Kürtlerin Devleti

Türkiye’de kazandıkları seçim, IŞİD’e karşı alınan zaferler ve Irak’taki Kürdistan devletinin özerklik elde etmesinden sonra, Kürtler zafer dolu bir anın tadını çıkarıyorlar ve kendilerine ait bir ülke tasarlıyorlar.

Halbuki Kürtler trajedilere zaferlerden daha alışık, şu zaman onlar için iyi haberlerin olduğu bir dönem.

Türkiye’de geçen haftalardaki seçimlerde Kürt hakları için mücadeleden ortaya çıkan siyasi bir parti, meclise girebilmek için %10 seçim barajını geçti, bu, Kürtlerin Türkiye siyasetinde ilk kez ciddi bir söz hakkı elde etmesine neden oldu. Birkaç gün sonra, müttefik Kürt savaşçıları, IŞİD’in önemli sınır geçiş yerlerini ele geçirdi ve böylece Irak üzerinden Akdeniz’e uzanan Kürt bölgeleri birleştirildi.

Irak’ta geçen sene Kürtler, IŞİD’in saldırılarını geri püskürttü ve onların Kuzey Irak’ta oluşma aşamasında olan özerk devleti, Irak ordusunun bozguna uğramasını Kerkük’ü ele geçirmek için bir avantaj olarak kullandı. Kerkük, tarihi öneminden dolayı Kürtlerin Kudüs’ü olarak ün salmış bir şehir ve tüm önemli petrol alanları buraya oldukça yakın.

Dini nefret ve kin ile tahrip olan Ortadoğu’nun ortasında, Kürtlerin seyrek rastlanan başarı hikayeleri Batı tarafından taze bir destek ve sempati buluyor. Bölgenin geri kalanının aksine tüm ana Kürt hareketleri bugün genel olarak Batı yanlısı ve laik. Ancak yine de onların politikacıları sık sık ettikleri telkinleri uygulamıyorlar ve birçok Kürt hala geleneksel değerlere bağlı.

Kendal Nezan ”Biz, bölgenin tarihinde Kürtlerin yükseliş anını yaşıyoruz” dedi. Kendal, Paris’teki Kürt Enstitüsünün yöneticisidir ve bu derneği 1983’te Kürt entelektüelleri birleştirmek için oluşturulmuş ve Batı’dan destek bulmuş. ”Kürt projesi bir çoğulculuk, demokrasi ve azınlık haklarının koruması projesidir, aynı zamanda bildiğimiz gibi bunlar Ortadoğu’da yeni olan şeylerdir” dedi.

2011 Arap Baharı ayaklanması ile Kürt bilinci yükselişe geçti ve bölgenin eski düzenini bozan yenilikçi oluşumlar meydana getiriyor. Amerika’nın eski Irak ve Suriye büyükelçisi ve şu an Texas A&M Üniversitesi Bush Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı Ryan Crocker;”Irak, Suriye ve Türkiye’deki bu oluşumlar Ortadoğu’da Kürtlerin mevkisini derinlemesine değiştirmiş, onlar bu yeni enerji ve hızı Kürt bağımsızlığı kazanımı yönünde şekillendiriyor” diyor. Ryan, Kürtlerin bağımsızlığı konusunda uyardı, ”Irak ve Suriye’deki kalıcı parçalanma Ortadoğu’daki istikrarsızlığa yepyeni bir boyut getirebilir’’

Sayıları yaklaşık 30 milyon olan Kürtler, ilkçağlardan beri bugünkü Türkiye, Irak, Suriye ve İran’daki dağlık arazilerde dağınık halde yaşamaya devam diyorlar ve ayrıca onlar dünyada kendilerine ait devleti olmayan en büyük etnik grubu oluşturuyor. Dilleri Kürtçe, hint-avrupa dil ailesine ait ve Farsça’ya çok yakın, bununla beraber Arapça veya Türkçe ile bir ilişkisi yok. Çoğu Şii olan İran’dan farklı olarak Kürtlerin çoğu Sünni Müslüman.

