Radikal İslam vs. Ilımlı İslam

TUNUS- İslamcı politikacılar Arap Baharı sonrası bölgede yapılan seçimleri süpürerek Tunus, Mısır, Libya ve Fas'ta iktidara geldiler ve El-Kaide tarzı militanların değişim için tek umudun şiddet olduğunu savunan tezini çürüttüler.

Bugün, Riyad'dan Rabat'a büyük bir gerileme içinde olan bu siyasetçiler, siyasi karşıtları tarafından engellendi, generalleri tarafından ihanete uğratıldı ve petrol zengini krallar tarafından komplolar düzenlendi. Onlar yerine cihatçıların Kuzey Afrika'dan Orta Doğu'ya kontrolsüz ilerleyişi devam ediyor. Şimdilerde cihatçılar İslami halifelik kurma umudu besledikleri, Irak ve Suriye sınırlarına yayılan bir bölgenin kontrolünü ellerine geçirdiler.

Ve şimdi onlar zaferleriyle övünüyorlar.

El Kaide'den ayrılan ve yükselişteki Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, geçen yıl Müslüman Kardeşler'den Mısır cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin, Mısır ordusu tarafından devrilmesinin ardından ''Hakların güç dışında hiçbir şeyle geri alınamayacağını'' ilan etmişti. İslamcılar ''seçim sandıkları yerine cephanelikleri'' seçmeli ve ''oteller yerine mevzilerinde-siperlerinde görüşme yapmalıdırlar'' diyen örgüt, daha seçim fikirli Müslüman Kardeşler'i ''İslam kıyafetleri içinde seküler bir parti'' ve ''sekülerlerden daha kurnaz ve şeytani'' olarak tanımladı.

Aşırı tutucu gruplar tarafından engellenen ve cihatçıların gölgesinde kalan ılımlı İslamcıların kendilerini Mısır'da, Libya'da, Yemen'de ve Suriye muhalefeti arasında kenara itilmiş buldular. Onlar neyin yanlış gittiğini, hareketlerini nasıl kurtaracaklarını ve İslam ve demokrasiyi sentezleme hayallerini nasıl canlandıracaklarını şimdi tartışıyorlar. Suriye'de de ılımlı ve seküler isyancılar Beşar Esad'a karşı verilen mücadelede radikallerin gölgesinde kaldılar.

Onlar birçok ılımlı İslamcının siyasi müttefik olarak görmeyi umduğu köktencilere öfkeyle saldırıyorlar. Mısır'da aşırı muhafazakar Selefiler ise onlarla müttefik olmak yerine sosyal çatışmayı sınırladığı gerekçesiyle askerin ülkede kontrolü eline almasını desteklediler.  Ve Libya'da, Suriye'de, Yemen'de ve Tunus'ta aşırı muhafazakarların uyguladığı şiddet kapsayıcı demokratik devletler kurma çabasına köstek oldu.

Bazı ılımlılar kendi hatalarını önemsiz göstererek, alınması gereken dersin kendi eksikliklerinden ziyade düşmanlarının sahip olduğu güçle ilgili olduğu konusunda ısrar ediyorlar. Ya da şanslarının tersine dönmesini -hatta 1,000’den fazla Müslüman Kardeşler destekçisinin Mısır güvenlik güçleri tarafından öldürülmesini- bir tür katlanılması gereken ilahi test olarak görüyorlar.

Ancak Tunus'ta ılımlı İslamcılar tarafından yönetilen diğer İslamcılar, hareketlerin kısmen suçlu olduğunu tartışıyorlar. Ilımlılar cihatçılara karşı koyup demokrasi inşa etmeyi umut ediyorlarsa, onların partilerinin İslamcı olmayanlara ve hatta eski otoriter hükümetleri destekleyenlere karşı daha kapsayıcı, uzlaştırıcı olması gerektiğini söylüyorlar.

Tunus'un İslamcı partisi olan Ennahda'nın kurucusu ve başkanı olan Raşid Gannuşi, radikallerin ılımlıları her zaman orduya güvenmemeleri konusunda uyardığını ifade etti.

Gannuşi ''Ne yazık ki tahminleri doğru çıktı'' diyor.

Ancak Gannuşi İslamcı hareketler için çözümün silahlı mücadele değil, daha fazla çoğulculuk, hoşgörü ve uzlaşma olduğunu söyledi. Gannuşi ''Başarısız olmuş bir demokrasinin tedavisi daha fazla demokrasidir''; çünkü ''din içinde gizlenmiş diktatörlük en kötü diktatörlük türüdür'' diyor.

