Türkiye'nin 17. Referandumu

Hürriyet: Mehmet Y.Yılmaz: Genel başkanı öyle derse

AKP Manisa İl Başkan Yardımcısı Ozan Erdem’in, “Eğer referandumda yüzde 50’yi geçemezsek savaşa hazırlanın” sözleri, partisinde tepki görmüş. AKP Teşkilat Başkanı Mustafa Ataş, “Olayı öğrenir öğrenmez Manisa İl Başkanımızı aradım ve bu il başkan yardımcısının istifasını almasını istedim” diye anlatıyor. Manisa İl Başkan Yardımcısı’nın neden istifa ettirildiğini doğrusunu isterseniz anlayamadım. Bu partinin hükümetinin başbakan yardımcısı değil miydi, “Allah’ın izniyle referandumdan büyük ölçüde evet çıktıktan sonra terör örgütleri hiçbir şekilde sesi soluğu çıkamayacak noktaya gelirler” diyen? Partinin genel başkanı “Hayır diyenler teröristlerle birlikte hareket ediyor” dememiş miydi? “Evet” kampanyasının en önemli destekçisi, ülkenin en tepe yöneticisi, Cumhurbaşkanı, sürekli “yeni bir İstiklal Savaşı verildiğinden” söz etmiyor mu? Devamı ...

Habertürk: Muharrem Sarıkaya:Öncekilerde ne olmuştu?

7 yıl aradan sonra 7’ncisine tanıklık edeceğimiz referandumun tarihi Türkiye’de çok eskiye dayanmıyor. Doğrudan katılımcı demokrasinin örneği olan ve Roma İmparatorluğu’ndan bu yana Kıta Avrupa’sında uygulanan referandumu Türkiye’ye çelişkili bir şekilde darbeler öğretti. Türk halkı ilk referandumuna 9 Temmuz 1961’de gitti... Anayasa değişikliklerinin oylandığı halkoylamasına katılım % 81 olurken, % 38.3’e karşı, % 61.7 ile kabul edildi. İkincisi de yine darbe sonrası yürürlükte olan Anayasa’nın oylanmasında gerçekleşti. Seçmenin % 91.3’ünün katıldığı, ince zarflarla oyların kontrol edildiği referandumdan % 8.6 “Hayır” oyuna karşı, % 91.4 “Evet” çıktı. Aslında her iki referandum da gerçek anlamda toplumun doğrudan demokratik katılımı değildi. Devamı ...

Sabah: Hilal Kaplan:Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında söylenen yalanlar

Cumhurbaşkanı, Meclis'i feshedebilir: Hayır, Cumhurbaşkanı Meclis'i feshedemez. Fesih, tek taraflı olarak dağıtmak veya geçersiz kılmak demektir. Önerilen sistemde, Cumhurbaşkanı da Meclis de sadece seçimleri yenileme kararı alabilir. Bu durumda ise, erken seçime sadece Meclis değil, Cumhurbaşkanı da gitmek ve tekrar halkın onayını almak zorundadır. Dolayısıyla kararı veren Cumhurbaşkanı olsa bile, kendi görev süresini bitirmeden tekrar aday olup seçilmeyi ve erken seçimin siyasî riskini almak zorundadır. Esas ironik olan, mevcut sistemde Cumhurbaşkanı'nın uygun gördüğü takdirde Meclis'i tek taraflı fesih yetkisinin olması. Muhalefet, bu yetkinin Cumhurbaşkanı'nın elinden alınmasınatepkili acaba? Üstelik diyelim ki Cumhurbaşkanı ikinci döneminde seçim yenileme kararı aldı; bu durumda hem o dönemki Cumhurbaşkanlığı hakkını hem de tekrar aday olma hakkını kaybetmiş olacak. Devamı ...

Milliyet: Güneri Cıvaoğlu:Referandumda iki faktör

16 Nisan 2017 referandumu için bu iki deneyim ışığında “düşünce jimnastiği” yapalım. 1- “Negatif” söylemin referandumlarda “etki katsayısı” yüksek değil.  - “EVET” blokunun “sandıklardan hayır çıkarsa savaş” gibi söylemleri şanslı görünmüyor. Referandumdan sonra sistemde değişen bir şey olmayacak. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Binali Yıldırım Başbakan olarak görevlerini sürdürecek. Bakanlar Kurulu, 1982 Anayasası hükümleri gereği gene Meclis denetimine tabi olacak. O halde sistem 2019’da seçim sandıkları kurulana kadar, 2 buçuk yıl daha aynen devam edecekse, neden “iç savaş?” (Örnek, AK Parti Manisa İl 2. Başkanı’nın medyaya yansıyan söylemi.) - “HAYIR” blokunun “16 Nisan’da sandıklardan EVET çıkarsa, diktatörlük gelir” söylemi de “şanslı” görünmüyor. Devamı ...

Cumhuriyet: Özlem Yüzak:Niye hayır? Çünkü AKP işsizliğin çözümü değil, sebebi oldu

İşsizlik rakamları açıklandı. Bir yılda nur topu gibi 590 bin yeni işsizimiz daha olmuş. İşsizlik son 7 yılın zirvesine demirlemiş. Sabırsızlıkla bekliyorum sayın Cumhurbaşkanı ya da hükümet cephesinden “Gelin şu yeni anayasaya ve başkanlığa ‘evet’ deyin, bakın işsizliği nasıl hızla azaltacağız” açıklamalarını... Eli kulağındadır... Boşverin 2002 yılından önce yüzde 10’un altında olan ve AKP iktidarı ile birlikte geçen 15 yılda her yıl biraz daha artarak yüzde 12.1’lere kadar çıkan işsizlik oranının, AKP iktidarının en önemli bir başarısızlık göstergelerinden biri olarak ortada durduğunu... Düşünün bir, 78 milyon nüfuslu bir ülke. Ve bu ülkenin kadınlarının büyük bir bölümü çalışmıyor. Bu ülkede işgücüne dahil olmayan kişi sayısı 28 milyon. Bu ülkenin her 4 gencinden biri de çalışmıyor. Resmi rakamlara göre işsiz sayısı 3 milyon 750 bin. 15-24 yaş arası genç nüfusta işsizlik oranı yüzde  22.6. Ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı yüzde 23.9. Kabaca 2.5 milyon gencimiz hiçbir şey yapmıyor. Yapamıyor...  Neden? Devamı ...

(SÜREÇ ANALİZ 17 ŞUBAT 2017 TÜRKİYE GÜNDEMİ)

 

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org