Kissinger’ın Rus – Amerikan İlişkileri için Vizyonu

Rusya, yeni bir dünya dengesinin başlıca bir unsuru olarak kabul edilmeli.            

2007’den 2009’a kadar, Yevgeni Primakov ve ben, Amerikan ve Rus emekli bakanlardan, üst seviyedeki yetkililerden ve askeri liderlerden oluşan bir gruba başkanlık ettik. Maksadı ABD-Rusya ilişkilerinin husumetli taraflarını yatıştırmak ve işbirlikçi yaklaşımlar için fırsatları gözden geçirmekti. Amerika’da bu Track II grubu olarak anıldı. Bu, iki tarafın da işin içinde olduğu bir gruptu ve bu sebeple Beyaz Saray tarafından işbirliği imkânlarını araştırmakla yükümlü ama Beyaz Saray adına müzakere yapma yetkisi yoktu. Toplantıları sıra ile iki ülkede düzenledik. Başkan Putin grubu 2007 yılında, Başkan Medvedev de 2009’da Moskova’da kabul etti. 2008 yılında da Başkan George W. Bush, kabinedeki Ulusal Güvenlik ekibinin çoğunu misafirlerimizle diyaloğa çağırdı.

Tüm katılımcılar Soğuk Savaş esnasında mühim mevkilerde yer almış kişilerdi ve gerginlik dönemlerinde, ülkelerinin ulusal çıkarlarını anladıkları şekilde savunmuşlardı. Fakat tecrübeleriyle medeni hayatı tehdit eden ve kriz anında tüm örgütlü insan faaliyetlerini bozabilecek bir istikamete doğru tekâmül eden bir teknolojinin tehlikelerini de öğrenmişlerdi. Kısmen farklı kültürel kimlikler ve zıt ideolojilerle büyüyen kargaşalar küresel çapta belirgin hale geliyordu. İşte bu Track II’nin hedefi krizlerin üstesinden gelmek için dünya düzeninin müşterek prensiplerini keşfetmekti.

Yevgeni Primakov, bu gayrette vazgeçilmez bir ortaktı. Onun keskin analitik zekası, gücün merkezine yakın ve hatta tam merkezinde olduğu yıllarda edindiği global temayülleri kavrama kabiliyeti ve ülkesine olan büyük sadakati bizim düşüncelerimize büyük katkı sağladı ve ortak bir vizyon arayışında hep yardımcı oldu. Her zaman aynı fikirde olmadık, ancak birbirimize hep saygı duyduk. Hepimiz ve şahsen bir meslektaşı ve bir arkadaşı olarak ben, onu çok özledik.

Bugünkü münasebetlerimizin, 10 yıl öncesinde olduğundan çok daha kötü olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. Aslında ilişkiler Soğuk Savaşın bitişinden bu yana en kötü halinde. Karşılıklı güven her iki tarafta da artık yok. İhtilaf, işbirliğine galebe çaldı. Yevgeni Primakov’un son aylarını hadiselerin böylesi bir şekilde rahatsız edici gidişatını durdurmak için yollar aramakla geçirdiğini biliyorum. Biz de onun bu gayretini devam ettirerek onun hatırasını onurlandırabiliriz.

Soğuk Savaşın sonunda hem Ruslar hem de Amerikalılar, eski tecrübeleriyle şekillenmiş bir stratejik ortaklık vizyonuna sahipti. Amerikalılar, tansiyonun düştüğü bir dönemin küresel meselelerde yapıcı işbirliğini getireceğinden ümitliydi. Toplumunu dönüştürmedeki rolünde Rus milliyetçiliği, sınırları değişirken oluşan rahatsızlıkla ve yeniden tanımlanmasıyla yatıştırıldı. İki taraftan da pek çok kişi Rusya’nın ve ABD’nin kaderleri sıkı bir şekilde birbirine bağlı olduğunu anladı. Tıpkı Rusya’nın uzun bir süre hakimiyet kurduğu bölge olan Avrasya için bir güvenlik sistemi teşekkül edildiği şekilde, stratejik istikrarı sürdürmek ve kitle imha silahlarının yayılmasına mani olma git gide artan bir gereklilik haline geldi. Bu yeni perspektif, ticaret ve yatırımı başlattı ve enerji alanındaki işbirliği bu listenin zirvesine oturdu.

