Yeni Müfredat ve Cumhuriyet Davası Tartışmaları

Gazete Duvar: Aydın Selcen: Cumhuriyet’in tosladığı mahkeme duvarı

Silivri Cezaevi’nden tahliye çıkmadı. Evet, mahkeme demedim cezaevi dedim. Hatta ceza infaz kurumu demeliydim. Emre İper, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Şık – Cumhuriyet Beşleri. Neredeyse bir yıl olacak, tutuklular. Ortada ne suç var, ne dava. Ortada bir ortaoyunu oynanıyor. Ama eğlenceli değil acıklı. Rastgele seçeceğiniz hukuk fakültesi birinci sınıf öğrencilerine savcının iddianamesini okutun. Sonra dün Silivri’de müdafi avukatların yaptıkları yetkin savunmaları dinletin. Sonra da verilen “ara” kararı okutun. Dönüp kahkahalarla gülerler. Yok, belki kellelerini avuçlarının arasına alıp acı acı ağlarlar. Fakülteden kaydını sildirecek radikaller de çıkabilir hatta aralarında. Merhum peder bazı insanlara “mahkeme duvarı gibi suratı var” derdi. Bazen aynı anlamda “mezartaşı gibi” benzetmesini kullandığı da olurdu. Salonda otururken sık sık bunu hatırladım. Tanıklıklar, kanıt diye dosyaya giren saçmalıkların çürütülmesi hep beyhude. Şutu çekiyorsunuz, karşı duvardan geri geliyor. Hiç yoktan duvardan bir ses gelir, burada o da gelmiyor. Devamı…

Yeni Şafak: Mehmet Acet: Eğitimde müfredat değişimi- Yetmez ama evet

Birkaç yıl önce dönemin milli eğitim bakanlarından biri, bir sohbet sırasında kulağıma eğilip “Biliyor musun?” diye bir soru sorup şunları söylemişti: “Hiç kimse bilmez ama şu yakın zamana kadar Milli Güvenlik Kurulu’ndakine benzer bir kırmızı kitap da bizim bakanlıkta vardı. Yeni kaldırdık.” Kırmızı kitap ne demek? Gelenin gidenin uymak zorunda olduğu, kırmızı çizgilerle sınırları belirlenmiş şartlar manzumesi. Duyunca şaşırmadım tabi. Zira eski Türkiye’nin, insanı okuyunca esas duruş pozisyonu almaya zorlayan askeri bildirilerinin çoğunun içinde, mutlaka eğitim alanına giren başlıklar da olurdu. İsterseniz 10 yıl önce 27 Nisan 2007’de literatüre ‘e-muhtıra’ diye geçen malum metni dönüp bir daha okuyun. O metnin ağırlıklı bölümünde, Anadolu’nun çeşitli illerinde yapılan bir takım etkinlikler, dönemin öcü kavramı ‘irtica’ başlığı altında toplanıp,“Bu gidişata izin vermeyiz” sopasıyla bir muhtıra diline çevrilmişti. Sonra, asker asli işine yöneldikten sonra bildiriler dönemi de kapandı. Günümüzde eğitim işlerinin ‘jandarmalığını’ eski Türkiye’nin kırmızı kitaplarına ‘yancılık’ yapan bir takım sivil toplum kuruluşları ve siyasette de elbette CHP yürütüyor. Devamı…

