Darbe

'Karargah Rahatsız' Manşeti

Hürriyet: Akif Beki: Askeri vesayet varmış gibi çek
HABERDE zaten ‘asker hükümete muhtıra veriyor’ havası yoktu. İktidara ayar verici bir içerik barındırmıyordu. Siyasi iradeye posta koymaya dönük değildi. Meydan okuyucu bir ton taşımıyordu. Kısacası, zaten demokrasiye bir askeri müdahale niteliğinde görünmüyordu. Esasen, muhatap da iktidar değildi zaten. MUHATAP NASIL SAPTIRILDI? Muhtıraysa bile muhalefete veriliyordu, kafa tutmaysa bile muhalefete tutuluyordu... Posta koymaksa bile posta koyulan iktidar değildi, siyasete antidemokratik bir müdahale vardıysa bile müdahalenin adresi başkaydı. Fakat öyle bir pandomim koparıldı ki... Bilmeyen de ‘askeri vesayet ölmedi yaşıyor, hâlâ aramızda’ zannederdi. Haberi okumayan da cuntacılık ruhu yeniden hortladı diye algılardı. Tantanaya bakan da ordunun kışladan çıkma ihtimali varmış sanırdı. Devamı ...

28 Şubat ve Günümüz

O günlerden birkaç örneği hatırlayalım: 4 Şubat 1997’de tankların Ankara Sincan’da yaptığı gövde gösterisi, basında öforik bir dille kaleme alınmış “haber”lerle karşılandı. Gazeteler bu olayı ordunun “şeriat yanlılarına” açık bir uyarısı olarak yansıttılar. Merkez medyada, seçilmiş bir hükümete karşı ordunun tanklı uyarılarda bulunmaya hakkının olmadığını ima eden ya da haberi bu açıdan gören hiçbir gazete olmadı. Bu da normaldi çünkü basın zaten aylardır, gün gelip de ordu müdahaleye karar verdiğinde halkı bunun iyi ve doğru bir şey olacağı yönünde “doldurmuş olmak” hedefine kilitlenmişti.

Anahtar Kelimeler: 

FETÖ ve Soruşturmalar

Hürriyet: Ahmet Hakan: 17-25 milattır tezi çöktü
DÜN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı çok önemli bir adım attı. Başsavcılık, 15 Temmuz darbe girişiminin davası ile kumpas davalarını birleştirdi. Başsavcılık şunu söylüyor: Balyoz, Ergenekon ve Askeri Casusluk davaları... 15 Temmuz darbe girişimin ön hazırlığıdır. Bunun anlamı şu: Türkiye’yi 15 Temmuz darbe sürecine götüren süreç, Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarıyla başladı. Bu durumda... Hükümetin 17/25 Aralık’ı milat olarak kabul etmesinin, en azından yargı açısından bir anlamı olmadığı ortaya çıkmış oldu. Yargı, 15 Temmuz’un miladını kumpas davalarından başlatıyor. Şimdi hep birlikte... Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarında... Kumpasın parçası olanların... Kumpasın yürütülmesine yardımcı olanların... Kumpasa destek çıkanların... 15 Temmuz darbe girişiminin ön hazırlığına katkı sunmaktan yargılanmalarını bekleyebiliriz. Devamı ...

Moody's' den Not İndirim Kararı

Milliyet: Güngör Uras: Üretim Gücümüz Nottan Önemli
Her işte vardır bir hayır. Moody’s notunu iyi değerlendirirsek, ekonomi daha hızlı toparlanır. Moody’s notu ekonomiye hayır getirir. Biz bunu yapabiliriz. Geçmişe bakınız. Türk ekonomisi krize çabuk girme, krizden çabuk çıkma gücüne ve becerisine sahip bir ekonomidir. En büyük krizi 2001 krizini bile 8 ayda atlattık. Kaldı ki, şimdilerde ekonomi için kriz söz konusu değil. Döviz bulunuyor. Döviz fiyatı belli bir koridorda uzun süredir sabitleşti. Tek sorunumuz sanayide üretimin yavaşlaması. Üretim yavaşlamasının sonucu olarak gelir artışının ve büyümenin istenen ölçüde olmaması. İş arayanların tamamına iş bulunamaması. Ekonomiler devamlı olarak aynı çizgide gitmez. İnişler çıkışlar olur. İş aleminde de işler düz çizgide gitmez. İnişler çıkışlar olur. Devamı ...

