36. Paralel

Musul Vilayeti ve Türkiye

Sykes-Picot anlaşması ile I. Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu’nun nasıl şekilleneceğine karar veren İtilaf devletleri bağımsız bir Kürdistan devletinin Ortadoğu üzerinde yüzyıllardır güç mücadelesi yapan Türk, Arap ve Pers yapıları için temel bir rahatsızlık noktası olduğunun bilincindeydi. Kürdistan projesinin uygulamaya sokulması demek üç kadim bölge devletinin parçalanma riskinin göze alınması demektir. Özellikle projeyi ilk defa dillendiren Büyük Britanya’nın Kürdistan’ı çok geçmeden rafa kaldırması manidardır. Kuşkusuz Britanya’nın projeden vazgeçmesi Kürtlerin aşiret yapısı ve Anadolu’da süren anti-İngiliz Kuvay-i Milliye harekatına duydukları sempati ve verdikleri destek[14] ile direkt ilişkili olduğu kadar Britanya’nın Ortadoğu Satranç Tahtası’ndaki güç dengelerini kollaması ile de doğrudan alakalıdır. Britanya “balance of power” politikasını I. Dünya Savaşı’nda çok etkili bir şekilde kullanmış olup söz konusu politika hali hazırda Anglo-Amerikan halefleri tarafından uygulanmaktadır.

Musul Vilayeti'nin Yeniden Doğuşu mu?

İsviçreli bir hukukçu, diplomat ve arabulucu Keller dışarıdan bir gözlemci ve tecrübeli bir uzman kimliği ile Türkiye’nin Kuzey Irak ile olan rabıtasına hem hukuksal hem de sosyolojik bağlamda ışık tutuyor. Osmanlı Devleti’nin varisçisi olan Türkiye Cumhuriyeti için Kuzey Irak değil Musul Vilayeti olduğunu söyleyen ve Vilayet’in Irak’a 1926’da şartlı bir şekilde bağlandığını ve Türkiye devletinin Vilayet üzerinde uluslararası anlaşmalarca sabit meşru yasal haklara sahip olduğunu söyleyen Keller’a göre Türkiye sadece aktif bir diplomasi ile bile Kuzey Irak topografyasının taşlarını yerinden oynatabilir ve tüm dengeleri değiştirebilir.

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org