Irak Petrolleri

Kürtler Kendi Yolunu Nasıl Buldu?

Suriye ve Ortadoğu boyunca ortaya çıkan etnik ve mezhepsel çatışmanın yükselişi pek çok analistin Arap devletlerinin bölüneceği tahminini yapmasına neden oldu. Bölgenin toprak düzeninin potansiyel değişimi “Sykes-Picot’un sonu olarak”biliniyor. Sykes-Picot 1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu Vilayetlerinin Britanya ve Fransa kontrol bölgelerine ayırmak için yapılmış olan gizli Anglo-Fransız anlaşmasının ismidir.

Kürdistan Petrolü Ceyhan’da

ISTANBUL— Irak’ın yarı özerk Kürt bölgesi yetkililerin söylediğine göre bir Türk limanından Avrupa piyasalarına petrol ihraç etmeye başladı. Bu hamle Bağdat’ın tehditlerine kulak asmayan ve yaşanan kritik bir seçim sonrası merkezi hükümetin gücünü zayıflatan bir niteliğe sahip. Hamle Irak’taki Amerikan askerlerinin Aralık 2011’deki çekilmelerinden beri kötüleşen şiddet ve siyasi muammanın daha da derinleşmesi sonucu istikrarsızlığı daha da körükleme tehdidi oluşturuyor. Kürt yetkililerin Bağdat’ın itirazlarını öteleyen kararı diğer bölgesel otoritelerin de merkezi hükümeti devre dışı bırakma yönünde cesaretlendirebilir. Başbakan Nuri el Maliki ise ilk defa iktidara gelmesinden 8 yıl sonra derinleşen mezhepsel gerginliklerin ortasında kendisinin üçüncü hükümetini kurmaya çalışıyor.

Çin Kürdistan Petrol Sahalarında

Hali hazırda Irak’tan çıkan petrolün yarıya yakınını emen ülke Çin, şimdi de Çin enerji hattındaki yeni çizgi olarak gözünü Irak Kürdistan’ına çevirmiş vaziyette. Daha önce 2009 yılında Sinopec’in, Taq Taq bölgesinde petrol arama çıkarma yetkisi olan Genel Enerji ile ortaklık anlaşmasına sahip Addax Petroluem’u satın almasıyla Çin, bölgedeki geniş petrol yataklarına dişini geçirmişti. Addax Petroluem CEO’su Yi Zhang yaptığı açıklamada “Sinopec Çin’in en büyük petrol şirketidir ve gerek Irak’ta gerek Kürdistan’da alt sektörlerin gelişimini destekleyebilecek muazzam bir kapasiteye sahiptir.” ifadelerini kullandı.

Anahtar Kelimeler: 

Doç. Dr. İhsan Şerif Kaymaz ile 'Musul Sorunu' Üzerine Röportaj

Murat Sofuoğlu: Merhabalar hocam, öncelikle bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. ‘Musul Sorunu’ deyince akla pek çok şey geliyor: Misak-ı Milli, İngiltere’nin Ortadoğu Politikası, Kürdistan Projesi, Petrol ve Petrol Hakları Sorunu... Ancak bütün bu meselelerin ötesinde ilk olarak ‘Musul Sorunu’nun kahramanlarından biri olan Kuvay-ı Milliye liderlerinden Özdemir Bey’in Musul mücadelesini size sormak istiyorum. Özdemir Bey liderliğindeki Kuvay-ı Milliye güçlerinin Kürt aşiret savaşçıları ile birlikte İngiliz birliklerini 31 Ağustos 1922 tarihinde Derbent Savaşı’nda yenilgiye uğratması ve vilayetin yarısını kendi yönetimi altına alması hakikati var. Özdemir Bey nasıl bir mücadele ortaya koydu ve onun mücadelesi bugünün Türkiyesi ve Musulu için neyi temsil ediyor?

Musul Vilayeti ve Türkiye

Sykes-Picot anlaşması ile I. Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu’nun nasıl şekilleneceğine karar veren İtilaf devletleri bağımsız bir Kürdistan devletinin Ortadoğu üzerinde yüzyıllardır güç mücadelesi yapan Türk, Arap ve Pers yapıları için temel bir rahatsızlık noktası olduğunun bilincindeydi. Kürdistan projesinin uygulamaya sokulması demek üç kadim bölge devletinin parçalanma riskinin göze alınması demektir. Özellikle projeyi ilk defa dillendiren Büyük Britanya’nın Kürdistan’ı çok geçmeden rafa kaldırması manidardır. Kuşkusuz Britanya’nın projeden vazgeçmesi Kürtlerin aşiret yapısı ve Anadolu’da süren anti-İngiliz Kuvay-i Milliye harekatına duydukları sempati ve verdikleri destek[14] ile direkt ilişkili olduğu kadar Britanya’nın Ortadoğu Satranç Tahtası’ndaki güç dengelerini kollaması ile de doğrudan alakalıdır. Britanya “balance of power” politikasını I. Dünya Savaşı’nda çok etkili bir şekilde kullanmış olup söz konusu politika hali hazırda Anglo-Amerikan halefleri tarafından uygulanmaktadır.

Musul Vilayeti'nin Yeniden Doğuşu mu?

İsviçreli bir hukukçu, diplomat ve arabulucu Keller dışarıdan bir gözlemci ve tecrübeli bir uzman kimliği ile Türkiye’nin Kuzey Irak ile olan rabıtasına hem hukuksal hem de sosyolojik bağlamda ışık tutuyor. Osmanlı Devleti’nin varisçisi olan Türkiye Cumhuriyeti için Kuzey Irak değil Musul Vilayeti olduğunu söyleyen ve Vilayet’in Irak’a 1926’da şartlı bir şekilde bağlandığını ve Türkiye devletinin Vilayet üzerinde uluslararası anlaşmalarca sabit meşru yasal haklara sahip olduğunu söyleyen Keller’a göre Türkiye sadece aktif bir diplomasi ile bile Kuzey Irak topografyasının taşlarını yerinden oynatabilir ve tüm dengeleri değiştirebilir.

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org