I. Dünya Savaşı sonrasında, Kürtler mağlup Osmanlı hükümeti ve galip müttefikleri arasındaki 1920 barış görüşmelerinde kendi özerklik isteğini dile getirdi. Sevr Antlaşması sonucunda Kuzey Irak’taki Kürt bölgelerinin de bu yeni ülkeye hızlı bir şekilde “gönüllü bağlanması” umudu ile Türkiye’nin güneydoğusunda bir yıl içinde Bağımsız Kürdistan’ın oluşturulması çağrısı yapıldı.

Fakat Sevr Antlaşması daha yürürlüğe girmeden yok sayıldı. Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Sevr antlaşmasını haince bularak kınadı ve Osmanlı Devleti’nin kaldırılmasına yol açan bir savaş başlattı. Böylece Kürtlerin özerklik kurma umudu söndü.

Müteakip yıllarda, Atatürk’ün şiddetli Türk milliyetçiliği, Kürt varlığını reddetti, onların dillerini yasakladı ve resmi olarak onları “dağ Türkleridiye tanımladı.1980’lerin ortasına doğru, aşırı sol gerilla hareketleri, Kürdistan İşçi Partisi veya PKK, Türkiye’ye karşı ve aynı zamanda Kürtlerin içindeki işbirlikçilere de karşı kanlı bir savaş başlattı. Mücadele ancak 1999’dan beri hapiste olan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Mart 2013’teki ateşkes ilanından sonra sona erdi.

Irak sınırında, Kürt özerkliği bazen tanındı ama Kürt ayaklanmaları acımasızca birbirini izleyen hükümetler tarafından bastırıldı. Bu baskılar Saddam Hüseyin güçlerinin, Enfal adı verilen operasyonları sırasında Kürt toplumuna karşı kimyasal silah kullandığı 1988’de kanlı bir zirveye ulaştı. Suriye ise Türkiye’ye karşı PKK’yı desteklemesine karşın, Suriye’ye gelince, Suriyeli Kürtleri yok saydı. Ve İran'da, hem Şah hem de 1979 yılında monarşiyi deviren İslam Cumhuriyeti döneminde Kürtlerin isteklerini bastırdı.

Çeşitli rakip siyasi gruplardan oluşan Kürtler arasındaki kavga aynı zamanda kendi davalarına zarar veriyor. 1982’de Saddam Hüseyin, Kürtler hakkında endişelenmediğini çünkü “onların çaresizce birbirlerinden ayrılmış’’ olduğuna dikkat çekti. Aslında Irak’taki Kürtler içinde iki farklı ihtilaf var, Kürdistan Demokrasi Partisi ve Kürdistan Vatansever Birliği arasındaki yıkıcı savaş 10 yıl boyunca sürdü, fakat onlar Amerika’nın 2003’te Irak işgali sonrasında anlaşmaya vardı. Saddam’ın Rejimi yıkıldı ve Kürtlere emsalsiz bir fırsat verildi.

Yeni Irak Anayasası, Amerika’nın işgalinin ardından 6 milyon insanın yaşadığı Özerk Bölgesel Kürdistan Devleti’ni kabul etti. Kendi işleri üzerindeki denetim hakkı, Kürtlere bölgede "Kürt mucizesi" adı verilen gelişmeyi elde etmelerine izin verdi. Yatırım ve inşaat sektörünün patlaması; yeni otoyollar, oteller, alıveriş merkezleri yarattı, bu durum Bağdat ve Musul gibi parçalanmış Irak şehirlerinden uzak bir dünya hissi oluşturdu. Iraklı bir Kürt analist ve Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin üyesi Cale Salih, "Irak'ın geri kalanı savaşında iken, herkes Kürdistan başarı hikayesinden bahsediyordu’’ dedi.

