Mülteci Çocuklara Ne Borçluyuz?

BEYRUT – Geçen sene, pek çoğu çocuk olan çaresiz mültecilerin fotoğrafları, ortak bilincimizi uyandırdı ve dünya liderlerini harekete geçirdi. Ancak bir senelik siyasi karışıklık, medyanın ilgisini mültecilerin kötü durumundan uzaklaştırdı. Brexit, terörist saldırılar ve ABD, Fransa ve İngiltere’deki ulusal seçimler karşısında, mülteci krizinin gittikçe kötüleştiğini gözden kaçırdık.

Bugün, Dünya Mülteci Günü’nde, Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Temsilciliği (BMMYK), krizi sona erdirmek adına birlikte çalışmak için #MültecilerleBirlikte kampanyasını duyuruyor. Gerçekten de, yenilenmiş bir aciliyet duygusuna ihtiyaç var.

Bütün mülteciler ve sığınmacılar yardıma ihtiyaç duyuyor, ancak özellikle çocuklar savunmasız durumda. Kötü durumlarını hafifletmenin en iyi yollarından biri, onlara eğitim sağlamak. Kimisi savaş bölgelerine yakın olan ev sahibi ülkeler, mülteci çocukları eğitim sistemlerine entegre etmek için mücadele ediyorlar. Afganistan ve Somali'den kaçanlar da dahil olmak üzere, BMMYK kayıtlı mülteciler arasında, 3.75 milyon çocuk -bunların 900.000'i Suriyeli- okula gitmiyor. Bütün bunlara göre, bir mülteci çocuğunun okuldan alınma şansı, küresel ortalamanın beş katından daha fazla durumda.

Bu, uluslararası topluluğun bir lekesi. Mülteci çocukların eğitim alması mühim, bu sayede bir gün, faal devletler yaratmak için gerekli yetenek ve bilgilerle ülkelerine geri dönebilirler. Tanıştığım bir mülteci kız çocuğu, sadece bunu gerçekleştirmeyi istiyor. Ona gelecek planlarını sorduğumda, hayalinin mühendis olmak olduğunu ve bu sayede ülkesini yeniden kurmak istediğini belirtti.

Eğitim, aynı zamanda, geleceğe dair hiçbir umudu olmayan gençlerin zihinlerini yakalayabilecek olan şiddet içeren aşırılık ile mücadelede önemli bir unsur. Aynı zamanda, okula devamlılık çocuk refahı için mühim, çünkü bu sayede temel sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyorlar ve çocuk ve seks işçiliği kabusundan uzak kalabiliyorlar.

Neyse ki, Avrupa'daki mülteci krizinin ön saflarında yer alan Yunanistan gibi ülkeler, artık mülteci-bakım modeline daha kalıcı eğitim hükümleri ekliyor. Ancak, Lübnan’da Suriye’den gelen mülteci akınına yer temin etmek için yaratıcı düşünceye başvurmak zorunda kaldık.

Suriyeli mülteciler ilk geldiklerinde, Lübnan’ın eğitim sistemi hali hazırda onarım ve reforma ihtiya. Duyuyordu. Şu an Lübnan, 3.75 milyon nüfusuna ek olarak, 1.5 milyonu Suriyeli olan iki milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Her iki vatandaş için bir mülteci ile birlikte, Lübnan sağlık hizmetleri ve eğitim gibi kamu hizmetlerine olan talepte büyük bir artış ile uğraşıyor.

Devlet okul sistemindeki 250.000 Lübnanlı öğrenciye ek olarak, Lübnan hükümeti 450.000 Suriyeli çocuğu eğitmenin bir yolunu bulmak zorunda kaldı. Bu ihtiyacı karşılamaya yardımcı olmak için, Suriyeli mültecilerin ve yoksul Lübnanlıların örgün eğitimine erişimin geliştirilmesine odaklanan, Eğitimde Tüm Çocuklara Ulaşmak (ETÇU) inisiyatifini oluşturduk.

Tüm çocuklar için eğitim vermemiz çok önemli olduğundan dolayı, kaynaklarımızı mümkün olduğunca genişletmek zorundayız. Bugün, birçok okul çağındaki Suriyeli mülteci, Lübnan'daki akranlarıyla aynı öğretmenlerle çalışıyor ve birçok okulumuz mültecilere yer vermek için sabahları ve öğleden sonraları çift vardiya yapıyor.

