Sürgün ve Soykırımın 150. Yılında Çerkesler

İnsanlık tarihi muktedirlerin masum insanlara çektirdiği acılarla doludur. Stratejik çıkarları, ideolojileri doğrultusunda devletler, kendilerinden daha az güçlü olanları ezmekte, sömürmekte hatta katletmekte bir bahis görmemiştir. Yüzyıllardır değişmeyen bu durum, dünya kamuoyunun çoğu kez sessiz kalmasıyla insanlığa karşı işlenmiş suçlara, soykırımlara neden olmuştur. İnsanlık tarihinin trajik olaylarından biri 19. yüzyılda Kuzey Kafkasya’da yaşanmıştır. Çerkes Soykırımı, aradan geçen 150 yıla rağmen varlığı görmezden gelinen acılardan biri olarak Çerkes halkının belleğinde yer etmiştir. Gürcistan’nın Çerkes soykırımını tanıyan tek ülke olması, soykırımın görmezden gelindiğinin en büyük kanıtıdır.

Soykırım Tarihi

Petrol, enerji hatları açısından stratejik bir öneme sahip olması, Akdeniz’e doğru deniz yolunu açacak olması, Rusya’nın güney sınırını güvence altına almak istemesi, Rus çiftçiler için verimli tarım alanları vadediyor olması Kuzey Kafkasya’yı Rusya için hedef haline getirmiştir. Ruslar bu sayede batılılaşma heveslisi oldukları bir dönemde batı tarzı bir koloniye Kafkasya ‘da sahip olabilecekti.

I.Petro’nun altyapısını hazırladığı Kafkasya’yı işgal planı, II. Katerina’nın Osmanlı’nın Avusturya ile paylaşılarak içine Kafkasya’yı da alan yeni bir Bizans kurulmasını kapsayan Grek Projesi ile perçinlenmiş ve uygulamaya koyulmaya başlanmış, 100 yıl sonra II. Aleksandr tarafından nihayete erdirilmiştir. Bu süreçte Kafkas halkları Ruslara karşı koyabilmek için büyük mücadeleler vermiş fakat güçlerinin tükenmesi ve dış desteklerin kesilmesiyle yenilgiyi kabul etmek zorunda kalmışlardır. 1864 yılı, Kafkas-Rus savaşının bitiş tarihi olarak kabul edilir. 21 Mayıs 1864 yılında Ruslar, Soçi kentinde yaptıkları askeri geçit töreniyle zaferlerini ilan etmişlerdir.

Ruslar, itaat kültürleri olmayan Çerkes (Adige) halkını, istila ettikleri Kuzey Kafkasya topraklarında istememiş, yerel halkı göç etmeye zorlamıştır. Onların yerine Rus ve Kazaklar bu topraklara iskan edilmiştir. Rusların asla hak sahibi olmadığı anavatanlarını korumak için uzun yıllar süren savaşlarda katledilen Çerkesler, sürgün sürecinde yine bir katliama ve soykırıma maruz kalmışlardır. Vatanlarını terk etmemek için direnenlerin köyleri basılıp yakılmıştır. Bu baskınlardan sağ kurtulabilenler için ölüm, çıkarıldıkları sürgün yolculuğunda peşlerini bırakmamıştır. Osmanlı Devleti’ne sürgün edilmeye çalışılan Çerkeslerin bir kısmı tıkıştırıldıkları vagonlarda ve taşıma kapasitesinin çok üstünde yolcu alan gemilerde bir kısmı ise ulaştıkları Osmanlı topraklarında hastalıktan, açlıktan ve soğuktan can vermiştir. Göç  komisyonunun  raporlarına  göre1858'den 1865'e kadar 493.193 kişi sürgün edilmiştir. Fakat bu sayı gerçeği yansıtmamaktadır. Kayıt altına alınmayan onbinlerce Çerkes ile birlikte sürgün edilenlerin sayısı 1 milyonun üstündedir. Rus yetkililer yolculuk sırasında insanların hayatını güvence altına alacak hiçbir tedbir almamış, aksine onları insani olmayan koşullarda yolculuğa zorlayarak kasıtlı bir katliama imza atmıştır.

