Trump Putin’e Neden Yardım Etsin ?

Karadağ’da bir reklam tabelası henüz Beyaz Saray’a çıkamamış Trump ve Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’i resmediyor.

Trump; seçim kampanyasını, tweetlerini  ve bütün toplantılarını hitabet gücünü kullanarak gerçekleştirdi ve kamuoyu da onun dış politika anlayışını kavramaya başladı. Trump, sürekli Rusya’yla uzlaşmak ve Çin ile mesafeli durmak istediğinin sinyallerini verdi. Fakat dünya neredeyse tam tersini düşünüyor. Çin, çoğu alanda, ABD kaynaklı uluslararası sistemden memnun. Rusya ise bunu tersine çevirmeye çalışıyor.

Mitt Romney dışişleri bakanlığını ihmal etmişken, temel dış politika kararlarının kamuoyunda aklanması ironiktir. Romney  2012’de herkesçe bilinen lafını söylemişti: “Rusya ABD’nin bir numaralı jeopolitik düşmanıdır.’’ Başkan Obama bu iddiayla alay etmişti ve ben de dahil olmak üzere benimle aynı görüşte olan kesim    bunu abartı olarak görmüştük. Oysa biz yanılıyorduk; Romney haklıydı.

Obama’nın Romney’le çelişkisinin sebebi Rusya’nın ekonomik olarak düşüşte olan ‘bölgesel bir güç’ olmasıydı. Bu, rahatsızlık yarattı fakat şiddetli küresel bir tehdit değildi. Bu yorum tam da Rusya’nın konumunu açıklıyor, ki Rusya’nın 2012’den beri daha kötüye gittiği ve iki yıl geride olduğu gözleniyordu. Ayrıca The Economist, son 10 yıldır ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının %35’ten  %70 oranına çıkan devlet harcamalarına dikkat çekiyor. Ruble çöküşüne ve kamu borcuna Moody’s tarafından artık yıkıntı gözüyle bakılıyor.

Fakat cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in yönetimindeki Rusya, ekonomik güçsüzlüğüne rağmen kendini jeopolitik olarak kanıtladı. Bunu hala güçlü olan askeri ve istihbarat örgütünün yanı sıra BM Milli Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu gibi ne kadar gücü varsa etkili bir şekilde kullanarak yaptı. Hırslı ve sarsıcı şekilde, siber savaş yoluyla gücünü önemli ölçüde artırmanın bir yolunu buldu.

Bir açıklamada Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, seçilmiş fakat henüz göreve başlamamış Trump’ı tebrik ederek, ülkesinin ABD ile ilişkilerini tamamen iyileştirmeye hazır olduğunu söyledi. Şimdi Rusya’nın yıllar önce başlamış ve Rusya içinde, daha sonra Gürcistan, Ukrayna, Polonya, Almanya ve son olarak ABD’de başkanlık seçimi kampanyaları süresince olan operasyonlarıyla, kendi gücünün kullanımı zihnimizde daha kapsamlı bir çerçevede oluşmaya başladı. Moskova, her durumda hackleme, kandırma, asparagas haber ve hedef alınmış siyasilerin itibarını sarsma amaçlı casusluk, kampanya ve seçimleri engellemeyi kapsayan tam spektrum bir strateji izledi.

Bu çabalar daha çok Ukrayna ve Gürcistan’daki gibi daha geleneksel askeri güçlerle birlikte kullanıldı. NATO’nun eski yüksek rütbeli komandosu General Philip Breedlove, Rusya’nın son 3 yıldaki operasyonlarını gözlemledi ve bu yaz Rusya’nın artmakta olan saldırgan çabalarının ‘Avrupa Kıtası’nın II. Dünya Savaşı’ndan beri görmediği karmaşa ve uzaklık teşkil ettiğini’ belirtti.

Tam aksine, Çin bir ekonomik süper güç. Gelişme ciddi olarak yavaşlamışken, Çin hala bazı ölçütlere göre dünyanın en büyük ekonomisine sahip. 1990’da Çin’deki gayrisafi yurtiçi hasıla %2’den daha azken; bugün bu değer yaklaşık %15’tir(Rusya’nın hissesinin neredeyse 10 katı). Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, askeri gücüne 215 milyar dolar harcamış, bu sayı Rusya’nın savunma bütçesinin neredeyse 3 katına karşılık gelmiştir. Ve dış rezervleri toplamda 3 trilyon dolardan daha fazla, ki bu da Rusya’nın yaklaşık 8 katı. ABD’den milyar dolarlık ürünler aldığından, Donald Trump bu aydaki bir tweetinde Taiwan’ın başbakanından gelen çağrıyı kabul ettiğini söyledi. Eğer ölçü buysa, geçen sene Çin’in ABD’den 162 milyar dolarlık mal ve hizmet satın aldığını ve bunun Taiwan’dan 4 kat fazlası olduğunu da göz önüne alın.

Birçok insan Çin’e böylesi güç deposu sağlandığı için kendisini jeopolitik olarak kanıtlayacağını tahmin ediyordu. Ki özellikle de Güneydoğu Asya’da öyle oldu. Fakat Çin statüko güç haline de geldi. İçinde zenginleştiği dünyayla ilgili pek bir sıkıntısı olmadığından içine girmekte olduğu küresel sistemde altüst olmama konusunda temkinli davranıyor. Trump, Çin’i para biriminin değerini kaybetmesine sebep olmakla suçlarken; son yıllarda Pekin tam tersini yapmaya çalışıyor. Çin, para birimleri istikrarlı ve uluslararası rezervler için uygun gözükebilsin diye, Yuan’ı desteklemek için onlarca milyar dolar harcadı. Çin, iklim değişikliği ya da barışı sağlamakta son yıllara nazaran daha yapıcı bir rol oynamak istiyor. Ayrıca siber saldırılar kullanan asimetrik savaşa katılma kapasitesi Rusya’nınkinden çok daha fazla. Ve bu taktiklerden askeri ve ekonomik casusluklarda geniş ölçüde faydalanıyor. Fakat şimdiye kadar Rusya’nın Batı’daki demokratik düzeni sarsma çabalarını istikrarsızlaştıracak hiçbir şeye dahil olmadı.

Şunu unutmayın ki Çin’in son 20 yıldaki dünyaya bakış açısı tamamen pozitifti, ki bu sürede güç ve refah düzeyini de artırdı. Putin, tam aksine, Sovyet komünizminin 1989’daki sona erişinin ’20. yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi olmasına’ ve Rusya’nın o zamandan beri küçük görüldüğüne inanıyor. Bu kaos anlamına gelse de amacı ABD tarafından oluşturulmuş uluslararası düzeni altüst etmek gibi gözüküyor.

Asıl soru:  Neden Amerikan başkanı seçilmiş biri Moskova’ya bu hedefe ulaşması için yardım etsin ki?

Çeviren (Tam Metin): İrem Aksel

(WP, Fareed Zakaria, Vladimir Putin wants a new world order. Why would Donald Trump help him?, 15 Aralık 2016)

Anahtar Kelimeler: 

Çeviren: 

İrem Aksel

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org