Ortadoğu'nun Geleceği ve Başkanlık Sistemi Tartışmaları

               

Türkiye Gündemi

25 Ekim 2016

 

Yeni Şafak: Kemal Öztürk: Yeni paradigma: Ortadoğu’da oyun kurmak, oyun bozmak

Geçtiğimiz hafta, dış politika ve güvenlikte bir paradigma değişimi olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat açıkladı. Bunu, “Erdoğan tarzı” bir dış politika ve güvenlik paradigması kuruluyor diye yazdım (20 Ekim 2016). Buna örnek olsun diye verdiğim Time Dergisi kapağındaki fotoğrafın çekilme hikayesini herkes alıntı yaptı ama asıl konuyu konuşmadı. Ancak yabancı meslektaşlarımdan bana gelen sorular arttı. Nedir bu konsept? Ne olacak bundan sonra? Yurt dışı konuyla daha ilgili anlayacağınız. Yeni güvenlik anlayışı: Yerinde müdahale. Güvenlik paradigmasının değişimi konusunda kafamız daha net ve durumu anlayabiliyoruz: Ülkemize yönelik bir güvenlik tehdidi oluşturan terör örgütünün, güç kazandığı yer nereyse, orada müdahale edeceğiz. Örneklerle daha net anlayalım: Cerablus'tan gelen IŞİD tehlikesi mi var? Oraya girdik. Fırat'ın doğusunda YPG militanları tehdit mi oluşturdu, orayı bombaladık. Musul'da IŞİD mi var, oraya kamp kurduk. Kandil'de PKKvar, orayı vuruyoruz. Böylece güvenlik hattını, savunma siperlerini sınırın ötesinde, uzak noktaya kuruyoruz ki ateş evin içini yakmasın. Devamı için...

 

Cumhuriyet: Kadri Gürsel: AKP rejimi neden ayakta kalamaz?

AKP iktidarı, oyların yüzde 50’sini alarak kazandığı 7 Temmuz 2011 seçimlerinden sonra Türkiye’nin hangi sorununa kalıcı ve adil bir çözüm buldu? Varçözülmüş bir tane esaslı sorun gösterebilecek olan? Sakın bana “Başörtüsü” demeyin. Evet, başörtüsü yasakları kalkmış olabilir ama iktidar bunu toplumun her kesiminin taleplerine cevap veren özgürlükçü ve çoğulcu reformlar serisinin bir parçası olarak yapmadı. Tam tersine, başörtüsü yasağı kalkarken, diğer yandan kasaba muhafazakârlığını “milletin değerleri” adı altında tüm ülkeye norm olarak devlet gücüyle dayatan İslamcı toplum mühendisliği projesi bir abanma halinde uygulanmaya konulmuştur... Dolayısıyla başörtüsü, toplumun değişik kesimlerinde özgürlüklerin en geniş zeminde teneffüs edilmeye başlandığı bir anda serbestleşmedi. Tam tersine, bireysel hak ve özgürlüklerin sınırlanması ve İslami olarak görülmeyen yaşam tarzlarının dar alanlara hapsedilmesi için teşebbüslerin yaygınlık ve istikrar kazandığı bir dönemde kaldırıldı başörtüsü yasağı. 2011’den bu yana AKP iktidarının, ülkede hukukun işlerliği, hesap verebilirlik, girişim ve mülkiyet özgürlüğü, basın ve ifade hürriyeti, insan hakları, çoğulculuk, katılımcılık ve laiklik namına ne varsa, bunları adım adım ortadan kaldırarak, keyfi bir İslamcı baskı rejimine dönüşmesini izliyoruz. Devamı için...

 

