Japon-Çin Muamması

Dünya Ukrayna kriziyle meşgulken, Çin`in Diaoyu ve Japonya’nın Senkaku olarak adlandırdığı Doğu Çin Denizi`ndeki birkaç mil karelik çorak kayalıkların yakınlarında Japon ve Çin gemileri ve uçakları birbirlerini hemen her gün taciz ediyorlar. Bu tehlikeli gerginlik 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor, fakat 2012 Temmuz ayında Çin’de geniş çaplı Japon karşıtı gösterilere sebebiyet veren bu gerilim Japon hükümetinin bu küçük kayalıkların üçünü Japon asıllı sahibinden satın aldığında başladı. Bu tansiyonun Obama`nın önümüzdeki Japonya ziyareti süresince yükselmesi kaçınılmaz.  

Birleşik Devletler Mayıs 1972`de Okinawa’yı Japonya’ya iade ettiği zaman, 1945 yılından sonra Birleşik Devletler`in bir süre yönettiği bu ihtilaflı kayalıklar da bu devire dâhildi. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Japonya ve Çin ilişkilerini normalleştirdikten bir kaç ay sonra, Japon başbakanı Kakuei Tanaka Çinli başbakan Zhou Enlai`ye adaların statüsünü sordu. Zhou ise bu ihtilaf yüzünden normalleşmenin ertelenmesi yerine, sorunun gelecek kuşaklara bırakılması gerektiğini söyledi. Her iki ülke de adalar üzerindeki egemenlik iddialarını sürdürüyordu.

Onlarca yıl, bu formül işe yaradı. Yine de Japonya’nın idari kontrolü olmasına rağmen, Çin gemileri zaman zaman adacıklar üzerindeki hak iddialarını öne sürmek için Japon karasularına girecekti. Bu tür hadiseler meydana geldiğinde, Japonya bazen Çinli teknelerin mürettebat üyelerini gözaltına aldı, fakat kısa süre sonra da serbest bıraktı. Deniz yüzeyinin altındaki petrol ve gaz rezervlerine dair raporların abartılması bazen kaygıları arttırdı; lakin daha 2008 yılında, iki ülke Doğu Çin Denizi`ndeki ihtilaflı gaz rezervi alanlarının müşterek geliştirilmesine yönelik bir çerçevede mutabık kaldı.

2009`da Çin ve Japonya arasındaki ilişkiler gelişiyordu ve Japon Demokrat Partisi’nin kurultay üyelerinden oluşan büyük bir delegasyon Pekin`e ziyaret gerçekleştirdi. Fakat sonra 7 Temmuz 2010`da Çinli bir balıkçı teknesi bu adacıkların yakınlarındaki Japon devriye botlarına iki defa çarptı ve Japon otoriteler bu balıkçı teknesini alıkoyarak Japonya’ya götürdü. Çin’de Japon karşıtı protestoların başlamasından birkaç gün sonra da, Japonya teknenin mürettebatını serbest bıraktı ancak teknenin kaptanına karşı yasal işlem başlattı. Çin ise buna karşılık aniden ve sert bir şekilde Japonya’ya nadir elementlerin ihracını durdurdu, bunun üzerine Japonya kısa süre sonra kaptanı da serbest bıraktı; fakat Çin hemen hemen iki ay boyunca bu ihracatı tekrar başlatmadı. Çin`in neden böyle tepki verdiği sorulduğunda, Çinli yetkililer başka seçeneklerinin olmadığını çünkü Japonya’nın sanki Japon hukuku ve egemenliğinin kabul edilmişçesine kaptanın üzerine suçu yıktığını belirttiler.

Çin`in gözünden, Japonya 2010`da Çinli mürettebatı tutuklayarak ve 2012`de adaları satın alarak Zhou-Tanaka statükosunu yerle bir etti. Çin ayrıca Japonya’nın sağcı bir militarist milliyetçilik dönemine girdiğine ve bu adaların satın alınmasının, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası sağlanan uyuşmayı yıpratma sürecini başlatmak için, kasıtlı bir gayret olduğuna inanıyor. Çin gemileri Japonya’nın kendi karasuları iddia ettiği adalara düzenli olarak operasyon düzenlemeye devam ediyor. İronik olarak, Çin`in bu operasyonları Japon milliyetçiliğini körüklüyor. Ve bu yüzden adaların etrafındaki bu eylem ve ona karşı tepki iki taraf için eski statükoya dönmeye mahal vermeden devam ediyor.

Başbakan Shinzo Abe`nin Aralık ayında azılı Japon savaş suçlularını neredeyse onurlandıran Yasukuni Tapınağına ziyareti gerilimin artmasını hızlandırdı. Böylece hadisenin büyümesi için fazla müdahaleye ihtiyaç duymayan yangına körükle gidildi. Onlarca yıl Çin-Japon ilişkilerini yakından izledikten sonra, yarım yüzyıl boyunca bu ilişki hiçbir zaman şimdiki kadar kötü olmadı demek doğru bir tespit olacaktır.

Japon ve Çinli liderler defalarca savaş istemediklerini belirttiler. Onlara inanmamak için ortada bir sebep yok. Keza, onlar, dünyanın en büyük ikinci ve üçüncü ekonomilerinin birbirlerine olan karşılıklı ekonomik bağımlılıklarının bozulmasının, kalkınma programlarını ve iç istikrarlarını da kökten bozabileceğinin farkındalar. Gerçek tehlikeler ülke liderlerinin maksatlarında ve kasıtlarında değil, hadiseleri idare etmede yetersiz tecrübe ve rekabetçi bir milliyetçilik iklimi gibi daha özel durumlarda yanlış hesap yapma ihtimalindedir.

Bu durumda, hedefleyebileceğimiz en iyi çözüm, Zhou-Tanaka formülünün ilk halinin bilgeliğini yeniden canlandırmak olacaktır. Bazılarının ortaya koyduğu gibi bunu yapmanın bir yolu, bu adaların bölgenin müşterek iyiliği için bir deniz ekolojisi koruma alanı ilan edilmesi olabilir. Böylece adada yerleşim yeri olmaz ve adalar ya da çevresini kuşatan deniz askeri amaçlar için kullanılmaz. Elbette en iyi çözüm, Çin ve Japonya’nın anlaşma sağlayabilmesidir; fakat bu, bölgenin son gergin atmosferi içinde mümkün olamayabilir. Aynı sonucu elde etmek için diğer yöntemler de araştırılabilir. Mesela, iki tarafta 2008`deki ortak gaz işletim anlaşmasını yeniden değerlendirmeyi taahhüt edebilir. Bu öneri sorunu çözemeyebilir, lakin başka bir yarım yüzyıl için hadiseyi sessizce içten içe ısıtarak kontrolden çıkmasına neden olacak yangından uzak tutabilir.

Joseph Nye Harvard Üniversitesinde profesör ve Harvard Kennedy Siyasal Bilgiler Okulunun eski dekanıdır. Kevin Rudd 2007`den 2010`a kadar Avustralya`da başbakanlık görevini yürütmüştür ve 2013`te tekrar başbakan seçilmiştir.

Çeviren: Serdar Yeşiltay

(Washington Post, Joseph S. Nye ve Kevin Rudd, How to navigate the East China Sea dispute between Japan and China, 19 Nisan 2014)

Çeviren: 

Serdar Yeşiltay

Bülten Aboneliği

 
 

İletişim

Sinan Paşa Mah. Şehit Asım Cad. No:2 Koç Han Kat:4 Beşiktaş/İstanbul
Tel & Fax:+90 212 259 2045
Email: surecanaliz@surecanaliz.org