Arap Baharı

Türkiye'nin Aydın Kırılması: Ali Bayramoğlu ile Röportaj

Aydınların bir ülkenin düşünsel ve siyasi hayatında ne denli hayati bir rol oynadığı aşikardır. Türkiye’de özellikle AK Parti hükümetinin iktidara gelmesinden sonra, birçok aydının hükümeti desteklediğine şahitlik ettik. Ancak son yıllarda yaşanan bazı gelişmelerin sonucunda, hükümete destek veren bazı aydınların çeşitli sebeplerden dolayı desteğini çektiğini görüyoruz. Bugün Türkiye’de aydınlar bundan 5-6 yıl öncesine göre, şimdilerde, daha heterojen bir görüntü sergiliyorlar. Türkiye’de aydınlar arasında yaşanan bu ayrımı konuşmak için Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu ile konuştuk.

Türkiye ve Suriye: Esad’dan Esed’e

Türkiye’nin köklü tarihsel, kültürel ve insani bağları paylaştığı ve 911 km ortak kara sınırına sahip olduğu Suriye ile ilişkileri iki ülkenin de kısa tarihinde çoğunlukla inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir.

İslam ve Batı Savaş Halinde

ROGER COHEN – ‘Sanat, Kutsala Hakaret ve İfade Özgürlüğü’ üzerine verilen bir seminerde Danimarkalı bir film yönetmeninin ve bir sinagogu koruyan Danimarkalı bir Yahudinin vurularak öldürülmesinin ardından Danimarka başbakanı Helle Thorning-Schmidt, aşina olduğumuz ifadeleri kullandı:

Gannuşi: Tunus Demokrasisi Nasıl Başarılı Olacak?

TUNUS- Arap coğrafyasında büyük değişimlerin yaşandığı bu dönemde, siyasi mücadelelere, sık sık özellikle İslamcılar ve sekülerler arasında zıtlık olduğu izlenimini uyandıran ideolojik bir bakış açısıyla bakılıyor. Ama Tunus, Mısır, Türkiye, Irak, Suriye ve Libya’da yaşayan vatandaşların bu çalkantılı dönemi görüp geçirerek karşılaştıkları asıl seçim İslamcılık ile sekülarizm arasında değil, demokrasi ile despotizm arasındadır.

60 Yıllık ABD-Türkiye İttifakı Dağılıyor

ANKARA, Türkiye – Suriye meselesinde Türkiye ile Birleşik Devletler arasındaki gittikçe artan hasmane fikir ayrılığı, aralarındaki 60 yıllık ittifakın dayanıklılığını test ediyor. Hatta bazıları iki ülkenin hala tamamen ittifak olarak telakki edilip edilemeyeceğini sorgulamaya başladı. Türkiye’nin İslam Devleti’ne karşı saldırılar başlatılması için askeri üslerinin ABD tarafından kullanılmasına izin vermeyi reddetmesi, Suriye sınır kasabası Kobane’de şiddetle devam eden savaşın nasıl idare edileceği üzerine münakaşayı şiddetlendirdi. Ayrıca üst düzey Türk yetkililerin ABD politikalarını topa tutmak için sert bir şekilde Amerika karşıtı retorik dile getirmesi iki ulusu bölen geniş uçurumu gözler önüne sermeye ve aşırıcı tehdide karşı tedbir alınmasını zorlaştırmaya hizmet ediyor.

İD’ye En Çok Savaşçı Gönderen Ülke: Tunus

Pek çok Tunuslu İslam Devleti’ne katılıyor. Önümüzdeki seçimler ülkenin gideceği istikameti belirlemeye yardımcı olacak. Yaklaşık 4 sene evvel Arap Baharı devriminden önce, Tunus’ta Müslüman kadınların dışarıda muhafazakar baş örtüleri giymelerine izin verilmiyordu. Bugün ise Tunus’taki kadınların yarısı örtünmeyi tercih ederken yarısı etmiyor.

