On Yedi Aralık Soruşturması

Taraf: Yüksel Taşkın:Kendi kendini aklamak

1990’ların Türkiye’sini tanımlayan en iyi ifadelerden birisinin “kara bahar” olduğunu düşünüyorum. İçine düştüğümüz ve debelendiğimiz o berbat şiddet ve yolsuzluk sarmalına rağmen, oradan çıkma irademizi yitirmemiştik. AKP’nin 2002’de iktidara getirilmesi de bu iradenin somut neticelerinden birisiydi. 1990’larda devleti ve devletlûları eleştirmek bedel gerektiriyordu. Güvercin tedirginliğinde yaşayan, elbette korkan ama buna rağmen doğru bildiklerini söyleyenler sayesinde Türkiye kirli savaşla ve onun etrafında oluşan mafyatik iktisadi ve siyasi ilişkilerle yüzleşmeye başladı. Devamı…

Radikal: Ahmet İnsel: Yolsuzluklar ve yurttaş haysiyeti

Dini bütün, beş vakit namaz kılan, hacı olmuş, AKP seçmeni ve Erdoğan hayranı bir yaşlı tanıdığıma, bu yolsuzluk konusunu sorunca, verdiği yanıt anlamlıydı: "Ben gözümle görmediğim günahın şahidi olamam, ne bileyim söylenenlerin doğru olduğunu?" Michael Hardt ve Antonio Negri, Declaration başlığı taşıyan ve 2012’de yayımlanan kitapçıklarına alt başlık olarak Bu bir manifesto değildir ifadesini seçmişler. Kitapçıkta içinde bulunduğumuz krizin dört öznellik figürünü ele alıyorlar. Bunlar, borçluluk, medyalaşmak, güvenlilik ve temsil edilir olmak. Devamı…

Sözcü: Rahmi Turan:Türkiye’de adaletin saati durdu!

İstanbul Başsavcılığı’nın 17 Aralık Soruşturması’nda adı geçen 53 şüpheli hakkında verdiği takipsizlik kararı herhalde çok uzun süre konuşulacak, tartışılacak ve eleştirilecek! Ortada bunca delil varken, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları görüntü ve ses kayıtlarıyla gözler önüne serilmişken, dosyanın kapatılması kararı kamu vicdanını hiç tatmin etmedi. Okurlarımızdan gelen mesajlar, insanlarımızın da bu karara saygı duymadıklarını gösteriyor. Peki hukuk ne diyor buna? Devamı…

Zaman: Bülent Korucu:Rüşvet için noter tasdikli anlaşma!

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği takipsizlik kararı kimse için sürpriz olmadı. Beklenen sonucun daha usturuplu ve kitaba uygun gerçekleşmemesi tartışma konusu. “Hadi kapattınız bari hukuku böylesine kanırtmasaydınız…” tepkisi sürüyor. Savcı Ekrem Aydıner’in kararı kitapçık olarak yorumsuz biçimde basılıp dağıtılsa keşke. Zira Aydıner, o metinde bildiğimiz hukuk kavramlarının yanında yer yer kendisiyle de çelişkiye düşüyor. Devamı…

Star: Ahmet Kekeç:Ayakkabı kutusunun dönüşü

Nihayet döndü... 30 Mart seçiminin biricik ve vazgeçilmez “enstrümanı” olan ayakkabı kutusu yeniden aramızda... Bereketli bir araçtı, teslim etmek lazım... “Ayakkabı kutusu” üzerinden muhataplara laf sokmak, siyaset üretmek, analoji yapmak, sosyolojik tahlillere girişmek pek bir revaçtaydı. İcabında “koruyucu bir kalkan”dı... Şöyle ki: Bir arkadaşıyla sokakta seyir halindeyken Sabah gazetesi muhabirleri tarafından görüntülenen bir gazeteci, “özel hayata tasallut” saydığı bu hadiseyi eleştirirken şöyle demişti: “Bundan sonra sokakta dolaşırken yanıma ayakkabı kutusu alacağım, bakalım çekecek misiniz?” Devamı…

( Süreç Analiz 21 Ekim 2014 )

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org