Kuzey Irak’ta bulunan Kürdistan Devleti’nin asıl askeri gücü ‘ölümle yüzleşenler’ manasına gelen Peşmerge güçlerinden oluşuyor. Irak askerlerinin kendi sınırını denetleyen Kürtlerin bölgesine girmesine izin verilmiyor ve Batılılar başkent Erbil’e vizesiz uçabiliyor. Kürtçe her yerde resmi dil olarak kullanılıyor ve çok az Iraklı Kürt genç akıcı bir şekilde Arapça konuşabiliyor. Irak bayrağı bulmak zor iken; yeşil, beyaz ve kırmızı renklerden oluşan dev bir Kürt bayrağı, Erbil’de antik tepenin kalesi içinde asılı ve dalgalanıyor.

2011, Arap Baharı Kürtler için diğer olanakların yolunu açtı. Amerika ve Türkiye tarafından hala terör örgütü olarak tasnif edilen PKK, Şam’daki Esad rejiminin bir zamanlar müttefikiydi ve kuzey Suriye’deki Kürt toplulukları arasında uzun süredir mevcut bulunmuştu. Suriye’de devrimci hareketler yükseldiğinde örgüt, Türkiye sınırındaki Kürtlerin çoğunlukta olduğu üç bölgeyi kontrol altına aldı. PKK savaşçıları ve silahları Kürdistan’ın diğer bölgelerinden buraya aktı.

Geçen sonbahar, uluslararası dikkatin odakladığı bir bölge vardı; IŞİD tarafından saldırı altında olan Kobani. Binlerce Kürt mülteci Türkiye'ye kaçtı ve silahlanan Kürt muhafızlar IŞİD saldırılarına karşı sokakta mücadele etti. Ama Türkiye, Kürt savaşçıların IŞİD’den daha iyi olmadığını öne sürerek yardım etmeyi reddetti.

Kobani şehri düşecek görünüyordu, ancak ABD sonunda dengeleri değiştiren hava saldırıları düzenleyerek mücadeleye katıldı. Ocak ayında Kobani tamamen özgürleşti. Hatta Kürtler saldırı pozisyonu aldılar ve IŞİD’in stratejik konumunda bulunan şehri Tel Abyad’a kadar dayandılar.

Türkiye'nin otoriter Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kobani kriz sırasında aldığı kararları için ağır bir siyasi bedel ödedi. Geleneksel olarak, AKP’nin büyük oranda oyu arasında muhafazakar Kürtler de var, bunun sebebi PKK ile görüşme girişimleri ve Kürt diline ve kültürüne olan baskıları azaltması ve bunun yanı sıra yıllardır ekonomik büyümesi ihmal edilen Kürt bölgesinde açılımların yapılmasıydı. Ama 7 Haziran’da yapılan seçimlerde birçok Kürt, AKP yerine yasaklı PKK tarafından desteklenen ‘Halkların Demokratik Partisi’ne, HDP, oy verdi.

Diyarbakır’da çiftçi olan Bedri Ateş, “Geçmişte, Erdoğan’a oy verdim çünkü o barış süreci hakkında konuşuyordu ama Kobani’den sonra anladım ki o bizi kandırıyor” dedi.

HDP geniş bir seçim gündemi hazırladı ve partinin kadın, gay ve dini azınlıkların haklarını da desteklemesinden hoşnut olan ve Kürt olmayan kesimlerin oyları da dahil yüzde 13 oranında ulusal oyları topladı. Ama 12 yıldır mecliste çoğunluk olan Erdoğan’ın gücünü kıran HDP’nin asıl zafer mesajı, Türkiye Kürtlerinin artık görmezden gelinemeyeceğiydi.

Partinin başkanı Selahattin Demirtaş, bir röportajda, "Kürtlerin varlığı tanınmadı; bir perdenin arkasına gizlenmişti. Ama şimdi, bir yüzyıl boyunca görünmez olduktan sonra, uluslararası sahnede yerini alıyor. Bugün, uluslararası güçler artık hesaba Kürtlerin çıkarlarını katmadan Ortadoğu'da herhangi bir sorunu çözemeyecek " dedi.

