Yerel Muhaliflikten IŞİD Bombacılığına Bir Suriyelinin Seyri

BEYRUT, Lübnan –Suriye isyanının ilk yıllarında O, Humus şehrinin tarihi merkezinde bulunan muhaliflerin elinde tuttuğu mahallesinin sokaklarındaki protestoları filme kaydetti. O, ulusal bayrağın eski versiyonu olan yeşil, beyaz ve siyah bir sancak ile itibar ve özgürlük için slogan attı.

Hükümet güçleri bu tarihi şehri kuşatma altına aldığı zaman O, ailesinin evinin çatısında sebze yetiştirip asmadaki domateslerini bırakmasına ağlarken tereddüt içinde ateşkes altında yola çıktı. Sonrasında ise evini özlediği için kız kardeşinin şiirinden alıntı yaptı: ‘’Mahallenden, ülkenden, evinden daha sıcak hiçbir yer yok.’’

En karanlık zamanlarda bile O, dünyanın dört bir yanından muhabirleri mücadeleler ile ilgili bilgilendirip mesajlarını çiçekler ve gülen suratlarla bağlarken onlarla eğlendi hatta flört etti. Bir keresinde ‘’Yakında nişanlanacağız.’’ diyerek çevrimiçi bir sohbette şaka yollu takıldı.

O, kendisine kısaca Ebu Bilal el-Humuslu diyen klasik bir yerel muhalifti. O, sadece hükümete karşı savaşan muhaliflerin bir savunucusu değil aynı zamanda yabancı muhabirlerce iyi bilinen önemli bir bilgi kaynağıydı. O, gerçek ismi şu an bile açığa çıksa ailesine hala gelebilecek misillemelerden akrabalarını korumak için bir takma ad kullanıyordu.

O, dini olarak muhafazakârken dış dünyaya açık duran yabancı cihatçılar dışında sadece ülkesini değiştirmek ve mahallesini savunmak için savaşan bir Suriyeliydi. Bu yüzden eski arkadaşları, onun geçen ay kendisini havaya uçurup, İslam Devleti’nin de onu çevrimiçi methiyesine koymasıyla ‘’şehit şövalye’’ olduğunu öğrendiklerinde şok oldular.

En çok şaşırtan şey ise onun hedefiydi: Ebu Bilal’in eski evinden sadece birkaç blok ötedeki Humuslu yerleşimci dostları. Patlayan iki bomba en az 30 kişiyi öldürdü ve 100 kişiyi yaraladı. Aynı zaman da ILİD ve IŞİD olarak da bilinen İslam Devleti, patlatmanın ‘’mürtet kalabalığı’’ vurduğundan iftihar etti ve Humusta hükümet yanlısı bölgeye hâkim, azınlık grup olan Aleviler için hakaret içeren sözler kullandı.

Kuşatma süresince gerçekleşen protestoların ilk gününde onunla yakın olarak çalışan bir arkadaşı Celal el-Telavi, ‘’Ebu Bilal’in bunu yapacağını hiç düşünmezdim. O, bir radikalist ya da fanatik değildi fakat kuşatma sırasında bütün tavrı değişti.’’ dedi.

Ebu Bilal’in gidişatı göreceli olarak laik başlayan çok sayıdaki milliyetçi muhalifin ilk olarak İslamcılara, daha sonra da IŞİD gibi radikalistlere yönelmesi ile ortak bir yayı takip ediyor.

Bazı genç isyancılar bağlılıklarını, ideolojik vecibe ya da baskının dışında IŞİD’e aktarıyor çünkü bu onlar için silahlarını, paralarını ve korunmalarını güvence altına almakta en iyi yol ya da tek seçenek. Fakat Humus kuşatmasının bu can sıkıcı çevresinde Sayın Telavi, Ebu Bilal’in davranışlarının –kendi adına konuşmayarak –gitgide daha mezhepçi bir hal aldığını söyledi.

