Kudüs Meselesine Dair…

Cumhuriyet: Ceyda Karan:Putin’in dansı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in son ziyaretinde de durum farklı olmadı. Siyasal İslamcı iktidar, Rusya ile ilişkilerden bağımsız olarak kafa kafaya geldiği Batı’ya Putin’i gösterip ‘rest çekti’. Bu kez alt başlıkta Suriye ve S-400’ler, üst başlığa ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanıması konuldu ve “Rusya ile aynı sayfadayız” sunumu yapıldı. Karşıt cephe nakaratını tekrarladı. Tuhaf nedensellikler ve tuhaf çıkarımlar.Hakikatte, Putin’in ziyaretinin ‘yakınlaşmayla’ filan alakası yok. Putin bu hafta Rusya’da martta düzenlenecek başkanlık seçiminde adaylığını açıklamadan önce Ortadoğu’da ‘Rus dansı’ yaptı. Bir güne üç ülkeyi sığdıran ziyaretini, Rusya’nın Ortadoğu’daki pozisyonunu ‘pekiştirmek’ üzere gerçekleştirdi. Ankara’nın ‘kanlıları’ Suriye ve Mısır ziyaretin asıl odaklarıydı.  Moskova, Suriye politikası fiyasko olmuş Ankara’yı politik çizgisine adım adım çekeli çok oluyor. Geriye Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne illa ki katılacak olan Suriye Kürtleriyle ilgili dosya kaldı. Akıbetini göreceğiz. Ziyaretin esbab-ı mucibesi zaten Kudüs değildi. Nitekim Rusya lideri Kudüs konusunda ülkesinin Dışişleri kanalıyla yaptığı açıklamadaki tutumunu tekrarladı. Devamı… 

Karar: Mustafa Çağrıcı:Filistin ve Kudüs için yeni şeyler yapmak lazım

Araplar, diğer İslam toplumları ve yöneticileri Filistin ve Kudüs meselesini genellikle bir Arap-İsrail ve Müslüman-Yahudi meselesi olarak gördüler ve mücadelelerini bu perspektifte yürüttüler. Böyle olunca bu konu Arap ve Müslüman olmayan milletlerin zihnine bir insanlık sorunu olmaktan çok, lokal bir ırk veya din sorunu olarak yerleşti. Bu da onlarda bir ilgisizlik duygusu geliştirdi. Hatta İsrail’in sürekli ve sistematik faaliyetleri dünyada İsrail yanlısı bir kamuoyu oluşmasına da yol açtı. Halbuki modern dünya değerleri açısından baktığınızda bu bir dünya sorunudur; özgürlük, bağımsızlık, güvenlik, dinî kutsallara saygı, insan hayatına saygı gibi değerlerin ve hakların vahşice çiğnendiği, sürekli şiddet üreten bir insanlık sorunudur. Müslüman aydınlar, siyasetçiler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, eski dünya şartlarına göre oluşmuş bulunan “dâr-i İslam – dâr-i harp” zihniyetinden kendilerini kurtarıp, konuyu bir insanlık meselesi olarak dünya gündemine getirebilirlerdi. Üstelik meseleyi böyle kavrasalardı, dünyanın Müslüman olmayan toplumlarındaki insanlık değerlerine saygılı çok geniş bir aydın, düşünür, siyasetçi ve dinî lider kitlesiyle, sivil toplum vb. kuruluşlarla aynı düşüncede buluşmuş, aynı dili konuşmuş olacakları için onları da yanlarına alırlardı. Sonuçta Trump çılgınının bu kararına karşı dünyadan bugünküne kıyasla çok daha güçlü ve etkili sesler yükselebilir, bu tepkiler çığ gibi büyüyen baskılar üretebilirdi. Devamı…

Yeni Şafak: İbrahim Tenekeci:Daima Kudüs

Batı dünyası, yahudi sorununu İslâm coğrafyasına ihraç etmiştir. Bu tarihten itibaren Müslümanlar'ın enerjisi büyük ölçüde buraya gitmiştir. Özgüvenler sarsılmış veya yıkılmıştır. Yahudiler'in işgal ettiği bölgenin tamamına, en başından beri 'Filistin toprakları' diyoruz. Tarihî hakikat budur. Mevcut durumu tanımadık, tanımıyoruz. İsmail Kılıçarslan dün yazdı. Biz de daha evvel yazmıştık. Şurada hata yapıyoruz: Siyonizm denilen şeyin yahudilerle ilgisi yokmuş gibi konuşuyor, yazıyoruz. Bu tavrımız onlara geniş bir manevra sahası ve serbestlik sağlıyor. Basit bir soru: Siyonizm nedir ve mensupları kimlerdir? İsrailli işgalciler, 2008 yılında Gazze’ye tüm güçleriyle saldırı düzenlemişti. Çocuk ve kadın demeden binbeşyüze yakın Filistinli kardeşimizi şehit ettiler. Mezarlıkları ve hastaneleri dahi bombaladılar. Yasaklı silahları kullandılar. Aynı günlerde İsrail’de bir anket yapıldı. Yahudiler'in tamamına yakını bu katliamı destekliyordu. Çocuklarını da kendileri gibi yetiştiriyorlar. Hatırlarsanız, Gazze’ye bakan tepelere çıkıp ailece ve neşeli bir şekilde bu mezalimi seyretmişlerdi. Hiç unutmuyorum. Müslümanların karşısında işte böyle bir hastalık, kötülük ve utanmazlık var. Devamı…

Sabah: Fahrettin Altun: Tek hedef Kudüs mü?

Bugün İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul'da toplanıyor. Malum bu olağanüstü bir toplantı. Gündemde Kudüs, daha doğrusu Kudüs'ün Müslümanlardan gasp edilme gayretleri var. Zirve teşkilatın dönem başkanı Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla toplanıyor. Cumhurbaşkanı oynanan büyük oyunun farkında ve bu oyun planını bozmak, Müslüman dünyanın kendi ad ve hesabına olan bitene müdahale etmesini temin etmek için çabalıyor. Ne yazık ki yine tek başına. Kimileri sağdan yaklaşıp "bu ülkelerden bir şey çıkmaz" diyor. Kimileri ise soldan yaklaşıp "bu Arapların derdi, bize ne" diyor. Halbuki her ikisi de oynanan oyuna sessiz kalmayı, köşeye çekilip sıranın bize gelmesini beklemeyi tavsiye ediyor. Önerdikleri pasifizmden, ataletten başka bir şey değil. Oysa bu habis oyunu başlatanların hedefinde sadece Filistin yok. Türkiye de var. Hatta uzun vadede onlar için en önemli hedef Türkiye. Ha bu arada ABD Suudi Arabistan 'ı, Mısır'ı çok mu seviyor? İlk fırsatta bu ülkelerin parçalanmasına gayret edecekler. Eğer İİT bugün güçlü bir varlık gösterir, kararlı bir tutum sergilerse o takdirde Kudüs üzerinden İslam dünyasına yönelen bu saldırının püskürtülmesine büyük bir katkı sunmuş olur. Aksi bu coğrafya için, dünya için zarar, ziyan... Devamı…

 

(Türkiye Gündemi, 13 Aralık 2017)

 Twitter: analizsurec

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org