Usta George F. Kennan'dan Obama'ya Öğütler

Barack Obama, David Remnick`le yakın zamanda yaptığı bir mülakatta canı gönülden bir şekilde “Ben şu anda George Kennan’a bile gerçekten ihtiyaç duymuyorum” dedi. Aslında Obama hatalı bir laf etti. O ve bir ulus olarak biz Kennan’a en az Soğuk Savaş’ın en şiddetli olduğu zamanlardaki kadar ihtiyaç duyuyoruz.

Kennan’ın günlükleri ve diğer kaleme aldığı yazıları Irak ve Afganistan savaşından sonraki dönemde Birleşik Devletler siyasetini dengeleme ve İran meselesinin idare edilmesi hakkında makul tavsiyeler sunuyor. Hatta Kennan çevreleme siyasetinin eninde sonunda Sovyetler Birliği’nin dağılmasına yol açacağını 1947`de öngörmesiyle büyük bir üne kavuşmuştu.

İster dışişleri bakanlığında siyaseti planlasın, ister Advanced Study Enstitüsünde tarih yazsın, Kennan farklı açıdan bakabilen bir entelektüel ve bilgece fikirler üreten bir düşünür olarak kendini gösterdi. Sınırları zorlayan gerçekçi bir diplomasi yürütürken, bir yandan ABD`nin kurucuları gibi, o da sınır dışı askeri müdahalelerin sınırlandırılmasının en makul dış siyaset olduğuna inandı. Geride ise 88 yıl boyunca tuttuğu günlüğünde en samimi tavsiyelerini bıraktı.

Teolog Reinhol Niebuhr ile birlikte, Kennan Amerika’nın karşı karşıya olduğu zorluğun sadece rakip ulusları ve tehditkâr ideolojileri çevrelemek ve sınırlamak değil, ayrıca Amerika’nın bizzat kendisini aşan hırsları ve kendini daha erdemli saymaya dönük iddialarının da sınırlanması olduğu konusunda ısrar etti. Lakin ikisi de Amerikalıların büyük gürültü koparan Amerikan istisnacılığı iddialarına rağmen ne ilk günahın vebalinden ve ne de onun seküler manifestosu olan güç istencinden (Friedrich Nietzche’nin aynı adlı kitabına atıf yapılıyor, Süreç Analiz)  kaçınamayacaklarını anlamışlardı.

1946-47 yıllarında Kennan özellikle batı Avrupa ve Japonya olmak üzere dünyanın büyük güç merkezlerine uygulanmasıyla sınırlamayı amaçlayan kendisinin çevreleme siyasetini ortaya koydu. O, çevreleme siyasetinin, Vietnam gibi stratejik önemi düşük bölgelerde Birleşik Devletlerin çamura saplanmasına neden olacak küresel bir macera seviyesine ulaşmasından ise dehşete düşmüştü. Soğuk Savaş sonrası dönemde, Kenan; Panama, Somali ve Irak askeri müdahalelerini kıt kaynakların israfı seklinde tanımlayarak eleştirdi. Ülke içinde çürüyen altyapı ihmal edilirken, dünya siyasetini kontrol etme çabası dışarıda kırgınlığı şiddetlendiriyordu. Demokrasiyi askeri güç kullanarak yayma çabalarına o; “Bu ülkenin kurucularının asla tasavvur etmediği ve hiç bir zaman tasdiklemeyeceği bir şeydir” şeklinde açıklamıştı.

Kennan’ın stratejik tasavvuru, bizim dış maceralarımızı baltalayacak, fakat ahlaki ve maddi servetlerimizi koruyacak şekilde düşmanların baskı altında tutulup kuşatılmasını gerektirirdi.

Bu tür bir tavsiye İran’la anlaşmaya giden yolu açan bir yaklaşımdır. Kennan, eğer diplomatlara anlaşmaya varmak için makul bir yetki verilirse, siyasi pazarlık süreci kavgalı başlasa bile, uzlaşmaya doğru evirilebileceğini anlamıştı. Bugün böyle bir esneklik İran’ın nükleer programını önleme peşinde koşan Obama yönetiminin müzakerelerine ket vurmak için senato teklifiyle tehdit altında. Ömrü boyunca diplomasiye yönelik yasama müdahalesini eleştiren biri olarak, Kennan hiç kuşku yok ki bu ölçüde bir senatoyu protesto edecekti. Kennan büyük bir gayretle nükleer silahların yaygınlaşmasına karşı olmasına rağmen, Senato’nun İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sıfıra indiren müzakere edilmiş bir anlaşma tasarısında ısrar etmesine de karşı çıkacaktı. Keza bu kısıtlama sivil amaçlar için vaziyeti kurtaran düşük seviyede uranyum zenginleştirme seçeneğine bile meydan vermeyecekti.