Sayın Telavi, kuşatma altına alınan savaşçıların Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile aynı mezhebe sahip olan ve üst düzey güvenlik pozisyonlarına egemen olan Alevilerden nefret etmeye başladığını söyledi. Telavi, ‘’Devrimden önce hiçbir mezhebe karşı bu duyguyu hissetmedik. Fakat yaşadığımız şeylerden sonra tavrımız değişti. Rejimden ve rejim ‘yanlılarından’ nefret ettik.’’ dedi.

Mayıs 2014’te savaşçılar tarihi şehri hükümete direnişçi bölgeye güvenli geçiş karşılığında devrettiği zaman iki arkadaşın yolları fiziksel ve felsefi olarak ayrıldı.

Ebu Bilal o zamanlar yaptığı bir videoda, ‘’Bu topraklara tekrar geleceğiz ve onu kanımızla canımızla özgürleştireceğiz.’’ dedi. Sonrasında ise Sayın Telavi radikalistlerden uzak durup Sayın Esad’a ve IŞİD’e karşı olan isyancı gruplarla kalmayı seçerken O, IŞİD’e katılmak için kuzeye ve doğuya doğru ilerledi.

28 yaşında olan Ebu Bilal tarihi Humusta büyüdü fakat 2011 yılında Sayın Esad’a karşı olan protestolarda tanıştırıldığı aynı şehirdeki aktivist arkadaşları onun çocukluğu hakkında çok az şey bildiklerini söyledi. Sayın Telavi ilk katılanlardan ve olayların içinde derinden yer alanlardan birinin Ebu Bilal’in komşusu Bab el-Dreib olduğunu söyledi.

Ebu Bilal’in büyük uykulu gözleri, tombul yanakları ve iletişim için olan bir yeteneği vardı. Saatlerini muhabirlerin doldurmakta gittikçe zorlandığı bombardımanlar, mücadeleler ve protestolar hakkında onlara bilgi vererek geçiriyordu.

Fakat kuşatma uzadıkça içerideki koşullar hayal edilemez bir hal aldı. Bombardımanlar aşina olduğu sokakları orantısız moloz yığınlarına ve inşaat demirlerini karmaşık spagetti düğümlerine çevirdi. Yiyecek öyle azaldı ki insanlar meyve tezgâhlarına hücum etti. Sadece en üst düzey muhalif komutanların yemesine yeter kadar yiyecekleri vardı.

IŞİD’in çevrimiçi kahramanlıkları sonrasında Ebu Bilal, komutanlarının daha onurlu olacağına dair umutlarını sürdürüyordu. Gazetecilere olan mesajlarında Humusun çektiği sıkıntılardan dolayı Alevileri suçlamaya başladı.

Ebu Bilal klostrofobik boş zamanlarını internet üzerinden konuşarak ve yazışarak geçirdi. İletişime geçtiği insanlardan birinin ona İtalya’ya olan seyahatlerinde giydiği dar kıyafetler içindeki fotoğraflarını yollayan spor araba sahibi Lübnanlı zengin bir kadın olduğunu söyledi.

Kıyafetlerini göstermesiyle bilinen Lübnanlı bir pop sanatçısını işaret ederek, ‘’Haifa bile o fotoğrafları çekmeye cüret edemezdi!’’ dedi.

Diğer bir çevrimiçi irtibatı olan Tunuslu bir kadın daha önemlisini gösterdi. Öyle ki, kadının İslam Devleti savaşçısı olan kardeşini Suriye’nin Rakka şehrine kadar takip ettiği ortaya çıktı. Sonunda ise onunla evlenmek istedi.

Fakat ilk zorluk Humustan çıkışta meydana geldi. Ebu Bilal Facebook üzerinden muhalif liderlere, uluslararası güçlere ve özellikle tahliyenin kolaylaştırılmasına yardım eden Birleşmiş Milletler yetkililerine öfkelendi.

Sayın Esad ve hükümetine yardım eden yetkilileri suçlayarak, ‘’Tarafsız olduklarını iddia ediyorlar –nasıl bir tarafsızlık? Suçlu rejimi cezalandırmak yerine insanları evlerinden ve topraklarından atması için kasap ile birliktelik kuruyorlar.’’ yazdı.

