Mültecilere Nasıl Saygılı Davranılır: Türkiye’den Bir Ders

CERABLUS, Suriye — 2011'den beri, Suriye'deki iç savaş, çoğunlukla sivil olmak üzere 470.000'den fazla insanı öldürdü. Milyonlarca insan yerinden edildi, yaklaşık beş milyon Suriyeli kaçtı ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük mülteci krizini yarattılar. Suriye'nin mültecilerini kabul etmenin en büyük yükü ABD'ye veya Avrupa'ya değil, Suriye'nin komşuları olan Türkiye, Lübnan ve Ürdün'e düştü. Bu ülkeler, birlikte, beş milyon Suriyelinin çoğunu ağırlıyorlar.

Her biri, farklı başarı dereceleri ile birlikte büyük zorluklarla baş ediyor. Bu üç ülkeye yaptığım ziyaretlerde Ürdün'den ve özellikle Lübnan'dan çok daha fazla itibarın Türkiye'de yaşayan Suriyeli mültecilere verildiğini gördüm.

6 milyonluk bir nüfusa sahip olan Lübnan, uzun süredir Filistinlilere sığınak. Birleşmiş Milletler Yardımlaşma ve İskân Dairesine göre Lübnan'da yaklaşık 450.000 Filistinli mülteci var; bunların çoğu kamplarda. Lübnan'da doğan üçüncü nesil Filistinliler bile, atalarının gelmesinden neredeyse 70 yıl sonra, mülteci statüsünü korumakta ve mülteci kamplarında vatandaşlık için bir yol olmadan yaşamaktalar. Lübnan yasaları, mültecileri, çoğu iş yerinden dışlıyor.

Bu mülteci nüfusa, Lübnan şimdi 1,5 milyon Suriyeli ekledi. Birçoğu, sivil toplum örgütlerinin yardımlarıyla sağ kurtularak, kalabalık kamplarda temiz suya erişimi olan plastik çadırlarda yaşıyor. Lübnan hükümeti, Suriyelilerin, Filistinlilerin olduğu gibi kalıcı sakinler olmasını istemediğinden, kamplar Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınmadı ya da yönetilmedi. Suriyeli mültecilere karşı kızgınlık, endişe verici seviyelere ulaştı. Gelecek sene yapılacak seçimlerle birlikte, bazı Lübnan siyasileri Suriye'deki savaş durduktan sonra mültecileri sınır dışı etme sözü veriyorlar. Şu an için, Suriyeliler itibar değil, yardım alıyorlar.

Son 10 ay boyunca bu kamplardan birkaçını ziyaret ettim. Bekaa Vadisi'ndeki bir kampta, 12 yaşındaki Nour ve kız kardeşi Aya ile bir fırının dışında buluştum. Ramazan sonunu kutlamak adına tatlı almak için durmuşken, Nour'a ailesini sordum. Bana O ve Aya'nın herkesi kaybettiğini söyledi. Artık kalan tek akrabası ile yaşıyor- beş çocuk sahibi olan yoksul yaşlı bir teyze.

Nour, savaşın başlamasından beri okula gitmedi. Lübnan'da, kız kardeşiyle sokaklarda geçirdiği günlerini arıyor. Nour ve Aya, sokakları dolaşarak peçete, şekerleme ve şişelenmiş su satmak zorunda olan binlerce Suriyeli çocuk arasında. Diğerleri çiftliklerde kendilerini ve ailelerinin geride kalanlarını desteklemek için çalışıyorlar.

Bekaa Vadisi'ndeki Tal Sarhoun mülteci kampında, hükümet kararnamesi ile Suriye ve Filistinli çocuklar yalnızca öğleden sonra Birleşmiş Milletler okullarına gidiyorlar. Bu politika, mültecileri Lübnanlı çocuklardan ayırmak için yapılan kasıtlı bir girişim. Okula gitmek yerine, oyuncak silahlarla sokakta oynayan birçok erkek gördüm. Bu gençler için nasıl bir gelecek mevcut?

Ürdün, 1.3 milyon Suriyeli mülteciye karşı daha sıcak bir duruş sergiledi. En büyük kamp olan Zaatari, Ürdün İçişleri Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından yönetilen kuzey sınırına yakın ve uluslararası yardım kuruluşları konsorsiyumu tarafından finanse ediliyor.

Hala, Suriye-Ürdün sınırında 60 bine yakın kişi sıkışıp kalmış durumda. Ürdün güvenlik görevlileri 2016 yılında İslam Devleti’nin araç bombasıyla öldürüldükten sonra, hükümet, bir başka kampa (Rukban) erişimi kapattı ve Suriyelilere sınır girişini yasakladı. Bu, Suriyelilerin "berm" adı verilen bir bölgede, hiçbir insanın olmadığı topraklarda kamp yapmaya mecbur bıraktı. Binlerce kişi hava şartlarına karşı savunmasız, umutsuz koşullarda ve kıt besinler altında yaşıyor. Hastalık çok yaygın, ancak Ürdün yetkilileri, bölgeyi kapalı bir askeri bölge olarak tanımlayarak, yardım ve tıbbi tedaviye erişimi engelledi.

Bu boğucu insani kriz ortamında, Trump yönetimi Suriyeli mültecilere yardım eden uluslararası yardım kuruluşlarına fonlamayı kesme tehdidinde bulundu. ABD, küresel liderlik rolünden uzaklaştıkça, Türkiye gibi bölgesel güçler boşluğu doldurmak için adım atıyor. Türkiye ve 80 milyon insan, üç milyondan fazla Suriyeli mülteciyi karşıladı.

Acil durum yardım girişiminin başındaki kişi, bana "Suriyeli mülteciler, çözülecek bir sorun değildir" dedi. "Onlar, idare edilmesi gereken bir gerçekliktir."

