Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerginlik....

               

Karar: Etyen Mahçupyan: Gayrimeşrulaştırma gerilimi

İktidara yakın medyanın bir süredir yürüttüğü ABD karşıtı kampanyanın, bir konsolosluk görevlisinin tutuklanması ile birleşmesi, anlaşılan o ki ABD’nin de ‘bir şeyler yapma’ gereğini duymasına neden oldu. Ancak ilk adım beklenmediği kadar sert oldu... Güvenlik bahanesiyle tüm vize işlemleri durduruldu. Bunun iş hayatı, eğitim ve her türlü yarı siyasi ilişkiler açısından ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin etmek zor değil. Ama borçlanma ve yatırım için dış sermaye çekme ihtiyacı içinde olan Türkiye’nin tüm dengelerini alabora etmeye aday. Milli meseleler karşısında kısa vadeli sayılabilecek ekonomik kaygıların çok önemli olmadığını, ABD ile yaşanan gerilimin beka sorununun parçası olduğunu ileri sürebiliriz. ABD’nin 15 Temmuz darbesiyle bağlantılı olduğunu da iddia edebiliriz. Ama serinkanlı olup ‘işimizi’ doğru yapmamız gerekiyor. Darbe girişimi sonrasında, kuşkuları tatmin edecek hukuki bilginin üretilmesinde yetersiz kalındı. ABD’deki ‘birilerinin’ darbe girişiminden haberdar olduğu ihtimali ne denli yüksekse, ABD’nin söz konusu girişimi devlet olarak destekleyip sahiplenmiş olma ihtimali de o denli az. Devamı için...

 

Yeni Şafak: İbrahim Karagül: Bin yıllık hesaplaşma bu ve biz kazanacağız

Vize skandalı ABD’nin bütün kirli hesaplarını deşifre etti. FETÖ’nün başarısız olması, ABD ile bağlantılarının açığa çıkması, Fırat Kalkanı’ndan sonra İdlib’de başlatılan operasyonun Batı’ya doğru genişleyecek olması “terör koridoru” planlarını ve Türkiye’ye yeni saldırı hazırlıklarını suya düşürdü. ABD yönetimi Türkiye’ye karşı ilan edilmemiş bir savaş başlattı. Biraz geniş bakalım: 15 Temmuz, sadece bir FETÖ darbe girişimi değil, ABD’nin Türkiye’ye açık müdahalesiydi. Klasik darbe girişimlerinden farklı bir dış müdahaleydi.  Senaryo Türkiye’de devlet sisteminin hücrelerine kadar yerleştirilmiş Gülen ve terör örgütü üzerinden uygulandı. Türkiye kontrol altına alınacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ona destek olan öncü çevre tamamen tasfiye edilecek, ülke yeniden ABD eksenine çekilip vesayet altına alınacaktı. Hatta bundan ötesi vardı: O gece milletimiz dünya sistemini tarihe gömdü! Senaryo başarıldığında PKK unsurları harekete geçirilip Türkiye bölünecek, Erdoğan’a Marmaris’te suikast düzenlenecek ya da esir alınacaktı. Türkiye efsanesi, yıldızlaşan ülke hayalleri tarihe gömülecek, yüz yıl sonra yeniden varolma, yükselişe geçme hesapları sıfırlanacaktı. Devamı için...

 

Hürriyet: Taha Akyol: Dış politika?

EVVELA İdlib operasyonunun isabetli olduğunu belirtmeliyim. Türkiye’nin sadece sınır güvenliği değil, güney sınırlarının varlığını tehdit eden olaylar cereyan ediyor Suriye ve Irak’ta... Hem akıllıca diplomasi yaparak dostlarımızı artırmak hem bu sahada elimizi güçlendirmek lazım. Musul ve Kerkük’ü Türkiye’nin vilayetleri yapmak şeklindeki içi boş hamaset bir tarafa, hiçbir toprak talebi içermeyen Fırat Kalkanı ve İdlib operasyonlarının nasıl bir diplomatik zemine dayandığını hiç akıldan çıkarmamak lazım. Fırat Kalkanı operasyonuna hiçbir ülke itiraz etmedi. Çünkü DAİŞ’e karşı “koalisyon” devletleri tarafından isabetli bulundu. Operasyon da bu çerçevede kaldı, 2000 kilometrekarenin ötesine gidilmedi. İdlib operasyonunun diplomatik zemini bellidir: Genelkurmay’ın açıklamasında “Türkiye, Rusya, İran garantörlüğünde, Astana sürecinde...” deniliyor. 15 Eylül 2017’de varılan “Astana mutabakatı”na uygun olarak bu operasyonun “Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü” sıfatıyla yapıldığı belirtiliyor. Söz konusu mutabakata göre Türkiye, Rusya ve İran “Çatışmasız Bölgeler”de 500’er kişilik askeri kuvvetle “gözetleme ve keşif timleri” bulunduracaktı. İdlib operasyonu bunun uygulamasıdır. Devamı için...

 

Habertürk: Serdar Turgut: Vize bahane!

WASHINGTON temsilciliğine başladığım andan itibaren iki ülke arasındaki ilişkinin berbat durumda olduğunu, arada büyük gerginlikler, kırılma noktaları bulunduğunu ve buna rağmen iki tarafta da gerginliklerin, ilişkinin tamamen kopma noktasına gelmesini önleme yolunda bir irade koyma niyetinin de bulunmadığını yazıyorum. ABD’nin Türkiye’de vize işlerini durdurması bir bahanedir; aslında iki ülke arasında tarihin en büyük siyasi krizi yaşanıyor. Son gelişmeler Washington’da büyükelçimizin rezidansının önünde çıkan kavgadan sonra iyice çürümeye başlayan Amerika-Türkiye ilişkisinin neredeyse tamamen kopma noktasına varması anlamına geliyor. ABD’nin son vize konusunda diplomatik kararlarının temelinde, görünenin perde arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’daki temasları ve Venezüella ile kurulan diplomatik yakınlık var. Buradaki birimler Türkiye’nin bölgesel sorunlar açısından İran ile görüşmesinin tabii ki gerektiğini ve normal zamanlarda bunun Washington’da normal karşılandığını belirtmekle birlikte, Amerika’nın neredeyse rejim değişikliği için çalışma kararı almış olduğu iki ülke olan İran ve Venezüella ile kurulan ilişki nedeniyle Türkiye’ye aynı anlayışı bu defa gösteremediklerini söylüyorlar. Devamı için...

 

Türkiye Gündemi: 10 Ekim 2017 

Twitter: @analizsurec

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

 

 

 

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org