Ne yazık ki, küresel kargaşanın baskısı devlet adamlarını aşıyor. Başbakan olarak Yevgeni Primakov’un Atlantik üzerinden Washington’a doğru uçarken, NATO’nun Yugoslavya’daki operasyonlarının başlamasını protesto etmek amacıyla uçağın Moskova’ya geri dönmesi emrini vermesi sembolikti. Afganistan’da Taliban ve El Kaide’ye karşı harekâtın ilk aşamalarındaki yakın işbirliğinin daha geniş bir yelpazede ortaklığı mümkün kılabileceğine dair başlangıçtaki umutlar, Ortadoğu siyasetindeki anlaşmazlıklar girdabında zayıfladı ve daha sonra Rusya’nın 2008’deki Kafkasya ve 2014’de Ukrayna’daki hamleleriyle suya düştü. Son zamanlardaki Suriye’de ortak bir zeminde buluşma ve Ukrayna’daki tansiyonu yatıştırma çabalarının tesiri, bir birbirinden uzaklaşma furyasını tersine çevirmek için çok yetersiz kaldı.

Her iki ülkede de yaygın olan kanaat suçu tamamen diğer tarafa yıkıyor ve her bir ülke de, diğer ülkeyi olmasa da onun liderlerini şeytanlaştırıyor. Ulusal güvenlik meseleleri ilişkilere başlıca mevzusu haline gelirken, şiddetli Soğuk Savaş mücadelesinin şüpheciliği ve karşılıklı güvensizliği bir nebze olsun yine ortaya çıktı. Bu duygular, Sovyet sonrası ilk on yılın hatıralarıyla Rusya’da kızıştırılıyor. Keza bu dönemde, Birleşik Devletler kendisinin en uzun kesintisiz ekonomik genişlemesini sürdürürken Rusya acı sosyo-ekonomik ve siyasi krizler içinde çalkalanıyordu. Tüm bunlar Balkanlar, eski Sovyet bölgesi, Ortadoğu, NATO’nun genişlemesi, füze savunma sistemi ve silah satışları meselelerinde politik ayrılıklara neden oldu ve işbirliği ümitlerine galebe çaldı.

Belki de en önemlisi tarihi anlamadaki büyük farklılık olmuştur. ABD için, Soğuk Savaş’ın sona ermesi, kaçınılmaz demokratik devrime olan geleneksel inancında haklı olduğunun bir göstergesi olmuştur. ABD, bilhassa yasal kurallarla idare olunan bir uluslararası sistemin genişlemesini tahayyül etmiştir. Rusya tarihi tecrübesi ise daha çetrefillidir. Hem doğudan hem de batıdan yabancı orduların yüzlerce yıl boyunca saldırdığı bir ülke için, güvenlik, yasal olmanın yanı sıra her zaman bir jeopolitik müessese olacaktır. Güvenlik sınırları Elbe Nehrinden Moskova’ya doğru 1.000 mil doğuya kaydığında, Rusya’nın dünya düzeni algısı kaçınılmaz bir stratejik boyut ihtiva edecekti. Zamanımızın en büyük zorluklarından biri bu iki perspektifin arasını bulmaktır: yasal ve jeopolitik.

Böylece çelişkili bir şekilde kendimizi yeniden başlıca felsefi bir problemle yüzleşirken buluyoruz. Birleşik Devletler, hiçbir değerini paylaşmadığı fakat uluslararası nizamın vazgeçilmez bileşeni olan Rusya ile birlikte nasıl uyum içinde çalışır? Rusya kendi çevresinde endişeye sebep olmadan ve düşman edinmeden güvenlik çıkarlarını nasıl tatbik eder? Yine Rusya, Birleşik Devletler’in razı olduğu küresel mevzularda saygı duyulan bir mevki kazanabilir mi? Birleşik Devletler, tehdit ederek dayatmaya çalıştığı algısını oluşturmadan değerlerine sadık kalabilir mi? Tüm bu sorulara cevap vermeye çalışmayacağım. Benim maksadım onları ortaya çıkarma çabalarını teşvik etmekti.

Amerikalı ve Rus pek çok yorumcu, ABD ve Rusya’nın yeni bir uluslararası düzen üzerinde elbirliğiyle çalışma imkânını reddediyor. Onların görüşüne göre Birleşik Devletler ve Rusya yeni bir Soğuk Savaşa girdi.

Bugünkü tehlike her iki ülkede kendini gerçekleştiren bir kehanetin görülmesinden ziyade askeri muvaceheye geri dönüştür. Halbuki, iki ülkenin de uzun vadeli çıkarları, şimdiki kargaşayı ve cereyanı git gide çok kutuplu ve küresel hale gelen yeni bir dengeye dönüştüren bir dünyayı gerektiriyor.

Bu hengâmenin doğası aslında hiç görülmemişti. Çok yakın zamana kadar, uluslararası küresel tehditler, hâkimiyet sağlayan bir devletin güç toplamasıyla tespit ediliyordu. Şimdi ise tehditler daha çok devlet gücünün parçalanmasından ve artan sayıdaki idaresiz kalan bölgelerden kaynaklanıyor. Bu yayılan güç boşluğuyla, herhangi bir devlet ne kadar güçlü olursa olsun ulusal temelde başa çıkamaz. Bu vaziyet ABD ve Rusya arasında devamlı işbirliğini şart koşuyor. Bu suretle devletlerarası sistemde geleneksel çatışmalarla baş etmede, rekabet unsurları bastırılmalıdır. Böylece bu rekabet kabul edilebilir sınırlar içerisinde kalır ve tekerrür etmesine mani olan şartlar oluşur.