Çar II. Aleksandr, Kont Yevdokimov’a gönderdiği yazıda; “ 1860 yılında Batı Kafkasya’da savaşı bir an önce bitirmek için sunduğunuz ve tarafımızdan onaylanan plan, beklediğimizin çok üzerinde parlak bir başarıyla tamamlandı. Üç yıl içinde barış sağlanan ve bize düşman yerli halktan temizlenen Batı Kafkasya sağlam şekilde Rus yerleşimleriyle iskan edildi. Bu uzun ve kanlı savaş, devleti 150 yıldır uğradığı kayıplardan kurtararak ve kuşkusuz, zamanla ona bu kayıpları fazlasıyla telafi edecek geniş ve zengin bir ülke bahşederek sona erdi…” demiştir.

Vsemirnıy Puteşestvennik gazetesi 1871'de şunları yazıyor: “Bir yıl içinde göçmenlerin üçte ikisi öldü. Batum  yakınlarına  yerleşen  22  bin  göçmenden sadece  7  bin  kişi  kaldı.  Samsun  civarına  yerleşen  30 bin kişiden 1800 kişi kaldı. Binlerce insan ölüyor; çocuklara gelince, bu zavallılar mal gibi satılıyor. Gençler hizmet için orduya giriyor”. 

Diasporada Çerkesler

Sürüldükleri Türkiye, Ürdün, Suriye, İsrail, Kosova, Mısır, Irak gibi eski Osmanlı topraklarında Çerkesler hala yaşamlarını idame ettirmeye çalışmaktadır. Almanya’da da yaklaşık 40 bin Çerkes yaşamaktadır. En yüksek Çerkes nüfusuna Türkiye sahiptir. Sürgün ve soykırım yüzünden Türkiye’de Kuzey Kafkasya’da olduğundan daha fazla Çerkes yaşamaktadır. Bu da sürgünün ne denli trajik sonuçları olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye’deki Çerkes nüfusu 2.5-3 milyon olarak tahmin edilirken Kafkasya’daki Çerkes nüfusu 800 bini geçmemektedir.  

Diasporadaki Çerkeslerin çoğunun asimile olması dolayısıyla günümüzde Çerkes dili yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.  Türkiye’deki asimilasyon politikaları Çerkesler üzerinde başarıya ulaşmıştır. Günümüzde Çerkes gençlerinin çok azı anadillerini bilmektedir. Hala Çerkesler basit azınlık haklarından yoksundurlar. Anadillerinde eğitimin alamamaları bunların başında gelmektedir. Anadilde eğitim haklarını kullanabilmeleri açısından Ürdün ve İsrail’deki Çerkesler şanslıdır.

Her fırsatta ‘Türk, Kürt, Laz, Çerkes hepimiz kardeşiz’ mesajları verip popülist söylemlerinde Çerkesleri de kullanan siyasilerimiz, Çerkeslerin taleplerini görmezden gelmektedir. En önemlisi Türkiye daha Çerkes Soykırımı’nı tanımamıştır. Basit taziye mesajlarıyla durum geçiştirilmeye çalışılmaktadır. Anadilde eğitim, Çerkesçe köy adlarının iadesi, devlet kanalında anadilde yayın Çerkeslerin başlıca talepleridir.

Soçi Olimpiyatlarıyla Perçinlenen Acı

Soçi, 1864 öncesi Çerkesya’nın başkenti ve sürgünün başladığı soykırım topraklarından biridir. Rusların sürgün kararından sonra bu bölgede son Çerkes direnişi olmuş ve onbinlerce Çerkes öldürülmüştür. Çerkesleri alt eden Ruslar 21 Mayıs 1864’te burada zaferlerini ilan etmişlerdir. Rusya’nın 2014 Kış Olimpiyatları için Soçi’nin akıtılan Çerkes kanından adını alan “Kızıl Çayır” denilen Krasnaya Polyana bölgesini, eski adıyla Kbaada’yı seçmiş olması siyasi bir strateji olarak görülmektedir. Rusya’nın Çerkes soykırımını hafızalardan silmek ve Soçi’nin dünya barışına katkı sağlamayı amaçlayan olimpiyatlarla anılmasını istediği tahmin edilmektedir. Olimpiyatlar, atalarının kemikleri üzerinde olimpiyat sahaları inşa edilmesini istemeyen Çerkeslerce protesto edilmiştir. Türkiye’deki Çerkesler 2012’nin sonlarından olimpiyatların başlangıcına kadar her ayın 21’inde Taksim’de olimpiyatları protesto etmişler fakat seslerini duyuramamışlardır.

(Mine Baysan, Süreç Analiz, 6 Haziran 2014)

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org