile planın başlayacağı söyleniyor. Başka tahminler yanında “Suriye, Lübnan ve Ürdün’ü mezhepsel alanlara bölerek bölgeyi yeniden şekillendirme ile ilgili net planlara” dönük bir çabayı da kitap öngörüyor. Dördüncü aşamada -ki bu aşama 2010 ile 2013 arasında gerçekleşecektir- Arap dünyasının seküler rejimleri devrilecektir.

Zarkawi ve Bağdadi: Selef ve Halef

2005’teki Amerika’nın Irak’ı işgali arifesinde, kendini ‘Yabancı’ olarak tanıtan 36 yaşındaki Ürdünlü, Bağdat’ın varoşlarına, silahları, çantalar dolusu paraları ve Orta Doğu’da bulunan Sünni Müslümanları birleştirmek umuduyla bir savaş başlatmak için yapmış olduğu cesur planlarıyla silahlanmış vaziyette, sızmıştı. Dövmeli, eski mahkum olan ve liseden ayrılmış bu Ürdünlü, birkaç müride sahipti ve yerel nüfusa bağlılığı zayıf ve yetersizdi. Bu ‘Yabancı’ yaygınca bilinen ismiyle Ebu Musab El-Zarkawi, kısa bir süre içerisinde binlerce Iraklı ve yabancı militanları kendi davası etrafında topladı. El-Zarqawi Amerikalıları, Şiileri ve kendine engel olarak gördüğü diğer gruplara karşı, Suriye’den Irak körfezine uzanan Sünni halifelik vizyonunu gerçekleştirmek için dikkat çekici intihar saldırıları ve dehşet verici infazlar başlattı.

Amerika’nın Afrika’daki Terörle Mücadele Birlikleri

Washington- Birleşik Devletler Özel Harekat Birlikleri Kuzey ve Batı Afrika'da yer alan dört ülkede, zayıf müttefiklerle çalışmanın zorluklarına rağmen, El-Kaide'nin kıtadaki uzantılarına ve ortaklarına karşı geniş çaplı bir mücadele noktasında önemli bir yer teşkil eden terörle mücadele birlikleri kuruyorlar. Geçen yıl Libya, Nijer, Moritanya ve Mali'de dikkatle seçilmiş yüzlerce komandonun bilgilendirilmesi ve donatılmasıyla başlayan gizli program, Pentagon harcaması şeklinde sınıflandırılan milyon dolarlarla finanse ediliyor ve program Yeşil Bereliler ve Delta Force gibi birliklerden gelen eğitmenler tarafından gerçekleştiriliyor.

Dünyanın En Güçlü Cihatçısı: IŞİD Lideri Ebu Bekir El-Bağdadi

Sahip olduğu tüm güç ve yeni yeni yayılan kötü şöhreti ile şimdilerde dünyanın en güçlü cihatçı lideri olarak bilinen Ebu Bekir El-Bağdadi ile ilgili ortada doğruluğu kanıtlanmış iki adet fotoğraf bulunmaktadır. Bunlardan biri siyah tenli, yuvarlak yüzlü ciddi bir adamı yansıtırken, Irak hükümeti tarafından Ocak ayında yayınlanmış olan diğer resim ise siyah bir takım elbise içerisinde, somurtkan, sakallı bir kişiyi resmetmektedir. Time dergisine göre ‘dünyanın en tehlikeli adamı’, Fransız Le Monde gazetesi için ise ‘yeni Bin Laden’ olarak gösterilen, Kuzey Irak’ın en büyük şehrinin yağmalanmasını yöneten ve bugünlerde devlet büyüklüğünde bir bölgeyi kontrol eden Ebu Bekir El-Bağdadi göreceli bilinmeyen ve esrarengiz bir şahıstır.

Ortadoğu’da Halefiyet Savaşları

Belki de dünyanın ilk İslamcı hareketi diyebileceğimiz ve XVIII. Yüzyılda Arabistan yarımadasında doğmuş olan Vahhabi-Selefiliğin siyasi temsilcisi olması sıfatını taşıyan Suudi Arabistan ile bir bakıma hem Maşrık’ın merkezi olan ve Müslüman Asya ile Afrika’yı birleştiren zengin tarihe sahip Mısır’ın kolonyalizasyonuna hem de Osmanlı Hilafeti’nin lağvedilmesinden ortaya çıkmış olan rahatsızlıklara bir tepki olarak 1928 yılında Hasan el Benna tarafından kurulmuş olan İhvan-i Müslümin arasında süregelen halefiyet savaşları denklemine 1979 Devrimi ile Şii İran’ın girmesi ile Ortadoğu’daki güç, halefiyet ve mezhep mücadeleleri çok daha komplike bir hal almıştır.

Sayfalar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org