Katalonya Referandumu...

                

Milat: Hüsamettin Aslan: Katalonya-İspanya krizinin perde arkası: Cebelitarık

Katalonya Bağımsızlığı, Türkiye’de nedense İngiliz eksenli yayın organlarının bilgileriyle analiz ediliyor. Hatta Barzani’nin bağımsızlığı ile ilişkilendiren çıktığı gibi Katalonya’dan maksatlı Türk-Kürt karşılaştırmalar yapılıyor. Gelin kısa bilgilerle bu meselenin arka planını irdeleyelim. İspanya’da yaşanan Katalonya gerilimi, aslında İspanya Madrid merkezi hükümet ile Barcelona yerel yönetimi arasında değil. İngilizlerle İspanyollar arasında yaşanan bir gerilimdir. Ortalama 2-3 yılda bir, ısıtıp ısıtıp ulusal/uluslararası kamuoyuna getirilen bir konudur. Analiz ve bilgilendirmeler İngiliz yayın organları BBC, Reuters, The Guardian gibi tek merkezden yapılır. Akdeniz’i Atlas Okyanusuna bağlayan Cebelitarık Boğazında belli aralıkta, İspanya ve Fas kıyılarında statü konularında gerilimler yaşanır. Hemen arkasından, Fas veya İspanya bir şekilde asayiş olaylarıyla karşı karşıya kalır. İngilizlerin BREXIT kararı almasıyla, deniz aşırı topraklarında da statüler gündeme geldi. Cebelitarık, Akdeniz ve İspanya tarafından çevrilen bu toprak parçası, İngilizler açısından stratejik bir öneme sahip ve kontrolü İspanyollara bırakılmak istenmiyor. Özellikle Britanya’nın Akdeniz, Ortadoğu, Hindistan ve Uzakdoğu’ya açılan ticaret kapısı. Yani Mısır’daki Süveyş Kanalı ile aynı öneme sahip. Dolayısıyla İngiizlerin, Ortadoğu ve Hindistan’da yaptıkları hatırlanacağı üzere, buradaki hakimiyeti kaybetmeme adına yap(a)mayacağı hiç bir şey yok. Devamı için...

 

Birgün: İbrahim Varlı: Avrupa Solu, Zaragoza Deklarasyonu ve Katalonya Referandumu

Faşist diktatör Franco’nun ruhunun yeniden İspanya sokaklarına döndüğü saatlerde Berlin önemli bir sol buluşmaya, Avrupa’nın dört bir tarafından gelen sol partilere ev sahipliği yaptı. ÖDP’nin de bileşeni olduğu European Left-Avrupa Sol Partisi üyesi onlarca yapının bir araya geldiği iki günlük zirvenin önemli gündem maddelerinden birisi de haliyle Katalonya bağımsızlık referandumuydu. Finlandiya’dan Slovenya’ya, Fransa’dan Avusturya’ya, İtalya’dan Çek Cumhuriyeti ve Danimarka’ya çok sayıda ülkeden temsilci Avrupa Sol Partisi Başkanı Gregory Gysi’nin başkanlık yaptığı Rosa Luxemburg Vakfı’ndaki ilk günkü oturumda European Left’in (EL) referandum konusundaki tavrını da resmiyete geçirdi. O resmiyet, Katalan referandumuna dair İspanya solunun onlarca partisinin ortaklaşa deklare ettiği Zaragoza Deklarasyonu’nun kabulüydü. Komünist Parti, Birleşik Sol, Podemos, Bask solu gibi çok sayıda İspanyol örgüt ve yapının kaleme aldığı EL tarafından da onaylanan Zaragoza Deklarasyonu’nda İspanya devletinin yaklaşımı/baskıları kınanırken, referandumun bir hak olduğu Katalanların seçme ve ifade etme özgürlüğüne saygı duyulması gerektiği belirtilip, sorunun demokratik yollarla diyalogla çözülmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Devamı için...

