Batı

Batı ile İlişkilerin Seyri...

HaberTürk: Nihal Bengisu Karaca: Amaç Avrupalı olmak değil, demokrasi olmak

Batı’da Otoriter Dalga

Seçmenler sistemin artık kendi çıkarlarına hizmet etmediğini hissettiklerinde özgürlük azalır/gücünü kaybeder

Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından “demokratik dalga” ortaya çıktı. Siyasi özgürlük Batı’daki ve Birleşik Devletler gibi geleneksel duraklarından çıkarak yayıldı ve Polonya, Güney Afrika ve Endonezya gibi değişik ülkeler de demokrasiye geçti.

Suriye Savaşı'nda Yeni Perde: Halep

Milliyet: Güneri Cıvaoğlu: Bas bas bağırıyor
5 yıldır dünya sahnesinde gösterimi süren bu “insanlık dramı” bir de şöyle izlenmeli: 2000’li yıllarda Ortadoğu “Balkanlaştırılmak” planının coğrafyası. Tıpkı “Balkanlar gibi bölünerek, yeni ve küçük devletler üretmek” planıdır bu. “Böl ve hükmet!..” Türkiye’nin önünde en kalın kafaların bile algılayabileceği bir ibrettir Suriye... Çakalların yaralı bir aslanın gövdesine üşüştüğü, parçalar kopardığı gibi onlarca örgüt, büyük ve küçük devletler çöktü Suriye’nin üstüne. Bu ülkeyi “en azından 4’e bölmekten, 4 devlet üretmekten” söz ediliyor. Yakılmış, yıkılmışlıklarıyla “hayalet şehirler...” 5 yıl öncesine kadar kardeşçe ve dostça yaşamış insanların mezhep farklılıkları, etnik aidiyet farklılıkları süper büyüklere, orta büyüklere “kapılanma” farklılıkları ile birbirine düşman edilmişlikleri. İrili ufaklı egemenlik alanları... Devamı ...

Batı’nın Düşüşü

Washington- Son 70 yılı aşkındır Birleşik Devletler, Kanada ve Avrupa’nın büyük bir çoğunluğu muazzam bir barış, refah ve demokrasi sahası oluşturmuştur. Bu atlantik aşırı topluluk 30’dan fazla ülkede 900 milyonun üzerinde yerliye ulaşmış, ayrıca Afrika, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya’da bölgesel işbirliği için bir örnek oluşturmuştur ve liberal dünya düzeninin dayanak noktası olarak hizmet etmiştir.

Batının Darbe ile İmtihanı ve Rusya’yla Bahar

Türkiye’de yaşanan darbe sonrası Batıda oluşan algı ve tavır, Türkiye’deki hemen her kesimde bir şaşkınlık ve hınç meydana getirmişti. İnsan hakları, basın özgürlüğü ve dış politika meseleleri üzerine Türkiye’yi her fırsatta ikaz eden ve bunu ‘Türkiye’nin dostu ve müttefiki’ oldukları gerekçesiyle yaptığını belirten Batıyı, haklı bulan kalemler ve kesimlerden pek çok kişi de dahil olmak üzere Batının neredeyse darbe girişiminin başarısız olduğuna üzüldüğü imajını uyandıran cılız tepkisi nedeniyle ilişkileri sorgulama temayülüne girmiştir. Ayrıca Türk kamuoyunun şüphesi dahi olmayan bir husus olarak FETÖ’nün darbeyi tezgâhladığı mevzusu hala Batıda şüpheyle karşılanıyor ve bu sebeple Fethullah Gülen’in iadesine dair umutları gün geçtikçe azalıyor. Tüm bunlar aslında Batının Türk kamuoyunu yanlış okuduğu, Erdoğan saplantısının Batıyı Türkiye’yle alakalı mevzularda yanlış yönlere kanalize ettiğini gösterdi. Kısaca, Türkiye’de yaygın olan kanıya baktığımızda, darbe ve FETÖ karşıtlığı Erdoğan karşıtlığını gölgede bıraktığını görüyoruz. Bu tam da Batının beklentisinin tersi bir durumdu.
Bunu Rusya ile ilişkiler açısından okumak gerekirse, Rusya ve Türkiye’nin birbiriyle ilişkiler her iki ülkenin de Batı ile münferit ilişkilerinde ayrı düşünülemez. İki ülkenin Batı ile yaşadıkları sorunlar ister istemez iki ülkeyi de yakınlaşmaya sevk ediyor. Ancak buradaki mesele karşılıklı ilişkilere ayrı boyut kazandırmak değil, donma noktasına gelen ve düşmanca olan bu tarihi ve coğrafik bakımdan birbirlerine çok yakın iki ülkenin ilişkilerinin olması gerektiği gibi eski haline getirilmesidir. Dolayısıyla şu aşamada, karşılıklı sert sözler ve tehditlere rağmen, Rusya’yla daha ilişkiler eski haline dönmemişken muhtemel bir Rus-Türk ittifakı ve Türkiye’nin Batıdan kopması durumu söz konusu değildir.