Şimdiye dek Lübnan, BMMYK kayıtlı okul çağındaki mülteci çocukların yaklaşık% 40'ını barındırıyor. Sabah vardiyasında okumakta olan Suriyeli bir çocuk için her yıl bu masraf yaklaşık 343 dolar, öğle vardiyasındaki bir çocuk için 550 dolar. Lübnan'ın bu yükü tek başına üstlenmesi adil ve sürdürülebilir değil.

Her ne kadar, Londra'daki 2016 Suriye’yi ve Bölgeyi Destekleme Konferansı toplam 12 milyar dolarlık yardım taahhüdünde bulunsa da, bu fonların birçoğu keskin bir biçimde ertelenmiş ya da hiçbir şekilde somutlaştırılmamıştır. Çocuk hayır kurumu “Onlarındünyası” (Theirworld) tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırma, eğitim için vaat edilen 1.4 milyar doların sadece 400 milyon dolarının iletildiğini ortaya çıkardı.

Bireysel hükümetlerin sözlerini yerine getirip getirmediğini doğrulamak zor, ancak uluslararası topluluğun genel olarak çok yavaş ilerlediği fazlasıyla açık durumda. Finansman için beklerken, çocuk eğitimini başlatıp, durdurmaya devam edemeyiz. Çocuklar okuldan uzak olmaya devam ettiği müddetçe, onları sınıflara geri döndürmek ve çalışmalarını tamamlamalarını sağlamak giderek zorlaşıyor.

Finansman taahhütlerini yerine getirmenin ötesinde, uluslararası toplumun mobil ve ölçeklenebilir eğitim teknolojileri alanındaki yatırımlarını artırması gerekiyor. Örneğin, uzaktan öğrenme araçları, mülteci topluluklarındaki çocukları eğitmek için özellikle yararlı olacaktır. İyi bir öğretmen, uydu teknolojisine, güneş enerjisiyle çalışan bilgisayar donanımına ve etkileşimli bir canlı yayına sahip herhangi bir yere ulaşabilecektir.

Varkey Vakfı tarafından denetlenen, BMMYK tarafından finanse edilen uzaktan eğitim programı olan Uzak Sınıflara Ulaşmayı Öğretmenin arkasında yatan fikir budur. Bu programla, Gana'nın başkenti Accra'daki bir stüdyodan bir öğretmen, çoğu Côte d'Ivoire'de çatışmaya giren ve şimdi Batı Gana'daki Ampain Mülteci Kampında bir ilkokula devam eden yaklaşık 300 okul çağındaki mülteci çocuğa ders verebilir. Bu yerinden edilen çocuklar, ana eğitimlerini takip ederken, ev sahibi ülkelerin dillerini de öğreniyorlar. Ve gelecekte, orta öğretimi veya yüksek öğrenimi sürdürecek konumda olacaklar.

Bu program, yaratıcı işbirliğiyle birlikte hükümetlerin, hayır kurumlarının ve özel sektörün neler başarabileceğini gösteriyor. Ancak siyasetçiler adım atmalı ve harekete geçmelidir. Dünyadaki liderler, özellikle yeni seçilmiş olanlar, küresel mülteci krizine gündemlerinin en üstünde yer vermeliler.

Bu amaçla, Atlantis Grubu'na kurucu üye olarak katılmaktan gurur duydum. Küresel Eğitim ve Yetenek Forumu'nun bu yıl hizmete girmesinden sonra, hükümetlere ve politika üreticilerine, zamanımızın önemli sorunlarıyla -özellikle mülteci eğitiminde- mücadele etmelerinde danışmanlık yapmak üzere, eski eğitim bakanlarını ve devlet başkanlarını bir araya getiriyoruz.

Dünya, savaş bölgeleri sınırındaki küçük bir grup ülkenin, yerinden olmuş insanlara karşı sorumluluğu üstlenmesini bekleyemez. Mülteci sorununu çözmek için, barış ve güvenliğe sahip olacak kadar şanslı olan ülkeler, kendilerine düşen görevi yerine getirmelidir.

 

Çeviren (Tam Metin): Gaye Polat

(Project Syndicate, Elias Bou Saab, What We Owe Refugee Children, 20 Haziran 2017)

Anahtar Kelimeler: 

Çeviren: 

Gaye Polat

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org