Haftalar sonra ise IŞİD, Musul’un kontrolünü alıp bir halife ilan ederek Irak’ın çoğunluğuna akın etti. Ebu Bilal heyecanlandı ve Sayın Esad’a karşı savaşı reddedip kendi devletini kurmak için grubu suçlayan muhalif arkadaşlarına karşı grubu savundu.

Facebook hesabına, ‘’Yargılamadan önce bekleyin, onlar samimi saf Müslümanlar. Cihat için her şeylerini bıraktılar.’’ yazdı.

Sonraki ay ise rakiplerinin düzmece dediği bir seçimde Sayın Esad’ın tekrar seçilmesinden sonra hükümet yanlısı bölgelerin üzerindeki havai fişekleri izlerken yine keyifsizdi.

Gönderileri daha radikal oldu. Ocak 2015’te hiciv gazetesi Charlie Hebdo’nun Paris ofislerine yapılan saldırıya ‘’Müslümanları bombalayan herkese’’ karşı alınan intikam olarak ‘’kutsal operasyon’’ deyip saldırıyı methetti.

Nisan ayı civarlarında ise Ebu Bilal tam yetkili bir İslam Devleti üyesiydi. Kendisine Umm Bilal diyen –ve kendisine İslam Devleti’nden 1,500 $ evlilik avansı ve diğer çıkarlar sağlayan Tunuslu bir kadınla evlendi. IŞİD’in Fırat Nehri üzerindeki başkenti Rakka’da balayı yapmak üzere yola çıktılar. Sayın Telavi’ye ‘’Mutluyum!’’ dedi.

Sonraki ay ise IŞİD, grubun sonraları bazılarını yok edeceği Suriye’nin en olağanüstü antikalarına ev sahipliği yapan çöl şehri Palmira’ya girdiğinde IŞİD ile beraberdi. Çöl manzarası ile hevesi arttı. ‘’Her çeşit kuşumuz vardı, kelaynak, karaca…’’ dedi.

Palmira’dan Esad karşıtı, IŞİD karşıtı aktivistlerin –bir arkadaşa –örgüt ile ilişkileri kolaylaştırmasına yardıma ederek nezaket hareketine zaman ayırdı. Khaled al-Homsi, güvenliği için takma isim kullanan o arkadaş da, Ebu Bilal’in onlara kaçmak için yeterli vakti kazandırdığını söyledi.

Ebu Bilal evliliğinden sonra kadın muhabirler ile daha az iletişim kurmaya başladı –ve yaptığında da onlara ‘’Gözlerin Anası’’ gibi şiirsel kullanıcı adları ile seslendi. Fakat ısrarla üzerinde durarak onların IŞİD’e alınmasını deneyip grubun topraklarına geçmeleri için onlara ödeme yapılmasına yardım etmeyi teklif ederek Humustan eski arkadaşlarını davet etti.

Celal’in kardeşi Bebars el-Telavi, ‘’Öldüğünde onun yerini almamı istiyormuş gibi özellikle son seferinde çok ısrarcıydı.’’ dedi.

Ondan aldıkları son sinyal esrarengizdi. Sosyal medya hesaplarındaki durumları değişti. Şimdi ise ‘’Beni bağışla.’’ dedi.

Mali bakımdan komşu bir ülkede mülteci olarak sıkıntı çeken kız kardeşi ve ailesi onun hakkında konuşmayı reddediyor. Kız kardeşi telefonda kesin olarak, ‘’Ne yazmak istiyorsunuz, diğerlerine onun gibi olmamaları tavsiyesini vermemi mi?’’ dedi.

Kız kardeşi, ‘’Erkek kardeşim şehit oldu ve o hala normaldi, Allah kabul etsin.’’ dedi.

Çeviren (Tam Metin): Melih Erdoğmuş

(NYT,HWAIDA SAAD and ANNE BARNARD,One Syrian’s Journey From Hometown Rebel to ISIS Bomber, 15 Ocak 2016)

Anahtar Kelimeler: 

Çeviren: 

Melih Erdoğmuş

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org