Hıristiyanlık

Naziler Noel'i Nasıl Asimile Etti?

Alman Nazi Partisi’nin yeni atanmış lideri Adolf Hitler, 1921’de Münih’in bir birahanesinde heyecanlı bir kalabalığa Noel konuşması yaptı. Sivil polislerin aktardıkları gözlemlere göre, 4000 kişilik bu taraftar topluluğu Hitler’in, çarmıha gerili dünyanın kurtarıcısına karşı gelen korkak Yahudileri yere serip mahvedeceğine dair yemin ettiği esnada özellikle coşkuya kapıldılar. Bu konuşmanın ardından kalabalık hep birlikte Noel ilahileri ve milliyetçi marşlar söylemeye koyuldular. İşçi sınıfından katılımcılar ise cömert hediyeler aldılar.

Avrupa Sağında Akıl Tutulması

FLORANSA, İtalya -- Siyasi sağ ile çeşitli Hıristiyan Kiliseleri arasındaki uzun süreli ilişki Avrupa'nın genelinde bozuluyor. Bu büyük oranda, Avrupa toplumunun birçoğunda olduğu gibi, sağın daha seküler hale gelmesinden kaynaklanıyor. Fakat bunun iyi bir gelişme olduğu şüphelidir. İslam karşıtı duyguların canlandırdığı zorlu süreçte, sağın pozisyonu sekülerizm ve temel demokratik gelenekler kadar din özgürlüğünü de tehlikeye atıyor. 1950'lere kadar, Avrupa'nın çoğu yerinde sağ tarafından desteklenen kültürel değerler Katoliklerin ve Protestanların geleneksel dini değerlerinden çok farklı değildi. Homoseksüellik birçok ülkede suç sayıldı. Gayrimeşru çocuklar ''meşru'' çocuklardan daha az haklara sahipti. Birçok ülkede yasalar temel-yüksek değerleri korurken, pornografinin bazı formları sansürlendi ve -Fransızların kötü davranış olarak adlandırdığı haliyle- kınandı.

Cameron: Britanya Hıristiyan Bir Ülke

LONDRA — Başbakan David Cameron’ın Paskalya’da kendi inancını Hıristiyan olarak tarif etmeye dönük çabası tepki almaya devam ediyor. Bazı eleştirmenler onu Britanya’yı “Hıristiyan bir ülke” olarak tanıtarak “yabancılaşma ve bölünme”yi teşvik etmekle suçluyorlar. Cameron’ın açıklamalarının oluşturduğu kargaşa özellikle gayri Hıristiyan toplumlardan artan bir göçle yüzleşen bütün Batı Avrupa’da devam edegelen ulusal kimlikle ilgili tartışmalara rastlıyor.

Koptiklerden Referanduma Evet

KAHİRE – Mısır’ın taslak halindeki ve ulusal bir referandumla kabul edilmesi neredeyse kesin olan anayasasının arkasında pek tahmin edilmeyen bir siyasi aktör var: Ülkenin Koptik Ortodoks Kilisesi. Askeriye tarafından desteklenen anayasa taslağı üzerine süren kampanya boyunca azınlık dinini temsil eden kilise referandumda yeni anayasa teklifi için pek rastlanmayan açık bir savunma içine girdi. Koptik papazlar kilise müdavimlerine anayasanın erdemleri üzerine vaazlar verdiler.

Rand Paul: İslam Hıristiyanlıkla Savaşıyor

Cumhuriyetçi Kentucky Senatörü Rand Paul Hıristiyanlığa karşı dünya çapında bir savaşın yürütüldüğünü ancak saldırganların kendi kendilerinin polisliğini yapmaları gerektiğini söyledi. Paul yıllık muhafazakarları bir araya getiren bir toplantı olan “Değer Odaklı Seçmenler Zirvesi”nde dünyanın en fazla amel edilen inancına “Boston’dan Zanzibar’a Hıristiyanlığa karşı dünya çapında savaş var” diye konuştu. Atakların yoğunluğu o kadar yüksek ki “neredeyse Orta Çağ’da yaşıyor gibiyiz” diye de ekledi.

Putin: Rusya Hıristiyanlığın Son Kalesi

Bugünlerde Rus Başkanı Vladamir Putin’i dinlediğinizde onun Rusya’yı geri kalan Avrupa’nın zayıflığı karşısında muhafazakar Hıristiyan değerlerinin son kalesi olarak tanımlarken duyacaksınız. Putin, Hıristiyanlığı unutmak ve bu duruma eşlik eden siyasi doğruluk anlayışının yaygınlaşmasının Avrupa’yı derin bir moral krize sürüklediğini iddia ediyor.

Obama X

Ünlü stratejist Brzezinski yaklaşık iki sene önce Washington Post’ta yayınlanan “Irak’ta Gerçek Seçim” (The Real Choice in Iraq) başlıklı bir yazısında bu filmlerde tanımlanan WASP tipolojisini Bush Doktrini olarak görüyor: “hang in and win” (kal ve kazan) ya da “quit and lose” (vazgeç ve kaybet). Brzezinski bu doktrin karşısında başka bir yaklaşımı, Anglo-Sakson doktrine belki konsept olarak daha uyan bir yaklaşımı öneriyor: “persist but not win” (kazanmasa da kararlılıkla varlığını sürdüren) veya “desist but not lose” (kaybetmeyen bir şekilde durabilme/çekilebilme). Herhalde Carter’ın ulusal güvenlik danışmanı ve ulusal güvenlik konularında da Obama’ya kampanya süresince danışmanlık yapmış Brzezinski’nin önerdiği yaklaşım filmlerden halihazırda reel hayata aktarılmış olan Obama Başkanlığı süresince uygulamaya geçirilebilirse buna “Obama Doktrini” diyeceğiz. Belki bu doktrin dışişleri literatürüne “neoconservative demokratlık” olarak da geçebilecektir.

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org