Ennahda iki muhalifin suikasta kurban gittiği cihatçı şiddetle mücadelede başarısız olmakla suçlandığı için, Tunus'taki geçiş hükümetine iktidarı bırakmaya zorlandı. Ancak hala kendilerini sık karşılaşılmayan bir İslamcı başarı öyküsü olarak görüyorlar ve seçimin ardından Parlamentodaki üstünlüklerini korumaları bekleniyor. Ennahda böyle bir beklentide kısmen iktidarı geçici hükümet yapısı içinde paylaşmaya gönüllü olmalarının rol oynadığına da inanıyor.  

Bölgenin çeşitli yerlerinden İslamcılar geçen sonbahar Ürdün'deki Amman kentinde Ortadoğu Çalışmaları Merkezi'nde, öğrendikleri dersleri değerlendirmek için bir araya geldiler. Merkezin direktörü kendisi ile yapılan bir röportajda toplantıdan çıkan ana sonucun ''İslamcıların diğer güçlerle birlikte bir milli ortaklık fikri geliştirmesi gerektiği'' olduğunu ifade etti.

Dışarıdan bakanlar için bu tartışma, 86 yıl önce Mısırlı bir öğretmen tarafından İsmailiye’de ilk hücresi kurulan Müslüman Kardeşler’in daha önce hiç olmadığı kadar derin bir krizle karşılaştığı bir zamanda, tamamen konu dışı olarak görülebilir.

Müslüman Kardeşler tüm dünyada İslamcı siyasetin kaynağı haline geldi ve her Arap ülkesinde varlık göstermeye başladı. Aynı zamanda Müslüman Kardeşler’in tedrici yaklaşımına tahammüllünü yitirerek İslamcı vizyonlarını silahlara davranarak yükseltmeye karar veren ve sayıları gitgide artan militan gruplar da bir bakıma Müslüman Kardeşler’den çıktı. Bunların en tanınmışı El Kaide’den Ayman el-Zevahiri’dir. 

Muhammed Mursi Mısır’ın ilk adil seçimini kazandığında İslamcı hareketin içinden birçok kişi ve hatta  bazı eleştirmenler Müslüman Kardeşler’in demokratik zaferinin El-Kaide’yi demode kıldığını ifade ettiler.

3 Temmuz 2013’de asker destekli hükümet Muhammed Mursi’yi ve Kardeşler’in parlamentodaki liderlerini tutukladı. Bu durum grubun hiyerarşisine zarar verdi, on altı binden fazla destekçisi hapse atıldı ve binden fazlası sokak gösterilerinde öldürüldü.

Şimdi, Libya’da asi bir Libyalı general arkasında devlet gücü olmamasına rağmen anti-İslamcı bir darbe için Mısır modelini kullanmaya çalışıyor. Mısır’da askerin yönetimi ele geçirmesini aceleyle desteklemek için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Müslüman Kardeşler’i yasadışı ilan etti ve diğer Arap devletlerine de benzerini yapması için baskı yaptılar.

Suriye’de muhaliflerin kendi aralarında radikal ve ılımlı olarak ayrılması ve birbirleriyle güç ve ganimetler için mücadele etmeleri sebebiyle Beşar Esad düşmesinin yakın olduğu yönündeki tahminlere karşı koyabildi. IŞİD militanları, El Kaide’den aşırılıkları nedeniyle uzaklaştırılanlar, şimdi Suriye’de muhalifler tarafından kontrol edilen bölgelerin çoğuna hakimler ve Irak sınırında ileri geri(rahatça) hareket edebiliyorlar.

Bir zamanlar bölgede İslamcılar için model gösterilen Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bile silahsız göstericilere saldıran ve interneti sansürleyen otoriter tavırları ile prestijini zayıflattı.  

Ilımlı İslamcıların bir kanadı yenilgilerini geçici bir gerileme olarak görüyorlar ve sonuçta mücadeleden daha güçlü çıkacaklarına inanmayı sürdürüyorlar.

Faslı İslamcı Roushdy Bouibry partisinin web sitesindeki değerlendirmesinde, mücadelelerin ''İslamcı hareketin gücünü, deneyimini, uyumunu ve gerçekliğin işleyişini anlama noktasındaki kapasitesini arttıracağını'' ifade etti.

