Sömürgeciliğin Sebep Olduğu, Tecavüzcülerin Kurbanlarıyla Evlenmelerine İzin Veren Kanunlar

Ürdün’de, hükümlü bir tecavüzcünün mahkemeden kolayca çıkması oldukça basit; tek yapması gereken kurbanı başka zorlu bir sınamaya maruz bırakmak.

Ürdün ceza kanunun 308. Maddesine göre, bir tecavüzcü kurbanıyla evlenmeyi kabul ettiği takdirde ceza almaktan kurtulabilir. Ancak evlilik üç yıldan kısa sürerse, tecavüzcü hapis yatmak zorundadır. 2010 ve 2013 yılları arasında, toplamda 159 tecavüzcü bu şekilde serbest bırakıldı.

Aktivistler ve kadın grupları tarafından yürütülen uzun yıllar süren bu kaçış yolu neyse ki milletvekillerinin yasayı kaldırmaya karar vermelerinden sonra kapanıyor. Bu durum, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da kadınlara yönelik şiddeti kurumsallaştıran kanunları giderek temizleyen bir aktivizm dalgasına son örnek.

Benzer bir mevzuat Mısır, Fas ve geçtiğimiz hafta Tunus'ta kaldırıldı, Lübnan'daki aktivistlerin ise kaldırılma talepleri hükümet tarafından onaylanırken, şimdi parlamento onayı bekleniyor.

Beyrut’ta geçen yıl, sanatçı Mireille Honein, parçalanmış gelinlikleri kentin sahil şeritleri boyunca bağlayarak astı. Bu sırada Ürdün’de, aktivistler Yotube ve Facebook’ta yüzlerce kişi tarafından izlenen güçlü bir video oluşturdular.  

Fakat bu yasalara meydan okuyan hareketlilik, toplumda sıkı bir şekilde kök salmış olsa da, kanunların yerel geleneğin bir ürünü olmaması bazılarına şaşırtıcı gelebilir.

308. madde, Osmanlı yönetiminin bir kalıntısıdır, ancak Osmanlılar onu Fransız ceza kanunundan ithal ettiği için, kökenleri tarihsel ve coğrafi olarak daha uzaktır. Lübnan ve Tunus gibi Fransız sömürge yönetimi altındaki ülkelerde, 308. madde gibi yasalar doğrudan kalıntılardır.

Bu yasaların kökleri, sömürge yönetimi altındaki yüzyılların kültürel etkisine, yani boyunduruğun nihai olarak gerçek bir "centilmenler anlaşması" ile güvence altında tutulmasına bağlıdır. Dış güçler devleti kontrol altına alırken, karşılığında yerel halka yurtlarını tam olarak kontrol etmeyi teklif ettiler.

Sömürgeciler, sömürgeleştirilmiş yerler kapsamında kadın düşmanı sesleri besledi ve meşrulaştırdı; ve kadınların bu bölgelerde karşılaştığı pek çok bariyer de direkt olarak, ataerkiyi baskı aracı olarak kullanma stratejisinden geliyor.

Bu perspektiften bakıldığında, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bulduğumuz, bütün bunlara sebep olan, tecavüzü çevreleyen yasa, Fransa’da yalnızca 1994 gibi yakın bir tarihte kaldırıldı- Mısır’ın feshedişinden sadece beş yıl önce.  

Ancak, bölgede hala Avrupa’dan ithal edilmiş birçok yasa mevcut. Geçen sene Tunus’ta, 13 yaşındaki bir kızın, ona tecavüz edip hamile bırakan 20 yaşındaki üvey kardeşiyle evlenmesine karar vermesinden sonra, ulusal bir protestoyu ateşlemiş oldu.

Bilhassa bu şok edici durum, bu yasaların destekçilerinin halen benimsediği az sayıdaki argümandan birisini ortaya koyuyor- tecavüz mağdurlarının bölgede baş etmesi gereken toplumsal damgalanma. Davaların büyük bir kısmında, bu yasanın gerçek mağdurları, ailelerinin kızlarının kurban olarak bilinmesi takdirde toplumdan dışlanacaklarını düşündükleri için evliliklerine rıza verilen kızlar ve genç kadınlardır.

Faillerin değil kurbanların, tecavüz sebebiyle değerlerinin sonsuza kadar küçük düşürüldüğü düşüncesi oldukça güçlüdür, yasaklanmaya karşı çıkan politikacılar, yasaların belki de tecavüz mağdurlarına "geleneksel" bir hayat sürme imkânı sağladığını iddia ediyor.

Yerel kampanyalarla birlikte, belki de itici bir güç olarak bu tutumların değiştiğini gösteren kanıtlar var. Ürdün Sivil Toplum Koalisyonu tarafından 308. Maddenin Kaldırılmasına ilişkin yapılan araştırmalar, Ürdünlülerin % 70'inden fazlasının kaldırılmayı desteklediğini ortaya koydu - sadece yüzde 13'ün biraz daha fazlası muhafaza etmeyi istiyor. Ürdün'ün Aile İşleri Ulusal Konseyi 2013'te tutumları incelediğinde, sonuçlara göre yasa, Ürdünlülerin yüzde 55'inden fazlasının desteğini almıştı.

Bu yasalara karşı kamuoyundaki tutumlarda böylesine belirgin bir değişikliğin olması, bu ayrımcılığın şu anda onları bulduğumuz toplumların özünde olmadığını göstermektedir.

Bunlar sömürgeciliğin son izlerinden bazılarıdır ve umarım hepsi de tarihe karışır.

 

Çeviren (Tam Metin): Gaye Polat

(Independent, Hibaaq Osman, Laws that allow rapists to marry their victims come from colonialism, not Islam, 2 Ağustos 2017)

Çeviren: 

Gaye Polat

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org