Kürtler için bölgedeki son hareketlilik, Kürtlerin Bağımsızlığına ve düşmanlarının zayıflamasına sebep oldu. Kürt asıllı Diyarbakır baro başkanı ve önde gelen hukukçulardan biri olan Tahir Elçi, ‘‘Geçmişte Kürtler kendi özerkliğini istediği zaman; Türkler, Araplar ve İranlılar onlara karşı birliktiler. Artık bugün bu doğru ve geçerli olamaz. Irak’ta ve İran’daki Şii Hükümetlerinin, Sünni Türkiye ve Sünni IŞİD ile birlikteKürtlere karşı çalışmalarına imkan yok. Bu ortamda, Kürtler Ortadoğu'da siyasi ve askeri güç haline gelmiştir”  dedi.

Tel Abyad’da PKK’nın yönettiği ve Türkiye ile İslam Devleti’nin başkenti olarak bilinen Rakka arasındaki tüm bağlantının kesildiği şaşırtıcı hızda bir saldırı olduğunda, bu güç kuzey Suriye’de sergilendi. Amerika’nın terör örgütü listesinde olan PKK’ya hava desteği sağlaması Türkiye’nin çok büyük öfkesini çekti.

Batı kamuoyunda, PKK'nın kadın askeri komutanları ve laikliği, İslam Devleti’nin ortaçağa özgü yasakları karşısında PKK’ya rahatlatıcı bir etki sağladı. Suriye’de, PKK’nın uzantılarına Avrupa ve Amerika’dan Kürt geçmişi olmayan insanlar katılıyor, destek veriyor. Ancak hala istenmeyen gruplaşmalar oluyor. PKK’nın denetlediği Suriye alanlarında, kuzey Irak'taki Kürdistan hükümetinin hakim olduğu, Kürdistan Demokratik Partisi ile müttefikleri de dahil olmak üzere diğer rakip Kürt grupların, faaliyetlerini kısıtlandı.

Diyarbakır baro başkanı Elçi, ‘‘PKK, demokratik yollara ulaşabilmek için birçok önemli adım attı.”dedi. "PKK’nın otoriter ve Marksist kökenli olmasından dolayı Kuzey Irak’taki siyasi çeşitliliği, Suriye’de bulamazsınız, bu büyük bir problem.”

Çoğu Kürt siyasetçi ve yabancı analistler, bu gerginliklerin, muhtemelen şiddete yönelmeye sebep olmayacağı hususunda hemfikir. Kürtlerin İslam Devleti karşısında ölüm kalım savaşı verdiği bir zamanda, böylesine her iki taraf için de öldürücü olabilecek çatışmanın bedeli çok ağır olabilir. Dicle Üniversitesinde öğretim görevlisi ve akil insanlar heyeti üyesi Vahap Coşkun, ‘‘Kürtler artık daha fazla kavga istemiyor çünkü herkesin bildiği gibi böyle bir çatışmanın tek bir kazanan tarafı olacak; o da IŞİD” dedi.

Yine de Kürtlerin içindeki siyasi çeşitlilik, Kürtlerin IŞİD ile olan mücadelesini ve özerkliğini engelliyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge işlerinin bakanı Mustafa Sayid Kadir’e göre, ön cephelerde savaşan azınlığı oluşturan Peşmerge tugayları birleşik komuta altında ve geri kalanı hala iki rakip siyasi partilerden birine doğrudan rapor sunuyor.