Haber Türk: Muharrem Sarıkaya: 99’luk tam Anayasa

Şunu baştan belirteyim, Anayasa önerisinin verilmesi için kararlılık var, ancak zamanlaması ve içeriği konusunda netlik yok. Henüz tamamlanmamış iki metin ve iki takvim var. Metinlerden yola çıkarsam... Cumhurbaşkanı’nın konuya ilişkin danışmanlarının da bulunduğu çalışma atölyesinde üretilen Anayasalar, öyle ileri sürüldüğü gibi 15 maddeden oluşmuyor. Altını çizerek vurguladığı gibi, “Tam Anayasa metni” konusunda karara varılmış. Ayrıca, Afyonkarahisar’da hafta sonu yapılan toplantıda Anayasa çalışması yapılmamış. Sadece konu hakkında etkin veri sahibi olan Burhan Kuzu sistem hakkında bilgi aktarmış, milletvekillerinin sorularını yanıtlamış. Buna karşın, Anayasa hazırlık atölyesinde üzerinde durulan ancak son şekli verilmemiş iki tam Anayasa taslak teklifi metni var. Yani, mevcut Anayasa’nın üzerinde yazboz yapmadan, yeniden yazılmış Anayasa metinlerinden söz ediliyor. Bunlardan biri 99, diğeri ise 110 maddeden oluşuyor. Ancak AK Parti’de mevcut Anayasa metni üzerinde değişiklik yapılmasının zaman açısından çok daha hızlı olacağını söyleyen de var. Buna karşı çıkanlar ise, Cumhurbaşkanı’nın adının 89’u metinler içinde, 2’si başlıkta olmak üzere 91 yerde geçtiğine dikkat çekiyor. Başkanlık sisteminde kaldırılacak hükümete ilişkin maddelerin yeniden yazılmasının zorunluluğuna da dikkat çekerek yeni Anayasa’yla yola çıkmanın yararlı olacağına vurgu yapıyor. Devamı için...

 

T24: Metin Münir: Suriye’de zafer bayrağını Esad çekecek

Suriye’de savaşı Esadkazanıyor? Bu sorunun cevabı evettir. Esad karşıtı ülkeler, muhaliflerin yanında yoğun bir şekilde savaşa katılmazsa, Suriye’nin Alevi lideri beşinci yılına giren savaştan büyük bir olasılıkla galip çıkacak. Esad karşıtı ülkeleri iki sınıfa ayırabiliriz: Birinci sınıfta; Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi Sünni Müslüman ülkeler var. Bu ülkeler, Esad karşıtı cihatçılar ortaya çıkar çıkmaz onlara silah ve para yardımı yapmaya başladı. Amaç, Esad’ı devirerek Suriye’de Sünni bir rejim kurmak ve Şii İran’ın Akdeniz’e sahili olan bu ülkedeki ayağını kırmaktı. İkinci kategoride; Amerika ve ne yaparsa yapsın yanından ayrılmayan İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkeler var. Bunlar da Esad karşıtlarına yardım ediyorlar ama Türkiye ve Arap müttefikleri kadar yoğun değil. Neden değil? Çünkü Suriye’yi Sünniler mi idare ediyor Şiiler mi, o kadar umurlarında değil. Türkiye bugüne kadar Esad’ı devirmek için ne kadar para harcadı? Ne kazandı, ne kaybetti? Esad bu güne kadar Orta Doğu’nun iki Şii rejiminden aldığı yardımlarla ayakta durdu: İran ve Irak. Bir de Rusya var, tabii. Putin, Esad’ı yoğun bir biçimde destekliyor çünkü Amerika’nın canı istediğinde istediği rejimi alaşağı etme alışkanlığına son vermek ve Orta Doğu’da bir dünya devleti olduğunu kanıtlamak istiyor. Kazanmakta olan Rusya, İran ve Irak cephesidir. Bunun en büyük nedenlerinden biri Türkiye’nin geçen kasımda Rus savaş uçağını düşürerek kendi kendini Suriye savaşından elimine etmesidir. Devamı için...

 

Karar: Etyen Mahçupyan: Destek mi tuzak mı?

Bahçeli’nin başkanlık sisteminin Meclis’e gelmesi ve referanduma gitme yolunun açılması konusunda yaptığı ‘davet’ iki farklı değerlendirmeye neden oldu. Bir grup yorumcu Bahçeli’nin son yıllarda AK Parti’ye destek veren bir tutum aldığını, siyasetin sıkışma noktalarında devlet perspektifi ile bu tür çıkışlar yaptığını hatırlattı. Bu kişilerin beklentisine göre MHP başkanlık önerisini Meclis’ten geçirmenin ötesinde referandumda da ‘yumuşak’ bir çizgi tutturacak, seçmen üzerinde baskı kurmayacaktı. Nitekim Bahçeli bu konuda halkın kararına razı olduğunu her fırsatta söylüyordu. Buna karşılık bir başka grup yorumcu ise Bahçeli’nin davetinin bir destek mahiyeti taşımadığını, MHP’nin hala parlamenter sistemden yana olmanın yanında Anayasa’nın ilk dört maddesinin de değişmesine karşı olduğunu vurguladılar. Onların bakışına göre MHP başkanlık sistemini içeren anayasa teklifini Meclis’te desteklese de referandum sürecinde sert muhalefete geçerek engellenmesi için uğraşacak ve belki de başkanlığa geçişi süresiz olarak imkansız kılacaktı. Dolayısıyla söz konusu davetin bir ‘tuzak’ olma ihtimali de az değildi. Devamı için...

 

 

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org              

 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org