Bildiğimiz üzere önümüzde birçok ihtilaflı meseleler var ve Ukrayna ve Suriye bunların içinde en acil olanlarıdır. Son birkaç yıldır, ülkelerimiz, kayda değer ilerleme sağlanmadan böylesi meselelerde aralıklarla tartışmalara giriştiler. Bu şaşırtıcı olmadı. Çünkü tartışma üzerinde mutabık kalınmış bir stratejik çerçevenin dışında meydana geldi. Bu spesifik meselelerin her biri daha geniş bir stratejik çerçevenin ifadesidir. Ukrayna’nın Avrupa ve uluslararası güvenlik yapılarına dâhil edilmeye ihtiyacı var. Böylece hem Rusya’nın hem de Batının karakolu olmaktan ziyade ikisi arasında bir köprü hizmeti görür. Suriye ile alakalı bölgesel ve yerel unsurların tek başlarına çözüm bulamayacakları açık. Diğer büyük güçlerle koordineli bir şekilde ABD ve Rusya’nın uyumlu çabaları, Ortadoğu’da ve belki de diğer yerlerde barışçıl çözümler için bir model oluşturabilirdi.

Münasebetler arttırılmalı ve bunun için bu karşılıklı ilişkiler dünya düzeniyle alakalı bir diyaloğu da ihtiva etmeli. Eski düzeni aşındıran ve yenisini şekillendiren temayüller nelerdir? Karşılaşılan hangi engeller hem Rus hem de Amerikan ulusal menfaatlerinde değişikliklere yol açar? Bu düzeni şekillendirmede her bir ülke hangi rolleri benimsemek istiyor ve yine bu yeni düzende hangi mevkide yer almayı makul bir şekilde ve nihai olarak umut ediyorlar? Rusya ve Amerika ve ayrıyeten diğer büyük güçlerin tarihi tecrübe temelinde birbirinden çok farklı dünya düzeni tahayyüllerini nasıl uzlaştıracağız? Hedef, Rus – Amerikan münasebetleri için ihtilaflı mevzuların idare edilebileceği stratejik bir konsept inkişaf ettirme olmalıdır.

1960 ve 1970’lerde ben uluslararası ilişkileri esasen ABD ve Sovyetler Birliği arasında düşmanca münasebetler olarak idrak ederdim. Teknolojinin tekâmülüyle, rekabetleri diğer alanlarda devam ederken bile, iki ülkenin de uygulayabildiği bir stratejik istikrar düşüncesi gelişti. O zamandan beri dünya çarpıcı bir şekilde değişti. Bilhassa ortaya çıkan çok kutuplu düzende, Rusya, ABD’ye başlıca bir tehdit olarak değil, yeni bir küresel dengenin esas bir unsuru olarak ele alınmalı.

Geçen yetmiş yılın büyük bir kısmını öyle ya da böyle Rus – Amerikan ilişkileriyle meşgul olarak harcadım. Acil durumlar icap ettiğinde karar merkezlerinde ve diplomatik zaferlerin kutlamalarında yer aldım. Bizim ülkelerimizin ve dünya halklarının daha kalıcı bir beklentiye ihtiyaçları var.

Ben burada, çatışmalarımızı daha da kızıştırmaktan ziyade geleceklerimizi birleştirmeye yarayacak bir diyaloğun lehine konuşuyorum. Bu bir tarafın diğerinin hayati değerlerine ve çıkarlarına hürmet göstermesini gerektiriyor. Bu hedeflere bugünkü yönetimden arta kalanlarla erişilemez. Fakat iki taraf da Amerika’nın iç siyaseti için bu hedeflerin takibini bırakmamalı. Bu hedefe ancak ve ancak önümüzdeki yıllarda ülkelerimizin daha büyük zorluklara etkili bir şekilde karşı koymak için kincilik ve mağduriyet hissinden uzaklaştıklarında ve hem Washington hem de Moskova’da iyi niyet ve istek hâsıl olduğunda erişilecek.

Henry A. Kissinger, ABD başkanları Nixon ve Ford yönetimlerinde ulusal güvenlik danışmanı ve dışişleri bakanı olarak hizmet vermiştir. Bu konuşma, Moskova’daki Gorchakov Kuruluşunda Primakov’a ithafen yapılmıştır.

Fotoğraf: Dünya Ekonomi Forumu

Tercüme: Serdar Yeşiltay

(National Interest, Henry A. Kissinger, Kissinger’s Vision for U.S – Russia Relations, 4 Şubat 2016)

Çeviren: 

Serdar Yeşiltay

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org