Bu İslamcılar, 1950'lerde Mısır'da, 1980'lerde Türkiye ve 1990'larda Cezayir'deki İslamcılara karşı uygulanan askeri baskılar gibi, 2013'teki ''karşı devrim''in de kendilerine karşı duran güçlerin kimliği ile ilgili kendilerini aydınlattığını söylüyorlar. Bunlar, petrol zengini Basra Körfezi monarşileri, Batılı güçler ve İslamcıların ''derin devlet'' olarak adlandırdığı yerleşik elitler ve bürokratlar olarak resmediliyorlar.

Müslüman Kardeşler'in ülkeden kaçmak zorunda bırakılan eski gençlik lideri İslam Lotfy, Müslüman Kardeşler'in sürgün edilen bazı liderlerinin üyelerine, baskının Allah tarafından onları sınamak için yollandığını söylediklerini ifade ediyor. Lotfy liderlerin mülteci olarak kaldıkları yabancı başkentlerden biri olan Doha (Katar)'dan yaptığı bir telefon görüşmesinde ''Onlar insanlara manevi bir ağrıkesici veriyorlar'' dedi.

Ancak, Müslüman Kardeşler'in genç üyelerini de içeren İslamcıların ikinci kanadı liderlerinin neyi yanlış yaptığının ve neyi farklı yapabileceklerinin cevabını arıyorlar. Lotfy ''Onların kendilerinden öncekilerin 50-60 yıl boyunca karşılaştıkları şeylere tekrar geri dönmeyi reddettiklerini'' söyledi.

Eğer iktidar olma gibi yeni bir şans meydana gelirse, Müslüman kardeşler kendi geleneksel tedriciliğini terkederek hızlıca polis, yargı ve diğer kurumları tasfiye etmeli mi diye İslamcılar kendilerini sorguluyorlar. İslamcılar, 6 Nisan liberal hareketi gibi, önce diktatör Hüsnü Mübarek’e, ardından Mursi’ye ve şimdi de generallikten cumhurbaşkanlığına evrilen Abdel Fattah El-Sisi’ye karşı çıkan, İslamcı olmayan gruplarla işbirliği yapmalı mı?

Libya’daki Müslüman Kardeşler’in lideri olan Muhammed Savan, Tunusluları taklit ederek içinde bulunduğu örgütün daha iyi yapabilmesi için liberallerle işbirliği yapmasına ihtiyaç olduğunu iddia ediyorSavan’a göre Arap bölgesindeki mücadele bütünüyle İslamla ya da kimlikle ilgili değildir, bu mücadele demokrasi, özgürlük ve hakların temel değerleriyle alakalıdır. Bu mücadelenin İslamcıların İslamcı olmayanlara karşı mücadele ettiği bir durumla hiçbir bir ilişkisi yoktur.

Birçokları umutla Tunus'un yeni bir model inşa ettiğini söylüyorlar. Mısır'dan kaçmak zorunda bırakılan ve birçok İslamcıya yakın olan siyaset bilimci Emad Şahin Washington'dan yaptığı telefon görüşmesinde ''Tunuslular varlıklarını kaybetmeden uzlaşma yapabildiklerini kanıtladılar'' diyor.

Ennahda'nın gençlik lideri Hichem Laarayedh, sürgün edilen Mısırlılarla İstanbul'da yaptığı toplantıda onların ''Sisi Rabia Meydanı'nda katliam yaparken aleyhinde konuşan hiç liberal gördünüz ?'' diye kendisine sorduklarını ve Sisi'nin askeri darbeyi oturma eylemiyle protesto edenlere acımasızca saldırmasına İslam dışı dünyadan geniş destek gelmesine atıfta bulunarak ''Onlara güvenmemizi nasıl istiyorsunuz?'' dediklerini aktarıyor.

Laarayedh, Sisi'nin şimdi 6 Nisan hareketini de yasadışı ilan etmesiyle, bazı Mısırlı liberallerin derslerini aldığını söyledi. Laarayedh ''6 Nisan hareketi Sisi onları kanundışı ilan etmeden önce Sisi'nin karşısında duramaz mıydı?'' dediğini belirtiyor: ''Tamam, onlar hatalar yaptı ancak siz de hatalar yaptınız. Artık olan oldu.''  

Çeviren: Cemal Taşpınar

(NYT, David D. Kirkpatrick,As Moderate Islamists Retreat, Extremists Surge Unchecked, 18 Haziran 2014)

Çeviren: 

Cemal Taşpınar

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org