TSK'da Yeniden Yapılanma

Sabah: Hasan Bülent Kahraman: Ordu ötesi devlet, toplum, siyaset: Demokratik devrim
Fakat yaşadıklarımızı hiç de böyle kurgulamadık. Demokrasi bizim için 1950'de, haydi bilemediniz 1946'da başladı. Oysa 1908 sonrasında kıyamet kadar parti vardı siyasal alanda. Cumhuriyetin onları kapattığını hiç zikretmiyoruz da, İnönü'nün 'demokrasiye geçişini' alkışlıyoruz. Hiç beis yok, alkışlayalım. Ama gerçek şu ki, biz, II. Mahmud sonrasını daima 'modernleşme' diye düşündük, 'demokratikleşme' olarak değil. Modernleştik ama demokrasimiz olmadı. Laikleştik ama demokrasimiz olmadı. Batılılaştık ama demokrasimiz olmadı. Bunları demokrasiden muaf, demokrasiye muhalif, demokrasiye mugayir gelişmeler diye tasarladık, uyguladık. Oysa demokrasi en geniş manada, özü itibariyle üç şeydir: ordu merkezli yönetime karşı sivilleşmedir, devlet merkezli siyasete karşı siyasettir, seçkinci bir yönetime karşı katılımdır. Devamı ...

Darbe Girişiminin Dış Bağlantıları ve Dış Politika

Habertürk: Soli Özel: Arayış ve macera
Soğuk Savaş sonrasındaki güç dağılımı, güç dengeleri hızla değişiyor. ABD, Irak fiyaskosu ve ekonomik krizin ardından kendini toparlamayı becerdi. En azından dünya sisteminin ABD’nin katkısı olmadan sorunları çözemeyeceği, yeni bir yapılanmaya geçemeyeceği anlaşıldı. Ne var ki ABD’nin kendi başına dünyaya nizam vermesi de mümkün değil. Rusya, ABD’nin kendi içine dönerek ekonomisini yeniden yapılandırma derdine düşmesinin, bunun bir sonucu olarak Avrupa’yı boşlamasının, Ortadoğu’ya mesafe almasının yarattığı boşluktan iyi yararlandı. AB’nin kendini toparlamaktaki aczi de Rusya’nın işini kolaylaştırdı. Jeopolitiğin dönüşü, bazı ülkeleri devreden çıkarırken Türkiye gibi coğrafyası her durumda değer taşıyan ülkeleri de ön plana çıkardı ya da orada tuttu. Devamı ...

Türkiye Beklenilmedik Darbenin Kurbanı

Darbe girişimi sürpriz geldiyse, bir nedeni var: Olay, yıllarca süren darbe nasıl, nerede ve neden olur araştırmalarına ters düşüyor.

Erdoğan’ın Korktuğu Başına Geldi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan – ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana cumhuriyet tarihinin en önemli yöneticisi – Mısır’a takıntılıydı. 3 yıl önce, demokratik yollarla seçilmiş başkan Muhammed Mursi ve müttefikleri, askeri darbe ile devrildi, tutuklandı ve Müslüman Kardeşler, acımasızca, baskı altına alındı, ve asker bugün de süregelen rejimi inşa etti.

Darbe Girişiminin Ardından OHAL

Habertürk: Serdar Turgut: Makul insanlar OHAL’den yana
Yaşanan bunca kargaşadan sonra bunu söylemem belki tuhaf gelecek ama Türkiye’de sayısı hayli fazla makul insanlar da var. Bunların sert ideolojilerle, sert siyasetle filan alakası yok, sadece kendilerine ve ailelerine yakıştığını düşündükleri hayat için makul gelecek planları yapabilmeyi arzuluyorlar. Bu grubun içinde çok farklı hayat tarzına sahip kişiler var. Hepsi de kendi tarzının daha doğru, daha uygun olduğunu düşünüyor ve bunun için çabalıyor. Devletten sadece kendisinin rahat ve özgür biçimde yaşayabilmesi için gereken güvenceyi sağlamasını bekliyor. Bu insanlar devamlı korku içinde, düşmanlıklar besleyerek yaşamak istemiyorlar. Tek endişelerinin, çocukları ve torunlarının geleceği hakkında duyulabilecek normal kaygılardan ibaret olmasını istiyorlar. Devamı ...

Davutoğlu'nun Vedası

Star: Hüseyin Gülerce: AK Parti’de neden böyle oldu?
O zaman şu soruyu cevaplamak zorundayız: Çalışkanlığına, hizmetlerine, iyi niyetine rağmen Davutoğlu neden ayrılıyor? Neden ayrılmak zorunda olduğunu kabulleniyor? Zannedersem, Sayın Davutoğlu’nun dün “bir muhasebe yapma zarureti hissettim” diyerek, “Sayın Cumhurbaşkanı ‘Güçlü Cumhurbaşkanı, Güçlü Başbakan dönemi başladı’ dedi. Emanetçi başbakan istemedi. Ben de koltuğun hakkını vermek istedim” ifadeleri, kendisi açısından meseleyi izah ediyor. Ben ise konuya siyasetin zaruretleri açısından bakıyorum. Siyasetin kendine göre kuralları, kaideleri var. Burada, kimin haklı kimin haksız olduğu ikinci derecede önemli. Önemli olan gemiyi karaya oturtmadan, ileriye, daha ileriye götürebilme sanatı, cesareti ve liderlik karizması... Devamı ...

Sayfalar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org