Türkiye'de 'Siyaset Yapma' Rejimi...

               

Türkiye Gündemi

7 Haziran 2016

Yeni Şafak: Ali Bayramoğlu: Nereden nereye: Bellek, kimlik, siyaset...

Cumhurbaşkanının son günlerdeki kimi açıklamaları, örneğin Almanya'nın 1915'le ilgili kararını savunanlara verdiği tepkileri, örneğin üç çocuk ve ilahi emir ilişkisi kurarak çocuk yapmak istemeyen kadınları “yarım kadın” olarak tanımlaması, beni gerçekten endişeye sürükledi. Bunların cumhurbaşkanı tarafından ifade edilmesi sadece kişisel ya da siyasi bir fikir beyanı değildir. Bu, bir siyaset yapma tarzıdır. Daha da fazla: Tam özdeş olduğunu düşündüğü ve şahsına indirgediği millet adına farklı olanları itham eden, doğru ve değer tekelinin güçlüde, kendisinde olduğunu varsayan bir yönetim tarzıdır. Resmi görüş karşısında sadakati, siyasetçiye mutlak itaati, aidiyet kriteri kılan bu zihniyet ve aldığı son biçim temelde, belirli bir değer sistemini, bir kimlik politikasını merkeze alan siyaset ve yönetim tarzının işaretidir. Tek değer merkezli bu bakış, toplumsal çoğulculuğu ve değer farklılıklarını yok sayan hiyerarşik, itaatkar toplum anlayışını dışa vurduğu oranda, bundan toplum adına endişe duymamak mümkün değildir. Kimlik politikaları Türkiye'yi dün yorduğu gibi yarın da yoracaktır. Devamı için...

 

Cumhuriyet: Hikmet Çetinkaya: Demokrasi gökten zembille inmez...

Binlerce yıllık topraklarda uygarlığın, insanlığın, özgürlüğün tadını çıkarmak, sevgiyle kucaklaşıp birlik içinde olmak varken, bu düşmanlık nereden çıktı? Türk, Kürt, Laz, Arap, Çerkes, Süryani, Sünni, Alevi... Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyız... Sözcükler arasında gidip geliyorum yazı masamın başında. Ağızdan çıkan her sözcüğün bir anlam ifade ettiğini biliyorum. Peki, bunu suç sayanlar kim? Siyasetçiler! Kurulu düzenin çarkları dönüyor, 2016 yılında Türkiye’de bilim insanları düşüncelerinden, gazeteciler yazdıkları haberlerden ötürü zindana atılıyor. Söylenen üç-beş tümce, yazılan bir haber... İnsan, böyle bir ilkellikte yaşasın diye mi dili yarattı! Gezi eylemlerinin yıldönümünde Taksim polis tarafından kuşatılıyor, demokratik kitle örgütlerinin binaları basılıyor, yöneticiler apar topar gözaltına alınıyor. Protesto, anma demokratik bir etkinlik değil midir? Ne var bunda? Her gün onca asker, polis “şehit” düşerken, onca genç insan ölürken, Güneydoğu’da kimi ilçeler harabeye dönerken içiniz sızlamıyor mu sizin? Bir köle düzeni yaratılmak isteniyor, birey değil kul yaratılıyor. Türkiye ne Suudi Arabistan ne Katar ne de Uganda... Bu coğrafyada yaşayan tüm insanlar acıyı, sevinci, tasayı birlikte yaşadılar, emperyalist devletleri topraklarımızdan kovdular... Bugüne geldiğimizde o insanların hak ve hukuku çiğneniyor, demokratik hak ve özgürlükleri birer birer ellerinden alınıyor. Devamı için...

 

HaberTürk: Muharrem Sarıkaya: Bir yıl sonra

Siyaset toplumun yansımasıdır. Dayandığı toplumsal taban ne kadar dalgalı veya kararsız ise politikanın gelgitleri de o kadar yüksek olur. Bu çağın politik başarısı da kendi toplumsal tabanının beklentilerine yanıt verirken, öteki tabanda yaratacağı talep üretimiyle gelir. Yani, sadece dayandığı siyasal tabanına dönük söylem üretmesi yetmez. Diğer partilerin toplumsal tabanını da etkileyecek, benzer projeleri kendi partisinden de talep etmeye zorlayacak, kısaca anlam talebini üretecek politikalar gerekir. Bu biraz da cep telefonu veya otomobil pazarında sıklıkla rastlanan bir malın hem tüketicisini hem de talebini üretmeye benzer... Bunun siyasetteki uygulamasını görmek için bugün birinci yılı dolan 7 Haziran seçimi ve sonrasına bakmak yeterli. En iyi örneği de CHP... Seçimden bir yıl önce klikleşmiş sorunlarına odaklı parti iken, geçen yıl bu zamanlarda proje partisi haline dönüşümü de anlam talebini üretmesiyle başladı. Devamı için...

 

Karar: Etyen Mahçupyan: AK Parti’de sağcılaşma dönemi mi?

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik strateji AK Parti’nin son dönemde geldiği noktayı iyi anlatan bir örnek. Ortada terör bağlamı içinde gerçekten de dokunulmazlığı kaldırılması gereken biri, arabasında PKK’ya silah taşıyan bir milletvekili var. Hükümet aylarca bu kişi için hiçbir girişimde bulunmadı, dokunulmazlığını kaldırmaya kalkmadı. Oysa bunu Meclis’te salt çoğunlukla yapmak mümkündü… Bunun dışında bir de canlı bombanın taziyesine giden milletvekili var… Ancak o taziyeye gitmiş olan daha onlarca insan mevcut. Eğer bu dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektiren bir suçsa, taziyedeki herkes hakkında soruşturma açılması lazım. Oysa kimse için böyle bir uygulama yapılmıyor. Yani suç olmayan bir eylemde sadece milletvekili olduğu için birinin dokunulmazlığı kaldırılmak isteniyor. Bunların dışındaki bütün suç isnatları ifade özgürlüğünün etrafında dolanıyor… Devamı için...

 

T24: Hasan Cemal: Asıl sen delikanlı ol delikanlı, biraz dürüst ol dürüst!

Bugünlerde çoştukça çoşuyor Saray’daki Sultan. Kürtaj yasağını savunuyor. İlle de en az üç çocuk diyor. Ve ekliyor:“Çünkü Rabbim öyle istiyor!” Devam ediyor: “Anneliği reddeden kadın eksik kadındır, yarım kadındır.” Merkel’e sallıyor:“Delikanlı ol, ciğerimi ye!” Alman parlamentosunda soykırım kararına evet diyen Türk milletvekilleri için kan testi talep ediyor: “Ne Türk’ü be?... Bunların kanlarının laboratuvar testinden geçmesi lazım.” Şunu da söyleyebiliyor:“Bizim tarihimiz merhamet tarihidir, şefkat tarihidir.” Hangisini yazacaksın? Galiba biz bu alemin lanetlenmiş kullarıyız. Öylesine bir ceza kesilmiş ki bize, sanki her Allah’ın günü Erdoğan’ın totaliter saçmalıklarını yorumlamak zorundayız. Devamı için...

 

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org