Katar, Neden Ceza Köşesinde?

Arap diplomasisinin opak dünyasında, olaylar asla göründüğü gibi değil. Görünürde, Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın bu hafta Katar ile hava, kara ve deniz seyahatini kesme sebebi yeterince açıktı: Körfez ülkeleri, bir emirlik olan komşularını, sözde İslam Devleti dahil olmak üzere, İslami aşırıcılığa destek vermekle suçladı.

Twitter aracılığıyla bu görüşü desteklemesine ek olarak, başkan Donald Trump, son Ortadoğu ziyaretinde "radikal ideolojilere finansman sağlama" konusunu görüştü. Buluştuğu körfez liderlerinin hepsi, suçlu olarak Katar’ı gösteriyorlardı.

Bu hikayeye inanmak her ne kadar kolay olsa da, oyunda başka güçler de var. Gerçekte Katar, bölgesel diplomasi diline dahil olduğu için, şu an Birleşik Devletler, Suudi Arabistan ve İsrail’in paylaştığı ortak görüşe el pençe divan durmadığından dolayı "kardeş" komşuları tarafından sürgün edildi.

Emirliği başkent Doha’dan yöneten el-Tani klanının, Suriye’de Beşar Esad rejimine karşı savaşan militanlara finansal destek sağladığından ve Müslüman Kardeşler’e olan desteğini kullanarak, özellikle Mısır olmak üzere diğer Arap uluslarının iç meselelerine burnunu soktuğundan şüphe yok. Ancak bunlar, daha geniş bölgesel oyunun yanında kenarda kalan meseleler. Suriye’deki militan gruplara destek vermesi ve Yemen’e yaptığı askeri müdahale geçmişiyle birlikte Suudi Arabistan’ın, bu türden suçlamalar yapmasına izin verilse dahi gelinen noktada suçlamalar, bıkkınlık verici derecede aşina geliyor.

Doha klanının cezalandırıldığı daha çirkin günah, önemli bir bölgesel güç olarak İran’ın pozisyonunu ve Hamas ve Hizbullah gibi siyasal İslamcıların, Ortadoğu’nun geleceğinin belirlenmesindeki rolünü tanıması. Dürüst olmak gerekirse, Katar 40 yıllık statüskoyu tanımayı reddettiği için cezalandırıldı ve bölge için doğru olan yol, Tahran’ı fiziksel olarak cezalandıran körfezdeki geleneksel bilgeliğe meydan okumaya cüret etmek için, ordunun güçlü isimlerini destekleyip siyasi İslamizm’i bastırmaktan geçiyor.

Bu gibi farklı düşünceler Suudi Arabistan, Birleşik Devletler ve İsrail için yalnızca arzulanmayan değil bir o kadar da inanışa ters düşen düşünceler. Bu üç güç, Ortadoğu’da barış fikrine sözde bağlılık gösterirken, kendi çıkarlarının azlığı, düşüncelerini artarak kontrol ediyor. Ve bu eksik hesap, ittifaklarının mümkün görünmediğini ortaya koyuyor.

Bu, Katar’ı hiçbir eleştiriyi hak etmeyen masum bir taraf olarak göstermeye çalışmak değil. Arap Baharı’ndan beri siyasi reformun şampiyonu olarak Doha’nın tavrı, yönetimdeki el-Tani ailesi ve diğer 200,000 Katarlı’nın yaklaşık iki milyonluk bir yabancı yerleşimcinin üstünde hakimiyet kurabildiği bir sistem olan kendi yarı-feodal yönetişim sisteminin karşısında duruyor.

2022 Dünya Kupası için inşaat projelerinde çalışan göçmenlerin insanlık dışı koşulları medyada geniş yer bulmuştu ancak kamusal alana daha az yansıyan başka bir suistimaller tarihi mevcut. Bir olayda, 2004’ten beri vatandaşlığa sahip olan bir klanın 5,000 üyesi, 1996’da aile üyelerinden birkaçının şimdiki emirin babasını tahttan indirmeye yönelik Suudi kaynaklı bir komploya karışması sebebiyle, suçlamaların odağı haline geldi ve hükümet tarafından vatandaşlıktan çıkarıldı.

Suudi Arabistan, Doha ile diplomatik ilişkileri ayırmasını meşrulaştımak için Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamad el-Tani’ye atfedilen, İran’ın övüldüğü son yorumları alıntıladı. Katar, bu suçlamaları “sahte haber” ve kendi ulusal haber servisine yönelik geniş bir hekleme saldırısının bir parçası olarak belirtip reddetmişti.

Bu gerilimler yeni değil. Katar’ın Hamas ve Hizbullah gibi gruplara ve İran’a yönelik bakışı, ani bir dönüşümün sonucu değil. El Udeyd Hava Üssü’nde 10,000 Amerikan askerine ev sahipliği yapan Katar, bir ölçüde, 2015’te sonlanan nükleer anlaşmaya sebep olan, İran ile sözleşme içeriğine sahip Obama doktrininden beri öncü bir rol oynamaktaydı. Bu diplomatik işbirliği ve stratejik öneme sahip hava üssünün varlığı, Doha’nın izlediği bölgesel ajandaya karşın bir miktar Amerikan korumasına nail olması anlamına geldi.

Bu durum, Washington’da yeni ve çok farklı bir yönetimin iş başına gelmesiyle değişti. Bay Trump, İran etkisi ve “radikal İslami terör”ün çifte tehdidine takıntılı bir danışmanlar heyetiyle çevrelendiğinden, Suudilerin bunun harekete geçme zamanı olduğuna karar vermeleri bir anlam ifade ediyor. Katar’ın cezalandırılması ve İranı izolasyonu, kuzeyinde Hizbullah güçleriyle ve güneybatı sınırında, Gazze’de Hamas ile karşı karşıya kalan İsrail hükümetinin, kendi stratejik çıkarlarının değerlendirmesine de uyuyor.

Birleşik Devletler’in yeni yönelimiyle yakayı ele veren Doha, kurulu ortodoksinin sorgulanması için ödenecek bir bedel olduğunu öğreniyor.

 

Çeviren (Tam Metin): E. Sema Ala

(NYT, Raymond Barrett, Why Qatar Is in the Naughty Corner, 6 Haziran 2017)

Çeviren: 

E. Sema Ala

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org