Bahreyn

Katar, Neden Ceza Köşesinde?

Arap diplomasisinin opak dünyasında, olaylar asla göründüğü gibi değil. Görünürde, Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın bu hafta Katar ile hava, kara ve deniz seyahatini kesme sebebi yeterince açıktı: Körfez ülkeleri, bir emirlik olan komşularını, sözde İslam Devleti dahil olmak üzere, İslami aşırıcılığa destek vermekle suçladı.

Katar Krizi

Cumhuriyet: Ceyda Karan:Körfez’deki fırtına

Devletin Doğası: Malikler ve Memlükler

Mısır derin devleti, Hüsnü Mübarek’i yerinden eden ayaklanma sürecinde ancak bir miktar sarsıldı. Ordu seçimle gelen İslamcı başkan Muhammed Mursi’yi yerinden ederken, derin devlet de intikam için geri geldi. Devrimin oğlu olduğunu iddia eden Sisi liderliği altında Mısır Mübarek döneminden daha baskıcı bir hale geldi, ve ekonomi önemli oranda daha kötü performans sergiliyor. Protestolar, özellikle Sisi’nin Suudi Kralı Salman’a Kızıl Deniz’de yer alan iki adayı bağışlamasının ardından artıyor.

Körfez'de Gerginlik

DUBAI, Birleşik Arap Emirlikleri — Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn bugün Batı müttefiki ve sosyalitesi yüksek Körfez Arap ülkelerinin arasında pek rastlanmayan ve kamuya da yansıyan bir anlaşmazlık neticesinde Katar’dan büyükelçilerini geri çağırmaya karar verdiler. Gelişme analistlerin yorumuna göre komşu Katar’ın Müslüman Kardeşler’e verdiği desteğe ve bölgesel çatışmalarda yürüttüğü agresif müdahillik algısına odaklanıyor.

Amerika Suudileri Yatıştırmalı

İsviçre’nin Davos ve Münih kentlerinde geçen ay dünya liderlerini biraraya getiren konferanslar boyunca süren müzakerelerde benim için netleşen nokta ABD’nin Ortadoğu’da karşılaştığı en büyük zorluğun nükleer görüşmelerde İran ile olan beklenmedik açılıma Suudi Arabistan’ın gösterdiği tepkinin yönetilmesi oldu.

Suriye Körfez’i Kaynatıyor

Suriye’de aylardır devam eden sert mezhep kavgası savaş meydanından çok uzakta bulunan Pers Körfez ülkelerinin İslam kolları arasındaki ayrılığı derinleştiriyor. Batılı yetkililer ve bağımsız uzmanların söylediğine göre Körfez’in Sünnileri ve Şiileri Suriye’deki partizanlarına nakit ve desteği artırmak için birbiriyle yarışan kampanyalar yürütüyorlar. Neredeyse üç yaşına ulaşan çatışmanın etkileri Kuveyt gibi daha önce göreceli olarak onyıllar boyunca harmoni içinde yaşamış olan ülkelerin Sünni ve Şii toplulukları arasındaki tansiyonu ateşleyerek kendini gösteriyor.

İslamcı İttifakın Sonu

Mısır’da geçen Temmuz ayında yapılan darbe Ortadoğu’da yeni bir ayrılık oluşturdu ve Körfez monarşilerini Müslüman Kardeşler’den uzaklaştırdı. Bölgenin stratejik sahasında yaşanan bu kritik değişim anı gelecek yıllarda hükümetlere ve bölgesel ittifaklara tesir etmeyi vaat ediyor. Onlarca yıl Suudi Arabistan ve Müslüman Kardeşler silah arkadaşlığı yaptılar. Onlarınki İslami bir ittifaktı ve Mısırlı General Cemal Abdul Nasır’ın seküler Arap milliyetçiliğine karşı vaziyeti savunmak için 1950li yıllarda kuruldu. İttifak Nasırizmin sona ermesinden sonra da ayakta kaldı ve 1980li yıllardan beri İran’dan gelen Şii rekabete karşı Sünni İslami liderlik iddiasını savundu.

Amerika-İran Rabıtası Arapları Korkutuyor

Araplar İran, Amerika ve İsrail’in ister çatışma ister işbirliği yoluyla olsun neye karar verirlerse bunun onları çelme takılmış bir duruma terkettiğini kötü tecrübeler yoluyla öğrendiler. Afrikalı bir atasözünün dediği gibi “Filler çatışsa da oynasa da çimenler ezilir.” Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı 1960lar ve 1970ler boyunca Amerika İran ve İsrail’i “bölgesel polisler” olarak Arap komşularına tercih etmişti. 1979 Devrimi’nden beri Amerika ve İran yeminli düşmanlar olduğu için Amerika’nın askeri istekleri genel olarak Arap vekiller aracılığıyla taşındı ve çoğunlukla büyük kan, hazine ve istikrar kayıplarına neden oldu.

Amerika Ortadoğu’nun Neresinde?

Şu an hiç kuşku yok ki Başkan Obama’nın Ortadoğu’daki devrimler ve halk hareketleri zinciri karşısında sürekli olarak zihninde mücadelesi süren çatışma moral değerler ile stratejik menfaatler arasındaki dengeyi bulmaya dönük. Bu durum öylesi kaçınılmaz bir karaktere sahip ki sorumluluk duygusunun ne kadar acı verici, titretici ve ağır bir şey olduğunu insanın tüm hücrelerinde duymasını sağlıyor. Düşünün bir yanda kendi başkanı olduğunuz devletin uzun yıllardır Ortadoğu’daki stratejik müttefiklerinden biri olan bir Devlet Başkanı ve öte yanda onu devirmek için organize olmuş Amerika’nın kurulduğundan beri kendine rejim olarak benimsediği ve dünyaya da sürekli olarak tavsiye ettiği demokrasiyi ve özgürlüğü talep eden milyonlarca insan karşısındasınız. Ve bu resmin kritik öğelerinden biri olan bir ülke, İsrail ısrarla size Mübarek rejiminin Ortadoğu’daki istikrarın(?!) korunması için olmazsa olmaz olduğunu tavsiye diyor. Ne yapabilirsiniz? Bir tarafta stratejik menfaatleriniz diğer yanda dünyaya vazettiğiniz moral değerler. Hangisini seçersiniz? Nasıl bir denge kurabilirsiniz?

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org