Kennan, uzlaşmadan ziyade şartlı teslim almaya zorlayan diplomasinin aptalca olduğuna işaret etti. Çünkü gayrihukuki olarak karşı tarafı gücendirmiş bir uzlaşma aleni ya da örtülü bir direnişle baltalanabilir.

Soğuk Savaşın ardından, Kennan NATO`nun doğuya doğru olan genişlemesine ve Rusya’nın zayıflığını avantaj olarak kullanan diğer tedbirlere şiddetle karşı çıktı. Ne de olsa güçlü bir rakibi aşağılamak akıllıca olmazdı. Başkan Ronald Reagan’ın dışişleri bakanı George Shultz, Kennan’a Kremlin lideri Mihail Gorbaçov’a nasıl bir yaklaşım içinde olunacağını sorduğunda eski diplomat; “Sovyetler birçok açıdan tedirgin insanlardır ve itibarları için saygılı bir şekilde verilecek teminata ihtiyaç duyuyorlar” şeklinde soruyu yanıtlamıştı. Tıpkı hem tarihi gururlarını hem de 1953 yılında seçilmiş liderleri Muhammed Musaddık`ın devrilmesini sağlayan CIA tarafından aşağılanmalarına karşı hınçlarını besleyen İranlılar gibi.

Kennan psikolojik olarak zekice taktiklerin siyasi krizleri idare etmek için en etkili yol olduğuna inanıyordu. O bir rakibin kapasitesini zayıflatmak için yapılan tüm çabaların, çözümü zorlaştırarak ya da tehlikeli bir önleyici savaşa dönüşerek geri tepebileceği konusunda ikazda bulundu. Diplomasi ve yumuşak güç bir rakibin maksatlarına nüfuz etmede daha uygun maliyetli olmuştur.

Kennan, “Bizler, nihai olarak düşmanlarımızın kapasitelerinden ziyade onların niyetlerine bağlıyız ve düşmanın başlıca etkisi siyasi ve psikolojik bir problemdir ve askeri bir sorun değildir” şeklinde durumu açıklamıştı. Savaşın kendisi ona göre sırf öldürmek için öldürmeyi amaçlamamalı, bundan ziyade düşmanın “anlayışını ve temayülünü” değiştirmelidir.

Soğuk Savaş’ın en vahim dönemleri boyunca bile, Kennan, karşı tarafta kendini korumaya yönelik canlı bir istek var olduğu konusunda ısrar etti. Yine ne kadar çok Sovyetler, Birleşik Devletler’e karşı ateş püskürse dahi, onların Amerika` ya da onun müttefiklerini bombalayarak belli yıkımlara davetiye çıkarmayacaklarını düşünürdü. Şayet Kennan hala hayatta olsaydı, olası bir saldırı başlatarak ya da silahları bir örgüte vererek yıkıma yol açabilecek nükleer silahlı İran riskine de itibar etmeyecekti. Tıpkı onun öne sürdüğü gibi “caydırıcılık işe yarar.”

Amerika’nın dünyadaki konumuna yönelik olarak, Kennan Birleşik Devletler’in zahmetli dünya polisi rolünü oynama çabalarını terk etmesini isterdi; “Bu ülkeye yapılacak en büyük hizmet, dünyanın geri kalanının oradan kendilerine yararlı bulabilecekleri şeyleri elde edebilecekleri Amerikan medeniyetini edebin, insanlığın ve toplumsal başarının bir örneği haline getirmek amacıyla kendi ülkesini ortaya koyup sunmaktır.”

101 yıllık ömrünün sonuna yakın olmasına rağmen, Kennan, “Söylediklerimin pek çoğu ölümümden sonra tekrar keşfedilebilir ve insanları şimdikilerin güncel çalışmalarından ziyade ölmüş gitmiş birinin çalışmalarına daha fazla itibar etmesini sağlayan insan doğasının sapkın anlayış özelliği sayesinde hatırlanabilir” diyerek kendini teselli etti. Başkan Obama Kennan’la istişare edememesine rağmen, onun bilgeliğini yeniden keşfedebilir.

Frank Costigliola, Connecticut Üniversitesi`nde bir tarih profesörüdür ve `Kennan`in Günlükleri` kitabının yazarıdır.

Çeviren: Serdar Yeşiltay                                                                                         

(New York Times, What Would Kennan Say to Obama?, Frank Costigliola, 27 Subat 2014)

Çeviren: 

Serdar Yeşiltay

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org