AK Parti-PKK Hattı

Türkiye’deki Gezi Parkı ve 17 Aralık hadiseleri ve Ortadoğu’da yükselen cihatçı psikoloji karşısında demokratik koşulların gitgide zeminini kaybettiği bir ortamın içindeyiz. Bu psikolojik atmosfer içinde AK Parti’nin Nakşibendi köklere sahip II. Abdülhamit’in pan-İslamizmine gıpta eden İslamcılığının IŞİD’ın cihatçı İslamcılığı ile –kendisi gibi Nakşibendi köklere sahip Barzani ile kurduğu ittifak mücadelenin karakteri ile başa çıkmaya müsait değildir- Ortadoğu’da rekabet etmesi mümkün değildir. Türkiye’deki yönetimin IŞİD’ın psikolojik yedeği olmayı kabul etmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla bu vaziyet Türkiye’nin bir bakıma kendisinin iki pasif iç savaşı olan Gezi ve 17 Aralık sonrası er ya da geç ya PKK ya da IŞİD’la aktif bir karşılaşmaya (showdown) iten bir denkleme sürüklemektedir. Böylesi bir istikamette Kobani kritik bir andır.

Geçmişten Bugüne ABD Müdahaleciliği ve Irak

ABD tek başına IŞİD'i yıkamayacağının farkında, fakat bölge aktörleri de biliyorlar ki ABD'nin liderliği ve vurucu gücü olmadan başarılı olamayacaklar. Yeni siyasi pozisyonları belirleyen Amerika’nın Irak işgalinden 10 yılı aşkın bir süreden sonra bu siyasi mevkiler çöktü. Tahran'da, Fransa ve Irak müdahalenin doğruluğuna ve değerine dair müzakerede bulundu. Paris'teki görüşmeler sırasında ise 30 ülkeden oluşan koalisyon görünüşte ABD'nin askeri harekât planını destekledi. Bu beklenmedik olaylar Barak Obama'nın 11 Eylül'ün 13. yıldönümü arifesinde IŞİD'e karşı Amerika'nın müdahalesini bir bir anlattığı konuşmasının ardından gelişti. Obama, IŞİD olarak bilinen terörist gruba zarar vermek ve onu alaşağı etmek için hava saldırıları, yerel güçlerin desteklenmesi, bölgesel ittifakın oluşturulması ve insani yardımın sağlanması üzerine kurulu 4 parçalı bir strateji açıkladı. (ABD örgütün hem İslami hem de devlet olmadığı temeli üzerinden açıkça İslam Devleti'nin varlığını reddediyor.)

Tarihin Sonunda Hala Demokrasi Var

Benim tarihin sonu hipotezim asla deterministik olmayı ya da liberal demokrasinin dünyada kaçınılmaz bir zafer olduğunu kast etmedi. Demokrasi, ancak insanların hukuk kuralları, insan hakları ve siyasi sorumluluk için istekli olarak savaşmaları sonucu ayakta kalır ve başarılı olur. Böyle toplumların geleceği liderlik, örgütsel yetenek ve pür iyi şansa bağlıdır. Demokratik olmayı amaçlayan toplumların en büyük problemi, insanların temel olarak hükümetten ne istediklerini sağlamada başarısız olmalarıdır. Bunlar bireysel fırsatları elde etmek için gerekli olan; kişisel güvenlik, iktisadi büyümeyi paylaşma ve temel kamu servislerinin (özellikle eğitim, sağlık ve altyapı) teminidir. Demokrasi yanlılarının odak noktası, zalim ya da acımasız devletlerin anlaşılabilen nedenlerle yetkilerini sınırlamaktır. Ama onlar nasıl etkili bir şekilde yönetilir düşüncesi üzerine çok fazla zaman harcamıyorlar. Woodrow Wilson’un ifadesiyle ‘hükümetin enerjisini aktif kılma yerine kontrol etme’ düşüncesi onların ilgisini daha çok çekiyorlar.

Sayfalar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org