 

İşçicephesi: Muhittin Karkın: Katalan halkı ayakta, bağımsızlığa yürüyor

Binlerce İspanyol polisi… Basılan sandık merkezleri, tahrip edilen okullar, el konulan sandıklar ve oylar, vahşice dövülen, gaz bombaları ve plastik mermilerle saldırılan, merdivenlerden aşağı atılan, yerlerde sürüklenen insanlar; ve 12’si ağır 900’ü aşkın yaralı… 1 Ekim’de kendi kaderini tayin etmek için barışçıl biçimde sandık başına giden Katalan halkının yaşadıklarıydı bunlar. İspanyol devletinin bütün bu saldırılarına rağmen 2 milyon 262 bin kişi, yaşlı genç, kadın erkek, hep birlikte kahramanca korudukları okullarda oy kullanmayı başardı ve %90 oranında bağımsızlığa EVET dedi. 640 bin kadar kullanılmış oya ise saldırı güçleri el koydu; bunların da dahil edilmesiyle birlikte katılım %54,3 oranında oldu. Yıllar önce Avrupa Birliği’ne girmek için yapılan referandumda Katalonya’da gerçekleşen katılım oranının aynısı. Yani aynı derecede meşru. Ama tabii İspanya hükümeti gerçekleşen referandumu meşru olarak kabul etmiyor; sadece o da değil, halk oylamasını “Yok” sayıyor. Kralın başını çektiği ve Franco artığı Halk Partisi (PP-Partido Popular) iktidarının yönettiği Monarşi rejiminin Katalan halkına yanıtı basitçe bu! Devamı için...

 

Demos: Elçin Aktoprak: Katalonya'dan yükselen bağımsızlık rüzgarı

Katalonya’da bağımsızlık talebinin yavaş yavaş yükselmeye başladığı ilk dönem, 2000-2004 arasındaki merkez sağ bir parti olan PP (Partido Popular-Halkçı Parti) Hükümeti dönemi olarak kabul edilebilir. Bu dönemde Başbakan Aznar, daha geniş bir özerklik talebine olumlu cevap vermeyecek ve bu kayıtsızlık 2003’te ilk kez CiU’nun bölgedeki seçimleri kaybetmesiyle birlikte kurulan sol koalisyonun (PSC, ERC ve ICV-EUiA) yeni statü hazırlıklarını hızlandıracaktır. Dolayısıyla 2003 seçimleri, Katalonya siyaseti için de CiU’nun hâkimiyetinin kırıldığı bir dönüşümün başlangıcıdır. Yeni Generalitat’ın temel vaadi, Katalonya’nın siyasi ve yasal yetkilerini genişletmek için mücadeledir. 2004’te Madrid Hükümeti’nin de Zapatero liderliğindeki PSOE’ye geçmesi ve Zapatero’nun özerklik statülerinin yenilenmesine yönelik sıcak mesajı, bu vaadin hayata geçirilmesine yönelik çalışmalara İspanya genelinde de bir zemin hazırlayacaktır. Katalonya içi ve İspanya genelindeki pek çok siyasi çekişme ve soruna rağmen yeni statü, Mart 2006’da %73,9’luk bir “evet” oyuyla kabul edilir fakat katılım %49,4’tür ve uzun süredir bölge gündemini meşgul eden bir konuya beklenenden az ilgi gösterilmesi, bölge siyasi partilerinde bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Elbette statüyü yetersiz bularak katılmayı reddeden bir siyasi kesim de mevcuttur lakin günümüzdeki bağımsızlık talebine yönelik ateşli desteğin 2006’da özerkliğin genişlemesine yönelik referandumda kendini göstermediği görülmektedir. Devamı için...

 

Türkiye Gündemi: 3 Ekim 2017 

Twitter: @analizsurec

SÜREÇ ANALİZ

www.surecanaliz.org

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: 

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org