Cumhuriyet: Tayfun Atay:Cumhuriyet’in tutukluluğu devam ediyor hala

Sabah 10’dan gece yarısına kadar süren Cumhuriyet davası ikinci duruşmasının özeti de, sonucu da Nâzım’ın hafızalara işlemiş dizesinden esinle şu: Cumhuriyet’in tutukluluğu devam ediyor hâlâ...  Ve yine o şiirin diğer dizelerinden titreşimle söylemek gerekirse: Vatan çiftlikleriyse, saraylarıysa... Vatan kasalarının, çek defterlerinin, ayakkabı kutularının içindekilerse... Vatan, fabrikalarında al kanımızı içmek, Soma’da karnımıza tekmeyi patlatmak, Gezi’de gözlerimizi oymaksa... Vatan polis copu, TOMA’lar, biber gazlarıysa... Ve en önemlisi vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlıklarından, gaddar dinbazlıklarından... Cumhuriyet’in tutukluluğu devam ediyor hâlâ!.. Altemur Kılıç, Robert Kolej’de okurken hocası olmuş (Kurtuluş Savaşı sırasında Dâhiliye Vekilliği de yapmış) Cami Baykurt’la ilgili bir anısını yazmıştır. “Solculuk”tan tutuklanmış hocalarını, öğrencileri olarak Sultanahmet Cezaevi’nde ziyarete gider ve “Ne oldu hocam?” diye sorarlar ona. Cami Baykurt “tevekkül”le cevap verir: “Çocuklar avludaydık, içeri aldılar.” Biz de mahkemede verilmiş arada DİSK eski genel başkanı Rıdvan Budak ve Balyoz mağduru emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz’la sohbette benzeri bir noktada buluşuyoruz. Devamı…

T24: Yalçın Doğan:Cumhuriyet davası: Tam anlamıyla artık uluslararası

11 Eylül Pazartesi akşamı saat 21.25. Silivri’deki mahkeme Cumhuriyet Davasında karar vermek üzere, duruşmaya ara veriyor. Başkan “biraz sonra kararı açıklayacağız” diyor. Başkanın söylediği o “biraz sonra”, tam iki saat sürüyor. Mahkeme heyeti 21.25’te ayrıldığı salona 23.30’da dönüyor. Neden iki saat? Çünkü, mahkeme heyetinde görüş farklılıkları var. Bunu nereden biliyorum? Çok basit. Üyelerden biri Kadri Gürsel’in tutukluluk halinin kaldırılmasını istiyor, olmayınca, karara muhalefet şerhi yazıyor ve o şerh mahkeme kararında yer alıyor. Oradan biliyorum. Ve... Mahkeme heyetinde ilk kez görüş farkı beliriyor, ilk kez muhalefet şerhi yazılıyor. Görüş farkı bir yana, asıl sorun,arkadaşlarımız yine serbest bırakılmıyor. Neden bırakılmıyor? İnanmak zor, hukuken ve mantıken zor ötesi, Cumhuriyet Vakfı nedeniyle bırakılmıyor. Mahkeme kararında yine aynı hikaye. Kararın o bölümündeki Türkçe ve anlam epey karışık, karışık çünkü onları içinde tutmak için gerekçe bulmak gerek. Devamı…

Karar: Şenol Kaluç:Eğitim şart!

Yeni bir eğitim-öğretim yılı bu kez de müfredat tartışmalarının gölgesinde başlıyor. Her zaman olduğu gibi herkes kendi dünya görüşü ve zaviyesinden durumu değerlendirirken tartışmalar daha çok Atatürkçülük, laiklik ve din üzerinden yürüyor. MEB, yeni müfredatın çağın gereklerini karşılamak için hazırlandığını söylerken özellikle PISA vb. ölçme sistemlerinin beklentilerini karşılamayı hedeflediğini belirtiyor. Hedefler oldukça iddialı. Peki, gerçekleşir mi? Söylendiği kadar kolay değil… İki yüzyıldır sürekli aynı dehlizlerde kayboluyoruz. İşe rantiye kafasıyla bakınca da on sekiz değil seksen kişi de kontrol etse bir kutup ayısı bir ders kitabının sayfaları arasına sızıp o malum hareketi hepimize yapabiliyor. Çünkü zihniyet aynı… Sofrasında kırmızı etin en iyi yeri eksik olmayan bazı lümpenlerimizin her kurban bayramı hayvan sever kesilmeleri gibi bir durum… Tabii ki adama “ot ye!” diyemiyorsun! Eğitim işinin mutfağında olmaktan çok işin teorik kısmıyla uğraşan akademisyenlerimiz de çoğunlukla -dünyadan aşırma bilgilerle- uçmaya devam ediyorlar. Söylediklerinin pratikte uygulanıp uygulanamayacağını kimse sorun etmiyor. Devamı…

 

(Türkiye Gündemi, 13 Eylül 2017)

 Twitter: analizsurec

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org