Joseph Nye: Çin’in Yumuşak Güç Potansiyeli

Cambridge- Çin, baskı veya güç kullanımı olmaksızın diğer ülkeler üzerindeki etkinliğini arttırmak için büyük bir çaba sarf ediyor.  2007 yılında yaptığı konuşmada o dönemin başkanı Hu Jintao, Komünist Partinin, ülkenin yumuşak gücünü(bir ülkenin eylemsel müdahale veya kaba kuvvet içermeden uluslar arası ilişkilerde etkisini arttırması) kullanmasında katkı sağlaması gerektiğini belirtmişti; geçtiğimiz yıl da benzer bir konuşmayı şimdiki başkan Xi Jinping tekrarladı. Çin gibi ekonomik ve askeri anlamda sürekli büyüyen bir ülkenin komşularını korkutarak onları, karşı bir denge koalisyonu kurmaya sevk etme riskini bilen devlet ve Komünist Parti yöneticileri, zeki bir strateji izleyerek daha az ürkütücü bir politika üretmeleri gerektiğinin farkındalar. Ancak partinin yumuşak güç hevesi, bazı büyük engellerle karşılaşmakta.

Çin’in bu çabalarının muhakkak ki bazı sonuçları var. Yumuşak güç söz konusu olduğu bazı durumlarda Çin, Amerika Birleşik Devletleri’ni bile geride bırakmaya başladı; örneğin -bir takım gözlemcileri rahatsız etse de- sahibi olduğu Asya Altyapı Yatırım Bankası’na üye yaptırdığı devletlere milyar dolarlık yardımlar yapıyor. Amerikalı Sinolog(Çin uygarlığı araştırma bilim dalı) David Shambaugh’un tahminlerine göre harici propaganda için Çin yılda 10 milyar dolar harcarken; Amerika Birleşik Devletleri ise 2014’te yalnızca 666 milyon dolarlık bir bütçe ayırmış.

Lakin, sempati toplamak adına yaptığı milyar dolarlık yatırımların çok çok az bir etki yarattığı görülüyor. Kuzey Amerika, Avrupa, Hindistan ve Japonya’da yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Çin’in dünya üzerindeki etkisi genel olarak negatif yönde algılanıyor. Sınır çatışmalarının olmadığı ve insan haklarının gündemi fazla meşgul etmediği Latin Amerika ve Afrika ülkeleri ise Çin’e daha ılımlı bakıyorlar. Yine de Çin’in altyapı projeleri için işgücü ithal etmesi bu bölgelerin ülkeleri tarafından bile hoş karşılanmıyor.

Kaba kuvvet ve yumuşak gücü zekice bir stratejiyle de olsa harmanlamak kolay görünmüyor. Bir ülkenin yumuşak gücü genellikle üç kaynağa dayanır: kültürel anlamda kendini gösterebileceği yerlerde; yurtiçi ve yurt dışı politikalarının, değerleri ile uygunluğuna ve dış siyasette ne kadar meşru ve ahlaki bir otorite olarak görüldüğüne. Çin, ekonomik ve kültürel gücüne daha çok odaklanırken, siyasi yönüne daha az önem veriyor olması çabalarının bir türlü sonuç vermemesine sebep olduğu gözlemleniyor.

Son zamanlardaki uluslararası kamuoyu yoklamalarına göre, Çin’in yumuşak gücünü olumsuz olarak etkileyen iki büyük önemli faktör var. Birincisi milliyetçilik olarak sayılıyor. Ülke yönetimini elinde bulunduran Komünist Parti meşru gücünü yalnızca ekonomik büyümeden değil, milliyetçi yapısından alıyor. Ancak bu milliyetçi altyapı, Xi’nin hayalini kurduğu “Çin Rüyası”nın önündeki en büyük engellerden biridir; örnek vermek gerekirse Güney Çin Denizi üzerindeki milliyetçi politika Çin’in komşularıyla ilişkisini kızıştırıyor

Bir yandan Çin kültürünü öğretmek için Filipinler’in başkenti Manila’ya açtıkları Konfüçyus enstitüsü ( aynı amaçla toplamda yüz ülkede 500 tane enstitü kuruldu) çok fazla iyi niyet göstergesi olabilirken diğer yandan Güney Çin Denizindeki adalar üzerinde Filipinler’e baskı uygulamakta. Benzer milliyetçi politikalar geçtiğimiz yıl Vietnam’da Çin’in ihtilaflı sularda denize yerleştirdiği sondaj kulelerini protesto amaçlı büyüyen anti-Çin hareketinde etkisini gösterdi.