Batı, İran-Suudi Geriliminde Nerede Duruyor ?

Suudi Arabistan’ın geçtiğimiz hafta sonu, içlerinde Şii din adamının da olduğu 47 kişiyi terörizm nedeniyle infaz ettiğini açıklaması – ve İran’ın önderlik ettiği Şii dünyasındaki öfke dolu karşılık – halihazırda savaşla ve ideolojik farklılıklarla bölünmüş bölgede doğrudan ve dramatik bir etki yarattı. Ve bu durum, dünya genelinde yayılan çatışmalara karşılık vermeye çalışan uluslararası toplumu bocalattı.

Küresel Bir Psikolojik Savaş 'Muamması!'

Avrupa'da yaşanan paralize olma, aşırı sağın yükselmesi, ve İslamofobi ve yabancı düşmanlığının yaygınlaşması durumuyla Batı'nın yaşadığı stratejik çıkmaz, savaşa mı gidiyoruz sorusunu sorduruyor. “Üçüncü dünya savaşı çıkabilir”. Bu saptamasını son yazısında da tekrarlıyor Nouriel Roubini. (Project Syndicate, 30 Kasım, 2015) Roubini, dünyaca ünlü ekonomi profesörü. Ünü, 2008 küresel ekonomik krizi önceden tahmin etmesinden geliyor. Bu tartışmaların bazılarına katılıyorum. Tartışmayı da izliyorum. Paris katliamı, Rusya’nın IŞİD’e karşı savaş adı altında Suriye’de askeri konuşlanması ve Rus savaş uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi bu tartışmayı daha da ısındırdı. Roubini, Üçüncü dünya savaşı çıkabilir saptamasını, Avrupa’nın özellikle mülteci krizi temelinde düştüğü paralize olma durumunu gözlemledikten sonra tekrarlıyor. Devamı için...

Anahtar Kelimeler: 

Bir Yerde (IŞ)İD, Bir Yerde İç Siyaset

Riskler ve belirsizlik, geleceğe güvensizlik, sorunları çözememe durumu, lidersizlik, dolayısıyla dünya düzeninde yaşanan çıkmaz ve kriz, önümüzdeki dönemi savaş ve şiddete savuracak gözüküyor... Tam tersine, Paris katliamı, 11 Eylül sonrası dönem gibi, savaşın, işgalin, insan trajedisinin, kutuplaşmanın, ırkçılığın, İslamfobisinin daha da arttığı bir süreci yaratabilir. Endişeli olmamız gereken çok zor günler bizi bekliyor. Özellikle Türkiye olarak bizlerin. Paris katliamıyla “IŞİD’e karşı savaş” önümüzdeki dönemin ana gündem maddesi olurken, Türkiye’de, bu dönemin “baş ve kilit aktörlerinden birisi” olacak. Devamı için...

Anahtar Kelimeler: 

Putin: Rusya Kırım’da ‘Tarihi Mirasını’ Geri Kazandı

Çarşamba günü Kremlin’in duvarlarının hemen dışında tezahürat yapan on binlerce destekçiye seslenen devlet başkanı Vladimir Putin, Kırım yarımadasının Rusya tarafından ilhakını oradaki etnik Rusları korumaya yönelik bir adım ve ulusun ‘tarihsel köklerini’ yeniden kazanmak olarak tasvir etti.

İslam ve Batı Savaş Halinde

ROGER COHEN – ‘Sanat, Kutsala Hakaret ve İfade Özgürlüğü’ üzerine verilen bir seminerde Danimarkalı bir film yönetmeninin ve bir sinagogu koruyan Danimarkalı bir Yahudinin vurularak öldürülmesinin ardından Danimarka başbakanı Helle Thorning-Schmidt, aşina olduğumuz ifadeleri kullandı:

Sayfalar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org