Gaziantep ili, mültecileri insanca tedavi etme konusunda bir örnek oluşturuyor. Suriye-Türk sınırındaki güzel bir şehir olan Gaziantep'in, 600.000 Suriyeliye yuva olduğu söyleniyor, yaklaşık olarak 40.000’i, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından idare edilen, şehirdeki beş kampta kalıyor. Geri kalanlar -bunların büyük çoğunluğu-, kentte yaşıyor. Mültecilerin çalışmasına, ücretsiz sağlık hizmetlerine ve okullara erişimine izin veriliyor ve hükümet defalarca Türk vatandaşlığına geçiş yolunu oluşturmayı taahhüt etmiştir.

Gaziantep'in 2014'ten bu yana belediye başkanı olan Fatma Şahin, mülteci haklarının korunmasını bir imza politikasına dönüştürdü. Şehir, savaştan kurtulanları kucaklamak için küresel bir model haline geldi. Şahin'e, Suriyeli mültecileri bizi adeta uzun süredir görmedikleri kayıp yakınları gibi selamladığı, şehir kamplarındaki geçici evleri görmek için eşlik ettim. Diğer taraftan, aşağılanmış bir insan için var olan bir umut görmek ilham kaynağı oldu.

Türkiye'nin mülteci politikası sınırlarında bitmiyor. Geçen yıl Türk ordusu tarafından, İslam Devleti kontrolünden kurtarılmış Suriye'deki Cerablus'u ziyaret ettim. Ankara'nın amaçları çok sayıdaysa da somut bir sonuç, mültecilerin sınır ötesi akışında bir azalma ve pek çok mültecinin evlerine dönme ihtimalidir. İslam Devletinin acele görülen adaletinin ve toplu baş kesmelerinin yapıldığı yerde, doğum yeri olan bir hastane var. Okullar yeniden inşa edildi ve şehir yeni bir yerel konsey kurdu.

Kendi zorluklarına rağmen – teşebbüs edilen askeri darbe üzerinden bir yıldan az bir süre geçti - Türkiye, komşularından çok daha insancıl bir mülteci politikası izlemeyi başardı. Avrupa, Türkiye'nin mülteci kurtarmada bu öncü rolü oynamasına izin vermekten mutluluk duyuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti, göçmenlerin Avrupa sahillerine ulaşmasını önlemek amacıyla, Avrupa'nın mülteci programını finanse ettiği Avrupa Birliği ile bir anlaşma imzaladı.

Türkiye'nin mülteci krizine verdiği yanıt, cumhurbaşkanının bölgesel prestijini ve gücünü belirgin bir biçimde artırmıştır. Sayın Erdoğan, başkenti Ankara olan yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurma hayaline uzun süredir değer vermektedir. Türkiye'nin sağlam mülteci politikası, bu hırsı somut olarak geliştirmiştir.

Bu arada Suriye'deki savaş giderek yavaşlıyor ve Suriyeliler evlerine dönmeye başlıyor. Uluslararası Göç Örgütü, geçenlerde, bu sene 600 bin Suriyelinin evine döndüğünü bildirdi. Fakat bu süreç geri dönüşümlü kalmış durumda. Başkan Beşar Esad'ın acımasız şiddeti, diğer tartışmalı bölgeler arasında İdlib şehrini yeniden almayı planladığı için başka bir mülteci dalgası yaratabilir. Geçen Nisan ayında, bu bölgede tekrar sivillere yönelik sarin gazı kullanıldı; bir sonraki saldırısı da bu denli ölümcül olabilir.

Geçici düzenleme sağlanmış olsa bile, hiç kimse Suriyeli mültecilerin, geri dönenler ve yapamayanlar da dahil olmak üzere, güvenliğini sağlamak için tatmin edici bir plan önermedi. Dış müttefikleri ile birlikte, İran ve Rusya'nın yardımı ile Esad, bu korkunç çatışmanın fiilen kazananı olacak ve O, iktidarda kalmayı planlıyor. Birçok mülteci için, savaş bittikten sonra bile Esad'ın kontrolündeki Suriye'ye dönüş, idam cezası demek. Rejimin zulümleri göz önüne alındığında, Suriye'nin komşularının büyük mülteci nüfuslarına ve hatta gelecek nesillere yıllarca ev sahipliği kesin görünüyor.

Mülteci kamplarındaki seyahatlerim sırasında konuştuğum çoğu Suriyeli, ev sahibi ülkenin asker ve polisi tarafından ortak bir kötüye kullanma kültürü olduğunu söyledi. Lübnan'da, özellikle beli bükülmüş kadınlar, erkekler ve çocuklar olmak üzere Suriyeli nesiller, varlıklarının uzun vadeli gerçekliğini sürdürmek için çok az vasıta veya sabırla, bir devlet altında yaşamak zorunda kalabilirler. Dünya, ayrılmak zorunda bırakılan ve daha sonra da reddedilen insanların hayatlarını yeniden inşa etmelerine, gerçek evlere ve biraz onur ile en azından ufak bir umut doğmasına yardım etmeye dikkatini vermedikçe, evlerinden kaçmaya zorlanan ve daha sonra reddedilen insanlar radikalleşmek için olgunlaşacaklar.

Düzeltme: 27 Eylül 2017

Bu makalenin daha önceki bir örneği, Suriye'deki 600 bin kişinin evlerine dönmesiyle ilgili bir ayrıntıyı yanlış bildirdi. Çoğu, ülkenin dışından değil, Suriye'nin herhangi bir yerinden geri döndü.

 

Çeviren (Tam Metin): Gaye Polat

(NYT, Rula Jebreal, How to Treat Refugees With Dignity: A Lesson From Turkey, 27 Eylül 2017)

Çeviren: 

Gaye Polat

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org