Eski iki büyük partinin egemenliğine karşı son yıllarda bir protesto hareketinin sonucunda ortaya çıkan ve Irak Kürdistanı'nın parlamentodaki ikinci en büyük partisi olan Değişim Hareketi’nin başkan yardımcısı Celal Cevher "Dış ortam Kürdistan bağımsızlığı için eskisine göre daha elverişli, ama bizim işleri için değil" dedi. ‘‘Bu bizim hatamız, kendimizi bağımsızlık için doğru dürüst hazırlayamadık. Eğer yarın bağımsızlığı ilan edersek ve büyük bir savaşın içine çekilirsek, buna hazır olamayabiliriz”

IŞİD’in ilerlemesi karşısında Irak ordusunun çöküşü ve ülkenin giderek azalan petrol geliri üzerinde Bağdat'taki merkezi hükümet ile devam eden sürtüşmeler, zaten böyle bir bağımsızlığa giden Irak Kürdistan’ını zorlayarak bağımsızlığı nihayete erdirebilir. Bağdat'ta Şii önderliğindeki hükümetin İslam Devleti tarafından kontrol edilen topraklarda çalışanların - ülkenin işgücünün kabaca yarısı - kamu maaşlarını ödemeye devam ederken, Kürt kamu görevlileri ve Peşmergelere aylardır ödeme yapılmadı. Birçok Kürt, Bağdat'ın, onların daha iyi silah alma çabalarını sabote ettiğinden şikayetçi.

Erbil eyaletinin valisi Nawvad Hadi “80 yıl boyunca Sünni Araplar Irak’ı yönettive Kürdistan’ı yok ettiler. Şimdi ise biz Bağdat’ta çoğunlukta olan Şiiler ile yaşıyoruz ve onlar fonları ve maaşları kesti, biz onları nasıl Irak’taki partnerimiz olarak sayabileceğiz?” şeklinde soru yöneltti. ‘‘Bölgedeki tüm etkenler, Kürtleri bağımsız olmaya teşvik ediyor”

Irak Kürdistan Parlamentosu eski sözcüsü ve şimdi Kerkük’te ön saflarda çarpışan 11 Peşmerge Tugayına komuta eden Kemal Kirkuki, “Irak devleti başarısız oldu ve başka bir çözüme ihtiyacımız var” dedi.

Irak'ta ya da Kuzey Suriye bağımsız bir Kürdistan kurma umudunun Türkiye ve İran gibi bölgesel güçler tarafından iyi karşılanma olasılığı yok. Amerika hala birleşik bir Irak fikrine sıkı sıkıya bağlı.

Washington’daki bir düşünce kuruluşu olan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinde bir savunma uzmanı olan Anthony Cordesman “IŞİD aleyhine Iraklı Kürtlerin çabalarına verilen Amerikan desteği Kürtlerin daha geniş isteklerinin onaylanması olarak görülmemeli” şeklinde uyardı.

Bay Cordesman, “Bağımsız bir Kürdistan vaadini kesinlikle içermeyen bu düşük seviyedeki yardım, şu an Irak’ın komşuları için kesinlikle rahatsız edici oluyor” dedi. O, Kürt devleti için başka şeyler de ekledi, ‘‘Böyle bir Kürt devletinin Amerika için gerçekten stratejik faydası az ve potansiyel yükümlülüğü oldukça fazla”

Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü'nde Türk Araştırmaları Merkezi direktörü Gönül Tol, IŞİD’e karşı bölgesel savaş ortasında, Kürtlere uluslararası yardım sağlanması taktiksel bir seçim değil, stratejik bir değişikliğe işaret etmekte olduğunu kabul etti : "Kürtler kendinden fazla emin ama bu demek değildir ki dünya onların arkasında.”

Türkiye'de Kürt yanlısı HDP partisi lideri Sayın Demirtaş, bu gerçekliğin farkında olduğunu ama aynı zamanda daha ileri bir görüşü benimsediğini söyledi. “Yeni bir gerçeklik Kürtler’in artık geçici olmayan bir güç olmasıdır. Kalıcı bir güç oldular.”

Çeviren: İrem SARIBEKTAŞ

(Wall Street Journal, Yaroslav Trofimov, The State of the Kurds, 19 Haziran 2015)

Çeviren: 

İrem Sarıbektaş

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org