Çin için diğer bir olumsuz faktör ise sansürsüz bir sivil toplumun önünü açmadaki gönülsüz tavrı. Ekonomist dergisinin analizlerine göre Çin Komünist Partisi, yumuşak güç kaynağını bireyler, sivil toplum veya özel sektörden ziyade hükümetten almaktadır. Bu durum ise küresel bir ilgi yaratacağı düşünülen kadim kültürel imgelerle ve propaganda araçlarının kullanımıyla sunulmaktadır.

Bilginin önlenemez bolluğu günümüz medyasının en önemli gerçeklerinden biri. Medya için en önemli şey ise dikkat çekmedeki başarıdır ve bu da inandırıcılığa bağlıdır; oysa hükümet propagandalarında bu inandırıcılık epey nadirdir. Örneğin Çin hükümetinin Xinhua ajansı ve Çin Merkez Televizyonu’nu CNN ve BBC’ye rakip olarak sunma çabası uluslararası arenada fazla etki uyandırmamıştır.

Tersi bir örnek olarak gösterilebilecek Amerika’da ise yumuşak güç hükümetten ziyade sivil toplumdan gelmektedir: üniversiteler, vakıflar, Hollywood ve pop kültürü bunun örneklerinden sayılabilir. Çin’in ise Amerika’yla baş edebilecek veya karşısına rakip olarak çıkarabileceği ne bir küresel kültür kaynağı olan Hollywood’u, ne de dünyaca ünlü üniversiteleri vardır. Kısacası, Çin, yumuşak gücünü destekleyecek ve ona yön verecek sivil toplum kuruluşlarından yoksundur.

Amerika Birleşik Devleri Irak’ı işgal ettiğinde kendi içerisindeki sivil toplum örgütlerinden yükselen ve sansüre uğramayan eleştiri dalgası, uluslararası arenada ülkenin bu olumsuz karşılanan müdahalesini telafi etmede, iyi niyetli tutumun ve ülke imajının artmasına yardımcı olmuştur, bu açıdan özgür bir sivil toplumun telafi edici rolü yadsınamaz bir gerçektir. Çin’in tavrı ise yumuşak gücünün hükümet politikaları tarafından baltalanmasına sebep olmuştur.

Ülke içerisinde yaşanan insan hakları ihlalleri ve insan hakları aktivistlerine getirilen kısıtlamalar, 2008 Pekin Olimpiyatlarının yumuşak güç kazanımlarını gölgelemiştir. Buna ek olarak, 2009’da düzenlenen Şangay fuarının bütün olumlu etkileri, 2010 yılı Nobel Barış Ödülü’nü kazanan ve Oslo töreni sırasında tüm dünyanın boş koltuğunu izlediği Liu Xiaobo’ya 2009 yılında verilen 11 senelik hapis cezasıyla beraber silinmiş oldu. Bir pazarlama terimiyle Çin’in bu politikası kendi mesajını kendisinin çiğnemesine sebep oluyor.

Çin’in yatırım politikaları sıklıkla başarılı ve geliştirici sayılabilir. Ekonomisinin güçlü olmasının ve kültürünün hayran olunacak taraflarının bulunması da buna katkı sağlıyor. Ancak eğer ülke kendi yumuşak gücünün farkına varabilirse, ve dış politikalarını yeniden gözden geçirmek, komşuları üzerindeki iddialarından vazgeçmek, eleştirilere açık olmayı ve sivil toplumu serbest bırakmayı öğrenmek zorunda kalacak. Sözün özü, Çin Komünist Partisi dizginlerini milliyetçilerin tutmasına izin verdiği sürece, Çin’in potansiyel yumuşak gücü her zaman kısıtlı kalmış olacak.

Çeviren: Gizem Ayşe Erdeniz

(Project Syndicate, The Limits of Chinese Soft Powers, Joseph Nye, 10 Temmuz 2015)

Çeviren: 

Gizem Ayşe Erdeniz

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org